21 Aralık 2015 Pazartesi

ADI AŞK BÖLÜM 2 PART 1

                                                             BÖLÜM 2 part 1

Ele avuca sığmayan
                       hayalleri olmalı insanların

                                                              Yüksel ŞEKER

                 ''Tak tak'' diye kapı çalınmasıyla,Öğretmen dersi bırakıp çalan kapıya dönüp seslendi.
                 ''Girin''
                 Kapı açıldı.gelen okulun müdürüydü.
                 Onun içeri girmesiyle bütün öğrenciler ayağa kalmıştı.Gerçi Müdürden önce göbeği girmişti içeri.Saçlarının tepesi iyice açılmış yanlarda ve hafif ense tarafında seyrek ve iyice beyazlaşmış saçları vardı.kaşları gür ve dikti.Oldukça sert görünümlü.Otoriter bir yapısı vardı.Hele öğrencilerin saçlarının uzun olduğunu görmesin.Hemen traş makinasını kapar saçların tam ortasından bir yol açar.Öğrencinin bütün dersleri boyunca öyle dolaşmasına neden olurdu.Asla da bundan taviz vermezdi. O yüzden öğrencilerin çoğu okul müdüründen çok korkardı.
                 Müdür eliyle öğrencilerin oturması için işaret yapınca.Öğrenciler sessizce sıralarına oturdu.
                 Öğretmen '' Buyurun müdür bey''
                 Müdür ''Dersinizi böldüğüm için özür dilerim Nilgün öğretmenim.Osman öğretmenim bir kaç öğrenci seçecek.
                 Nilgün Öğretmen ''Tabi buyursun müdür bey''
                 Osman Öğretmen okulun beden eğitimi öğretmeniydi.Okulda eşofmanlarla dolaşır.ve boynunda her zaman düdüğü asılı dururdu.Öğrenciler onu okulun gece bekçisi gibi görürlerdi. Hele zil çalınıp teneffüse çıkıldığında,Bahçede sık sık düdüğünün sesi duyulurdu.Bahçenin kralı oydu. Birinin yanlış bir şey yaptığını yada yanlış yere gittiğini görmesin.Hemen düdüğüne sarılır ve ortalığı düdüğün tiz sesi ile çınlatır.ardından gür sesi ile
                ''Uslu durun'' yada
                '' Gitmeyin oraya'' diye bağırarak öğrencileri uyarırdı Onunda saçlarının tepesi iyice açılmış,ama yanlarındaki saçları ve bıyığı simsiyahtı.Genelde elleri arkasında dolaşırdı.içeri girerken
hepimiz gene ayağa kalmış,Onun oturun işaretiyle gene hepimiz sıralarımıza oturmuştuk. Osman öğretmen Nilgün öğretmene...
                 '' Dersinizi böldüğüm için özür dilerim Nilgün öğretmenim.Okul basketbol takımı için bahçede onları oynarken izlediğim bir kaç öğrenciyi seçtim.Onların adlarını soyadlarını alabilmek için, müdürümüze rica ettim. Sağolsun müdürümüz de kırmadı beni.Bir kaçının sizin sınıfta olduğunu tespit ettiğimiz için buradayız''
                Nilgün Öğretmen '' Buyurun Osman öğretmenim siz öğrencilerimi belirleyin biz sizden sonra dersimize kaldığımız yerden devam ederiz''
                '' Teşekkür ederim Nilgün öğretmenim'' Elinde defteri ve kalemi ile içerideki öğrencileri gözleriyle taramaya başladı.Aradığı kişiyi görünce eliyle işaret edip ''Sen'' diyor sen dediği öğrencide ayağa kalkıyordu.Bu şekilde ikisi kız üçü erkek tam beş köğrenci seçmişti.
                 Osman öğretmen seçtiklerine dönüp kız öğrencilerden başlayarak tek tek seçtiği öğrencilerin adını soyadını sormaya başladı.
                 '' Senin adın soyadın ne kızım''
                 ''Münevver Yıldız öğretmenim'' sonra diğerine sordu
                 ''Sıdıka Duran öğretmenim'' İsimleri defterine yazdıktan sonra erkek öğrenciler dönüp.
                 '' Sizlerde adınızı soyadınızı söyleyin çocuklar'' dedi.Ayakta bekleyen öğrencilerde tek tek isimlerini söylediler.
                 '' Hayati Boyla öğretmenim''
                 '' Aytaç Uğral Öğretmenim''
                 '' Cevher Yurdakul öğretmenim''
                 Osman öğretmen onlarında isimlerini yazdıktan sonra öğrenciler dönüp
                 '' Çocuklar dersleriniz bittikten sonra Basketbol potalarının bulunduğu alt bahçeye inin orada ben gelinceye kadar sessizce bekleyin olur mu''  dedi
                 Öğrenciler ''Tamam öğretmenim'' deyip sıralarına oturdular.Osman öğretmen Nilgün öğretmene dönüp.
                '' Teşekkür ederim öğretmenim,dersinizi böldüğüm içinde tekrar özür dilerim''
                '' Rica ederim Osman Öğretmenim''
                Okul müdür ve beden eğitimi öğretmeni sınıftan çıkınca Nilgün öğretmen öğrenciler dönüp
                '' Eveeet çocuklar nerde kalmıştık'' dedive Osman öğretmenin seçtiklerine
                '' Sizler de öğretmeninizin ne dediğini duydunız değilmi çocuklarım'' dedi seçilen beş öğrenci kafalarını sallayarak'' Duyduk öğretmenim'' dediler ve derse kaldıkları yeden devam etmeye başladılar.
                Nilgün Öğretmen orta boylu,saçları siyah ve omuz hizasında olan ve sürekli boyu diz kapağında olan eteğiyle dolaşan,iki kız çocuğu annesi ve oldukça güzel bir kadındı.Öğrencileri onu çok seviyordu.Okulun en sevilen öğretmenlerinden biri belkide ilkiydi.
                 Son ders zili çalmış bütün öğrenciler okulu boşaltmaya başlamıştı. Nilgün öğretmenin sınıfından seçilen öğrenciler koşturarak basketbol potalarının bulunduğu alt bahçeye inmişlerdi.Dile kolay okulun basketbol takımına seçilmişlerdi.Aşağı inince onlar gibi bir çok öğrencininde orada olduğunu görmek biraz hayal kırıklığına uğratmıştı onları.Demek ki daha tam seçilmemişlerdi Çocuk aklıyla bile bunu anlayabilmişlerdi.Bir seçme daha yapılacaktı.
                Seçilen bütün öğrenciler sessizce Osman öğretmenin gelmesini bekliyorlardı.Seçilmeyen diğer öğrenciler okulu boşalttıktan sonra.Osman öğretmen aşağıya Çocukların yanına indi.
                ''Çocuklar okul basketbol takıma girmek için seçilmiş bulunuyorsunuz.Şimdi sizden evlerinize gidip şu verdiğim kağıdı anne,babanıza imzalatmanızı istiyorum. Eğer onlar da izin vereceklerse bu verdiğim kağıdı imzalayıp bana geri göndersinler'' dedi ve kağıtları tek tek öğrenciler dağıttı.
              Cevher öğretmeninin dağıttığı kağıdı aldı okumaya başladı kağıtta...
              Sayın Veli..
              Oğlunuz/Kızınız okulumuzun basketbol takımına girebilmek için seçmelere ayrılmıştır.Sizinde onayınız olursa önümüzdeki bir ay için hafta da iki gün Salı ve Perşembe günleri iki saatlik basketbol eğitime tutulacaklar. Bu bir ay sonunda içlerinden bazıları okul takımına seçilecektir.Eğer bu çalışmalara katılmasını istiyorsanız lütfen alttaki alanı doldurup izmalayınızve bize ulaşmasını sağlayınız.Teşekkür ederiz
                                                                                   Mimar Sinan İlkokul Beden Eğitimi Öğretmeni
                                                                                                          Osman İPEK
Oğlum/Kızım     ...............  ............. in okul basketbol takımı seçmelerine katılmasına izin veriyorum
                                                                                                         Öğrenci Velisi              İmza
                                                                                                            Ad Soyad
                                                                                                  .....................................  .........................
              Sonra bunu çantasından çıkardığı defterin arasına koyup,defteri gene çantasına koyup diğer öğrencilerle beraber heyecan içinde evinin yolunu tuttu.
       
               Büyükbaba burada durup derin bir nefes aldıktan sonra kızlara dönüp.
               ''Bu akşamlık bu kadar yarın okulunuz var hadi bakalım yataklarınıza''
               Kızlar
               '' Ama dede daha yeni başlamıştın.Ne oldu onu söyle bari imzaladımı sizinkiler''
               ''Yarın akşam kızlar,yarın akşam''
              Zülal '' Offf dede ya yarın akşama kadar çatlarız biz meraktan''
              ''Hadi bakalım şımarıklar.Doğru yataklarınıza Bırakın şımarmayıda yarın ki derslerinize bakın siz.Akşam yemekten sonra devam ederim anlatmaya''
             Pınar '' Hadi yatalım Zülal deden bizi meraktan çatlatmaya karar verdi anlaşıldı'' deyip kanepeden kalkıktılar Zülal le beraber.
             Büyükbaba '' Siz yatın bende birazdan yatarım.Hele şu bardağımda bitsin''
            ''Tamam büyükbaba'' deyip iyi geceler dileklerini iletirlerken Büyükbabanın yanaklarına bir öpücük daha kondurup yanaklarında biraz daha ruj izi bırakmaktan da geri kalmadılar. Kızlar sırayla lavobaya girip hem yüzlerindeki hafifte olsa yapmış oldukları makyajı silmiş.Hemde gece rahat uyumaları için tuvaletlerini yapmış. Usulca odalarına çekilmişti.
           Kızlar odalarına çekilince büyükbaba son kadehi bir dikişte bitirmiş.Bardağını sabah kaldırmak üzere masanın üzerine bırakmış ve kanepeden sanki bütün akşam içen o değilmiş gibi kalkıp aynanın karşısına geçmiş.Aynayla sohbete başlamıştı.
           '' Gördün mü meraklıları ille de bizi anlatmamızı istiyorlar. Bende anlatmak istiyorum artık.Kızmadın değil mi anlatmak istememe'' dedi.Sonra yan koltuktaki örtüye uzanıp örtüyü aynayı örtmek için eline  aldı.Aynayı örterken
          '' İyi geceler Ömrümün Nuru'' dedi ve aynayı bir güzel örtüp.Usulca daha kaç gece yatabileceğini bilmediği yatağına dinlenmek üzere odasına doğru yürüdü....
                           
 
                 
               

20 Aralık 2015 Pazar

ADI AŞK BÖLÜM 1 PART 6

        Hayatta ki en büyük kazancınız
                                                         seçtiğiniz arkadaşlarınızdır.

                                                                                                    Yüksel ŞEKER

               Sevgililer otobüse bindikleri gibi soluğu Pınarın bayramyeri durağından konağa inen varyantta bulunan Zübeyde hanım kredi ve yurtlar kurumu,kız öğrenci yurdunda almışlardı.
                Pınar Muratla Önere aşağıda beklemelerini Onların yurda girmesinin yasak olduğunu,Kendisinin Zülalle önce yurdun Müdiresine çıkıp,Müdire Hanımla görüştükten sonra.Pınarın odasından bir iki parça eşya alıp hemen döneceklerini söyledi.
                Murat la Öner tamam dercesine başlarını sallayıp
                ''Sizi burada bekliyoruz.Siz çıkıp işlerinizi halledin'' dediler.
                Zülalle Pınar yurdun kapısından girip,Müdire hanımım bulunduğu odaya gitmek için,üst kata çıkacak merdivenleri tırmanmaya başladılar.Müdire hanımın odası,bir üst katta,katın en sağında o katın en büyük odasıydı ve kapını üstünde kocaman  Müdür tabelası bulunuyordu.Kapının önlerine gelince Pınar nazikçe kapıyı tıklattı.İçeriden ''Girin'' sesini duyunca kapıyı açtı Zülalle beraber içeri girdiler.
               Önce Pınar sonra da Zülal
               ''İyi akşamlar Müdire Hanım'' dediler
               Müdire Hanım da olanca şefkatli sesiyle.Masasından kalkıp önlerine geldi ve Pınara
               ''İyi akşamlar güzel kızım''Sonra Zülale dönüp
               ''Sana da iyi akşamlar kızım'' dedi
              Müdire hanım ellili yaşlarında,hafif topluca olsa da her haliyle bakımlı,sempatik anaç bir kadındı.Yurttaki kızların yanlarında olmayan anneleri gibiydi.Kurallara uyulmasını seven bir yapısı vardı.Asla bu konuda taviz vermez ama bunu kimseyi fazla kırmadan sevgi ile yapmaya çalışırdı.Yurttaki kızların hem biraz çekindiği hemde çok sevdikleri biriydi.Yeri geldi mi kimin ne sorunu varsa ilgiyle dinler ya o konuyla ilgili fikrini söyler yada kendisinin yapması gereken bir şey olduğuna inandı mı.Üşenmez ve mutlaka yapardı.Adı Aysel idi.O,yurtta kalan kızların deyimiyle hepsinin Aysel anneleriydi ve ona Müdire hanımdan çok Aysel anne diye seslenir onunla isimle konuşmaları gerektiği zaman mutlaka Aysel anne diye konuşurlardı.
              Pınar ''Aysel anne''
              Zülali gösterip.
              '' Tanıştırayım  Aysel anne.Okuldan arkadaşım hatta arkadaşımdan öte kardeşim ablam diyecek kadar çok sevdiğim Zülal''
             Zülal Müdire hanıma biraz daha yanaşıp elini uzattı
             '' Merhaba efendim'' dedi
             Müdire hanım kendisine uzatılan eli havada karşılayıp
            '' Merhaba güzel kızım''dedi.
            Zülal müdire hanımın elini nazikçe öpüp alnına götürdükten sonra bir adım geriye gidip Pınarın yanına geçti
            Pınar ''Aysel anne babam sizi aramış sanıyorum''
            Müdüre Hanım '' Evet kızım baban beni aradı.Durumu bana bir güzel anlatıp senin için hafta sonuna kadar izin vermemi istedi.Senin o süreç içinde çok sevdiğin bir arkadaşında misafir kalacağını söyledi''
            ''Evet Aysel anne Zülalle bizde onun için beraber geldik zaten.Sizinde yanında kalacağım arkadaşımı görmenizi istedim''
             '' Sağol kızım bu nazik ve güzel hareketin için teşekkür ederim.Hadi oturun biraz konuşalım bakalım''
             '' Şey Aysel anne biz şimdi oturmasak.Aşağıda bizi bekleyen arkadaşlarımız var.İznin olursa biz birkaç eşyayı alıp,Zülallere geçmek istiyoruz.Arkadaşlarımızda eşyalarımızı taşımamızda  yardımcı olmak amacıyla bizle beraber buraya kadar geldiler.''
               ''Peki kızım,Nasıl isterseniz''
               Pınar bir kağıda bir şeyler yazıp Müdüre Hanıma uzattı
               '' Aysel anne bu Zülalin Büyükbabasının ev telefon numarası  ve Büyükbabanın cep telefon numarası.Sizde de bulunmasını istedim''
               Müdüre Hanım Pınarın ne demek istediğini hem anlamış hemde bu kadar güzel düşünmesine sevinmişti,Bir kez daha yurtta ne kadar çok sevilip sayıldığını hissetmesine neden olduğu için Pınarın yanına gelip Pınarın ve Zülalin yanaklarından öpüp
              '' Teşekkür ederim güzel kızım'' demeyi ihmal etmemişti.
              '' Bir saniye kızlar'' dedi masasına gitti masanın altında duran zile bastı.Az sonra kısa boylu hani tabiri caizse Adile Naşit benzeri tombul yanaklı,sevecen yüzlü hem kızların hem de yurdun bakıcısı olduğu her halinden anlaşılan bir kadın  kapıyı çalarak içeri girdi.Odada bulunanlara bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
              ''Buyurun Müdüre Hanımcığım''
              Müdire Hanım gelen bayana nazikçe
              '' Hatice Hanım Pınar kızımız hafta sonuna kadar'' Zülali göstererek
              '' Zülal di değil mi'' diye sordu Zülale
              '' Evet efendim Zülal doğru söylediniz''dedi kibarca Zülal de
              Müdire hanım Hatice Hanıma dönerek sözlerini tamamladı
              ''Zülal kızımızda kalacak.Pınarın ailesininde onayı ve bilgisi dahilinde.Seninde haberin olsun. Olur ya hafta sonu ben olmadan gelirse, kapıyı açmamazlık yapmayasın''
              '' Elbette Müdüre Hanım elbette açarım.Kuzumu dışarda bırakacak değilim ya''
              Bu samimi ve içten yapılan konuşma üzerine dördü de gülüştüler.
              Kızlar Müdire Hanımdan izin isteyip Pınarın kaldığı odaya doğru yöneldiler.Pınar bir üst katta bulunan öğrenci yatak odalarından birinde kalıyordu.Oda numarası 205 idi ve o odada iki bayan arkadaşı daha kalıyordu.İçeri girmeden kapıyı çalmayı ihmal etmedi Pınar.Kızlar odadaki masa da oturmuş hem çaylarını içiyor hemde derslerin çalışıyorlardı.Kapının çalınmasıyla başlarını kaldırmış.Odaya kimin girdiğine bakmışlar dı.Pınar'ın yanında bir arkadaşı ile geldiklerini görünce
             ''Bizim Pınar hanımda en nihayet teşrif ettiler'' dedi
             '' Arkadaş kim''diyede sormayı ihmal etmedi.
             Konuşan yurdun en sert denilebilecek kızıydı.adı Aylin di.Sert erkeğe benzeyen bir yüze sahipti,kısa küt kesilmiş saçları ile hani şu herkesin dilinde olan Erkek Fatma tabiri tam onun için söylenmiş bir yakıştırmaydı sanki.Aylin sert mizaçlı,sözünü lafını sakınmayan,Argo konuşmaktan da çekinmeyen ve sık sık küfür eden, Ege üniversitesi Kimya fakültesi üçüncü sınıfında okuyan kumral Kahve renkli gözlü kızdı.Yanında ders çalışan Zeynep te onun tam tersi bir mizaça sahipti.Zayıf ve narin bir görüntüsü altında konuşurken sesi bile zor duyulan esmer ela gözlü Ekonomi üniversitesinde mali müşavir olmak için okuyan.Hanım hanımcık çıtkırıldım Ayşe denilebilecek bir kızdı.
           Pınar '' Merhaba arkadaşlar'' Zülali göstererek
           ''Sizi Zülalle tanıştırayım'' dedi Önce Aylin le sonra Zeynep le tanıştırdı
           ''Arkadaşlar ben bir süre Zülaller de kalacağım'' demesiyle Aylin küfrü bastı
           '' Has siktir''
           Pınar Aylin'e şöyle bir bakıp geçti.Alışmıştı artık onun küfürlü kelimelerine.Nerdeyse iki yıldır aynı odayı paylaşıyorlardı.Aylinin kaba saba bir görüntüsü vardı ama harbi kızdı.Asla arkadaşlarını satmaz gerekirse onlarla ölüme bile gidebilirdi ve bunu Pınar çok iyi biliyordu.
           Zeynep ''Sonra geleceksin ama değil mi'' dedi
           ''Bilmiyorum Zeynepciğim bu hafta sonu belli olacak.Annemle babamda gelecekler ondan sonra hep beraber ne olacağına karar vereceğiz'' deyince Aylin gene küfrü bastı
           ''İki kere has siktir'' Zeynebe dönüp
           '' Anla artık ham salak kız Pınar da gidici buralardan.Eeee normal tabi sıkıldı bizden gidecek''
           ''Aşk olsun Aylin gitsem bile sizi unutacağımı mı sandınız.Kaç zamandır sizlerle  aynı odayı dertlerimizi,sırlarımızı arkadaşlığımız paylaşıyoruz burada,Öyle bir çırpıda silinip atılacak şeyler mi bunlar.Gitsem bile sık sık sizlerin yanına geliriz hemde Zülalle beraber''
           Zülal '' İnanın kızlar sizi ilk defa görüyorum ama Pınar sizi bana öyle anlattı ki sokakta görsem sizleri tanıyabileceğimi söyleyebilirim.''
           Zeynep '' Seni de burada anlata anlata bitiremezdi zaten.Bizde tanırdık seni yolda görsek değil- mi Aylin''
           ''Anaaa kıza bak gördü fıstık gibi kızı dili çözüldü bu şapşalın''
          Zülal biraz ağır bulsa da bu sözü diğer ikisinin hiç alınmadığını anlayınca sessiz kalmayı ve onların gülmesine ortak olmayı tercih etti.
            Aylin '' Ne zaman gideceksin,hemen mi''
            ''Evet hemen'' dedi
            '' Erkek arkadaşlarımız aşağıda bizleri bekliyor'' deyince iki kızda hışımla masadan kalkıp pencereye koştular. Aşağıya bakınca Aşağıda bekleyen iki genci gördüler.Aylin dayanamadı...
            '' Ufffff kızlar kapmışsınız yakışıklıları.Helal olsun size beee.Kız Pınar var mı bunların onlar kadar yakışıklı arkadaşı,akrabası,kardeşi ha varmı.Varsa tanıştırın onlarla bizi de''
            Hep beraber gülüştüler.Zeynep
            '' Bakmayın siz buna erkeksizlik kafasına vurdu herhalde''
           Bu sefer herkes şaşmıştı.Zeynep kendini aşmıştı. Pınar lafı patlattı
           '' Bak Aylin bak en sonunda Zeynebi de ne yaptın ettin kendine benzettin''
           Aylin koltuklarını kabartarak
          '' Herhalde yani,ne zannettin sen beni.Aha şuraya yazıyorum bir iki aya kalmaz benden daha iyi küfretmezse bu kız,adiyim lan ben adiyim''
           Kahkahaları odayı kaplamıştı.
           Pınar '' Sohbete doyum olmaz kızlar aşağıdakiler ağaç olmadan evdeki büyükbaba da telaşlanmadan biz yola çıkalım''
           Aylin '' Haklısın hadi sana yardımcı olalım''
           Hep beraber bir çantaya Pınarın ayarladığı eşyalarını doldurdular.Birbirlerine sarılıp vedalaştılar.
            Aylin '' Bana bak kızım olur da orada kalacak olursan,sakın bizi unutma.Çık gel özletme kendini.Yok eğer gelmezsen Anam avradım olsun gelir seni bulur bir güzel döverim''
           Pınar Ayline tekrar sarıldı. Aylininde sevgisini gösterme yolu buydu işte,Gözleri doldu
          '' Sus kız ağlatacaksın şimdi beni.Elbette gelirim. Söz gelmezsem dövme hakkın sende saklıdır''
          '' Allaha emanetsiniz'' diyerek arkadaşlarından Zülalle beraber ayrıldı Pınar
          Hızla aşağıya indiler.Dışarıda onları bekleyen Muratla Öner onların kapıdan çıktıklarını görünce
          Murat '' Bizde yatıya kalacaksınız sandık sizi,bizi burada unutup''
          Zülal Murat'a elini uzatıp
          '' Kusura bakmayın aşkım ya '' deyip sevgiyle elini tuttu.
         Murat Zülalin elini tuatan elini yavaşça dudağına götürdü ve yumuşacık bir öpücük kondurup
         '' Şaka yaptım aşkım,Sen geleceğim de ben bir ömür beklerim seni''
         Zülal Muradı kendine çekip sımsıkı sarıldı
         '' Aşkımsın sen benim'' dediği anda Zülalin telefonu çalmaya başladı.Zülal telefona bakmadan arayanın büyükbabası olduğunu tahmin etmişti.Geç kaldığı için merak etmişti.Kendine kızdı haber vermediği için ama ona sürpriz yapmak istiyordu. Telefonu açtı.
         '' Dedeceiğim yoldayım merak etme şarzım az kaldığı için arayamadım seni.Birazdan gelirim.Şarzım bitmek üzere'' dedi ve bilerek telefonunu tamamen kapattı.
           Arkadaşlarına dönüp
          '' Akşam ona sürpriz yapmak istiyorum,Hem biliyormusunuz.Bugün onun doğum günü''
          Öner '' Oooo O zaman öyle eli boş gidilmez eve''
          Pınar '' Haklısın aşkım hadi gidip büyükbabaya bir şeyler alalım. Mesela yeni bir keman''
          Zülal Pınarın sözünü keserek
          '' Güzel düşünüyorsun canımda Hayatta kullanmaz başka keman.Anemlerde çok güzel bir keman almışlardı gene bir doğum gününde ona.Ogün dedemin çok mutlu olacağını sanırken.Hayatımız boyunca hiç görmediğimiz kadar sinirli olmuş.Kemanı derhal geri götürmelerini istemişti.O gün annemin ne kadar gözyaşı döktüğünü anlatamam size''
          ''İlginç'' dedi Murat
          '' Demek ki büyükbaban için aşırı bir değeri aşırı bir önemi var o kemanın.Neden öyle davrandığını veya o kemanın ne özelliği olduğunu anladınız mı,Deden hiç anlatmadı mı bu konuda sana bir şey Zülal''
           ''Yok asla anlatmaz.Korkarım bu gizem onunla beraber mezara gidecek''
           Hepsi susmuş.Kafalarının içinde kendilerine göre bir senaryo yaşıyorlardı bu konu üzerine. Sessizliği Zülal bozdu
           ''Hadi acele edelim''
           Bunun üzerine Murat hemen bir taksi çevirdi.Ellerindeki çantaları arabanın bagajına koyup.Kendisi arabanın önüne diğerleri de arka koltuğa yerleştiler.Murat şöföre yüzünü çevirerek
           '' Hatay nokta durağı na'' dedi ve ekledi
           '' Yalnız üç yolda açık bir Pastane ve açık bir mağaza bulursak  bir şeyler alacağız.Sakıncası olmaz değil mi'' diye sordu
           Taksici '' Ne sorunu sayın abim,elbette olur''  dedi arabanın gaz pedalına dokunup yola koyuldu.
           Önce Üçyol  beton yolda bulunan Hale pastanesinden küçük krokanlı bir pasta aldılar.Sonra az ötede açık buldukları bir gömlekçinin önünde durup içeri girip. XXL beden açık kahve renkli kareleri olan Bej renkli bir gömlek alıp bir güzel paket yaptılar
          Zülal alış verişe erkek arkadaşları ile çıktığına pişman olmuştu.Bütün hepsinin paralarını onlar karşılamıştı. Onlara dönüp
         '' Bakın her şeyi siz karşılıyorsunuz bu olmaz.Sizde sonuçta öğrencisiniz.Hiç değilse bırakın Çiçeği kendi paramla alayım olur mu?''
         Murat '' Tamam aşkımda biz hem ailemizden destek görüyor hemde kendi kazançlarımızı kazanıyoruz biliyorsun''
         '' Biliyorum aşkımda bırakın dedeme bir hediyeyi de kendi paramla alayım''
         Öner ''tamam tamam çiçekleri sen al''
         Arabaya binip bir çiçekçinin önünde durdular.
         Zülal Muratla arabadan indiler çiçekçiye girip Bir çiçeği güzelce buket yaptırdılar. Buketi alıp arabaya döndüler Öner çiçeğe bakıp ''
         ''Bu çiçeğin adı ne ilk defa görüyorum''
         ''Melisa çiçeği'' dedi Zülal ''Dedemin en sevdiği çiçek''
         Öner ''Biliyormusun Zülal çok ilginç bir deden var''
         ''Biliyorum Öner onu o yapan da o özellikleri zaten.Kimse onun gibi olamaz''
         Taksi tekrar yola koyulmuş Murat Reis camisinin önünden geçip Askeri hastanenin altından Necati bey ilk okulunun önüne gelmiş evin önünde gelmeden biraz yukarıda taksinin bedelini bahşişiyle beraber ödeyip,bagajda ki eşyalarını da alarak taksiden inmişlerdi.
         Ayrılma zamanıydı artık
         Zülal ''Hadi siz de gelin'' dediyse de ikisi de
         '' Bugün özel bir gün ve siz bunu doya doya yaşayın,Başka bir gün  bizde geliriz diye nazikçe bu teklifi ret ettiler''
         Vedalaşıp evlerinin yollarını tuttular.
          Zülal evin içine girince büyükbabasına seslendi.
          '' Büyükbaba ben geldim''
          İçeriden büyükbabanın sesi duyuldu.
          '' Hoş geldin Prensesim. Ben salondayım''
          Zülal içeri girerken Pınara sessiz olmasını söylemişti.O yüzden Pınar hiç sesini çıkarmıyordu.Ellerindeki eşyaları mutfağa bırakıp.Sadece müzik aletleri ve aldığı çieçek ellerinde sessizce salona girdiler.
          Büyük baba onlara arkası dönük salonda aynanın karşısına bir masa çekip oturmuş,Masasını da mezelerle donatmış Bardağına rakısını da doldurmuş ufak ufak demleniyordu.İkisi de anlamıştı büyükbabanın ne yaptığını.Aynanın perdesi alınmış itina ile katlanıp yandaki boş koltuğa konulmuştu. Ayna da ne görüyorsa artık onunla oturmuş içkisini yudumluyordu.Büyük baba bunu yılda iki kere yapardı. Biri doğum gününde diğeri  Temmuz ayının on beşinde.Hiç sektirmeden düzenli olarak yaptığı şeylerden biriydi bu büyükbabanın.
          Zülal ''Dedeciğim bak sana kimi getirdim'' diye dedesine seslendi
          Büyükbaba heyecanla arkasını döndü.Zülalin Yanında duran Pınarı ellerinde en sevdiği çiçekle dururken gördü.Sevinçle yerinden kalktı.
         ''Hoş geldiniz kızlarım hoş geldiniz'' sonra merakla torunu Zülalin gözlerine dikti açıklama bekliyordu.
          '' Evet büyükbabacığım anne,babası Pınarın bizle kalmasına izin verdiler''
         Büyükbaba seviçten çılgına dönmüş gibiydi.
         ''Teşekkür ederim ailene teşekkür ederim.ikinci bayramımı yaşattılar bana.''
         Zülal le Pınar büyükbabanın ellerinden öptüler.Pınar çiçeği Büyükbabasına uzatıp bu size'' dedi
        Büyükbaba çiçeği özenle aldı.önce göğsüne bastırdı.sonra burnuna götürdü.Derin bir koklamanın ardından.
         'Teşekkür ederim kızım beni çok mutlu ettiniz. Rabbim de hep sizleri mesut bahtiyar etsin''
         ''Hadi geçin yorulmuşsunuzdur önce biraz dinlenin.Yemeğiniz buzdolabında.Bir şeyler atıştırın sonra masama gelip bize katılın dedi.Dolapta sizin içinde içecek bir şeyler var.
          Zülal le Pınar denilenleri yapmış buzdolabında kendileri için buluna Tuborg gold biralarını da alıp iki sandalye çekip masaya büyükbabanın biri sağına diğeri soluna geçip oturmuşlardı.Biralarını bir bardağa doldurup, Büyükbabayla beraber havaya kaldırmış.
          ''Şerefe''diyerek önce bardakları birbirleriyle tokuşturmuş.Sonra dudaklarına içmek için götürmüşlerdi. üçü de çok mutluydular.
           Zülal masadan kalkıp mutfağa koyduğu gömleği almış dedesinin yanına geri dönmüştü.
           '' Nice yıllara dedeciğim,sağlıkla huzurla mutlulukla'' demiş gömleği dedesine uzatmıştı''
           Büyükbaba '' Allahım sen ne büyüksün şimdi iki güzel torunum oldu ve ne güzel mutluluktur ki ikisi de yanımda''
           Kızlar sandalyelerinden kalkıp Büyük babanın iki yanağını bölüşerek ruj izlerine boğdular...
           Saat epeyce ilerlemişti Zülal Büyükbabasına dönüp.Büyük babanın hafifte alkollü olmasını da kullanarak
             '' Sözün vardı Büyükbaba Pınar da yanımızdayken anlatacaktın bize.Bugünden daha güzel bir gün olurmu anlatmak için.Ne dersin ha büyükbaba''
             '' Peki öyle olsun madem ki o kadar çok öğrenmek istiyorsunuz.Size anlatacağım ama önce şu masayı kanepeye doğru taşıyalım orada otururuz.Uzun bir hikaye olacak çünkü''
             Zülal le pınar hemen denileni yaptılar. Büyükbaba kanepenin ortasına oturmuş elindeki rakı bardağını kafasına fondip yapıp içmiş.Derin bir nefes alarak
             '' Hazırmısınız dinlemeye''
             İkisi de heyecan içinde anlatılacakları bekliyorlardı hazır ne demek.Özellikle Zülal çoktan hazırdı ve bugünü iple çekiyordu.Kafasının içindeki senaryo hep babaannesiyle ilgili oluşturduğu idi.ve dinlemek için çoook beklemişti.Hazır ne demekti hamhazırdı hamhazır''
             '' Evet büyükbaba ikimizde hazırız ve can kulağı ile seni dinliyoruz''demekle yetindi
             Büyükbaba derin bir nefes daha çekip anlatmaya başladı...
             '' Bundan çok çok uzun yıllar önceydi......

19 Aralık 2015 Cumartesi

ADI AŞK BÖLÜM 1 PART 5

   Hayat her şeye izin verebilir ...
                                                             ya aşka...

                                                  Yüksel ŞEKER


                   ''Dedeeeeee biz çıkıyoruz''
                   ''Tamam kızım Allah zihin açıklığı versin.Kendinize dikkat edin ve akşama güzel haberlerle gelin''
                   İki arkadaş gülüştüler
                  ''İnşallah büyükbaba inşallah''
                  Zülal'le Pınar okula gidebilmek için evden çıkıp,Otobüs durağına doğru yürümeye başlamışlardı.Pınarın telefonu çaldı.Arayan Öner di. Pınar telefonu açtı telefonunu kulağına götürürken Zülale dönüp
                 ''Bizim kahramanlar geldi herhalde''
                  Zülal gülümsedi. Pınar telefonu kulağına götürüp
                 ''Efendim canım''
                 '' Aşkım  Muratla beraber duraktayız, sizi bekliyoruz''
                 '' Gördük sizi tatlım.Geliyoruz yanınıza''
                 Muratla,Öner de onları görmüş. Hızla yanlarına gidip ellerindeki yüklere yardımcı olmak amacıyla, müzik aletlerinin bulunduğu kılıfları,kendileri taşımak için ellerinden almışlardı.
                Birbirleriyle günaydınlaşma kısmını hallettikten sonra.Murat büyükbabayı sordu
                '' Nasıl oldu büyükbaba Zülal''
                '' Şu anda sizden daha zindedir emin olun'' diye şakayı patlattı Zülal.Sonra ciddileşip
                '' Şükür hayatım şükür şu anda durumu iyi.Her şey normale döndü.''
                İki genç bayan sevgililerinin kanatları altında koruma da gibiydiler,Birbirlerine sokulmuş vücutlarının sıcaklığını ve sevginin,aşkın yarattığı güven hissini yaşıyorlardı. Pınar
                '' Biliyormusunuz ne oldu''
                 Öner'' Ha ha biliyoruz biliyoruz,Bilmez olurmuyuz''diye kafasını töbe töbe der gibi sallayıp konuşmasına devam etti.
                 ''Nereden bileceğiz aşkım ya.Sen söylemezsen''
                Gülüşmelerin ardından Zülal
                ''Büyükbabam Pınarın da bizimle,bizim evde yaşamasını istedi.Tabi Pınarın ailesi izin verirse''
                ''Güzel olur valla'' dedi Murat Bu fikri beğenmişti
                ''Harika olur güzel olur da laf mı yani Murat''diye ekledi Öner. Pınara bakıp
                ''Annenler ne diyor bu fikre,görüştün mü onlarla''
                '' Yooo daha görüşmedim,ders arasında Zülalle buluşur Annemlere telefon açar.Durumu güzelce izah eder.anlatırız''
                ''Tamam o zaman derslerimiz bitti mi Takıntı cafe de buluşur sonucu bize de bildirirsiniz.Olur mu ?'' Pınar
                '' Elbette Murat. Tabi ki,Güzel olur. Ders çıkışı Takıntı cafe de buluşalım.''
                Onlar konuşurken,binecekleri otobüste durağa yanaşmıştı.Hemde otobüs şaşılacak derecede boş gelmişti.Zülal
                '' Oooooo bugün şanslı günümüzdeyiz anlaşılan.Baksanıza otobüste oturacak yer bile var.Bugün her şey güzel olacak Allah'ın izniyle.''
                Sevgililer gülüşerek otobüse binip,boş koltuklara yerleştiler.Az sonra bu Otobüsün neden boş geldiği anlaşıldı.Onlar Otobüste buldukları boş koltuğa otururken. Otobüsün yanından aynı yöne giden,ağzına kadar tıka basa dolu diğer Otobüs geçmişti.Bir iki durak sonra bindikleri otobüste tıka basa dolmuş,diğer otobüs duraklarını inecek yoksa es geçmeye başlamışlardı.
                Otobüs kampüsün önündeki durağa yanaşınca.Dördü de diğer öğrencilerle beraber otobüsten inmiş,Otobüsteki öğrencilerin aşağı inmesiyle,Otobüs nerdeyse bomboş kalmıştı.Genç aşıklar diğer öğrencilerle beraber kampüse girdiler.Akşam ders çıkışı buluşmak üzere okudukları Fakülte binasına gidebilmek için birbirlerinden ayrıldılar.Pınarla Zülal Aynı fakültede okudukları için beraber gidiyorlardı.Zülalle Pınar Fakülte içinde hemen hemen her ders sonrası buluşuyorlardı.Gene de Pınarın ailesine telefon etmek için birbirleriyle iki saat sonra buluşmak için randevulaştılar.İki saat sonra Pınar ailesini arayacak ve durumu onlarla konuşacaktı.Birbirlerine '' İyi dersler canım'' dedikten sonra sınıflarına yöneldiler
               Her ikisi içinde o iki saat geçmek bilmemişti,Ellerinden geldiğince kendilerini derse vermeye çalışıyor ama akılları Pınarın ailesi ile yapacağı telefonda olduğu için bunda pek başarılı olamıyorlardı.İçten içe dua'lar okuyup Pınarın anne ve babasının Pınara izin vermelerini diliyorlardı.
               En nihayet o iki saat geçmiş kızlar heyecanla buluşmuşlardı,her hallerinden heyecanlı oldukları belli oluyordu. Zülal
               '' Hadi Pınar,zamanı geldi.Ara anneni''
                Pınar ellerinin titremesine engel olmaya çalışarak.Bir yandan telefona bir yandan Zülale bakarak
               '' Söylemesi yapmasından daha kolay tabi,Nede olsa arayacak benim.Değil mi ?''
               İki arkadaş birbirlerine gülüşerek baktı. Zülal yani der gibi başını yana doğru hafifçe eğip
               ''Hadi ara artık.İçimden bir ses onaylayacaklarını söylüyor''
               ''İnşallah'' deyip,derin bir nefes aldı Pınar
               ''Yaa Allah bismillahhh'' deyip.Annesinin telefon numaralarını tuşlamaya başladı.Telefon az sonra çalmaya başlamıştı.İkisinde de heyecan son haddine ulaşmıştı.Birbirlerinin kalp atışlarını duyar gibi oluyorlardı.Telefon çalıyor ama karşıdan açan olmuyordu.Pınar''İşlerimi var acaba''diye aklından  geçirirken. Karşıdan telefon açıldı.Annesi heyecan ve merakla.
              '' Kızım,Prensesim.Hayırdır inşallah bir şey mi oldu.Sen bu saatte bizi aramazdın.Telaşlandırdın beni.Ne oldu kuzum''
              '' Annemmmmm Telaşlanma annem telaşlanma bir şey yok.Bir şey yok derken kötü bir şey yok yani Anneciğim''
              '' Ohhh şükür Rabbime. Sen bu saatte arayınca elim ayağım boşaldı.''
              ''Anne ben seni neden aradım biliyormusun''
              '' Nerden bileyim a güzel kızım''
              '' Hani dün akşam Zülal'lerde kalabilmem için izin vermiştiniz ya''
              '' Evet canım verdiydik.Hayırdır bir şey mi oldu orada,Çatlatma insanı meraktan.Ne söyleyeceksen söyle''
              '' Anne dün akşam her şey harikaydı'' Bunları söylerken.aklından akşam büyükbabaya olanları anlatmayı uygun görmemişti Pınar.Eğer anlatırsa Zülaller de kalmasına izin vermeyebileceklerini düşünmüştü.
              '' Zülalin dedesi de harika biri.Hem biliyormusun anne, Büyükbaba da benim gibi Keman çalıyor.Görsen gözlerine inanamazsın,Harika çalıyor üstelik''
              '' Sevindim kızım sevinmesine de bu aramanın Zülalin dedesiyle ne alakası var,onu anlamadım''
             '' Annem biliyorsun sizden çok fazla şey isteyen bir kız değilim''
             '' Bunu bana söylemene gerek yok prensesim.İnsan kızını tanımaz mı''
             '' Ama şimdi sizden bir şey isteyeceğim''
             '' Neymiş o,çıkar ağzındaki baklayı bakalım.Merak ettim.''
             '' Anne yanıt vermeden önce beni iyice dinle ve sözümü kesme lütfen olur mu''
             '' Peki kızım.Seni dinliyorum''
             ''Dün akşam Zülallerde kaldık ya''
             '' Eeee''
             ''Hani önce dinleyecektin''
              ''Tamam tamam seni dinliyorum kuzum''
              ''Akşam o kadar güzel di ki her şey,Kendimi uzun zamandır hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim.Sanki arkadaşımın evinde değil de,Kendi evimde gibiydim.Sımsıcak ve mis gibi tıpkı bizim oturduğumuz evimiz gibi kokan bir ev. Ve müthiş bir dede,pardon yanlış söyledim Dedemmm''
              Anne can kulağıyla kızını dinliyordu.Onu hiç bu kadar mutlu  görmemişti.Sanki kaybolan bir parçasını bulmuştu kızı.
             '' Anne,Annemmm ne olur bana hayır deme şimdi söyleyeceklerim için.İnan bunu çoookkk istiyorum.Hem yalnız ben değil Zülal de dedesi de istiyor.Dün akşam içimizden bir şeyler birbirimize aktı anne.Evimde, olmam gereken yerdeymişim gibi hissettim. İzniniz olursa ben okul bitene kadar Zülallerde yaşamak istiyorum''
              Anne şaşkın
             '' Kızım heyecanını ve mutluluğunu hissettim ama Onlar içinde zor olmayacak mı''?
             '' Anne bu teklifi Büyükbabam ve Kardeşim Zülal yaptı''
             '' Ne diyeceğimi bilemedim kızım.İyice düşündüğüne eminim ama zor olacak biliyorsun sende.Hadi ben onay verdim diyelim ya baban onay vermezse''
              '' Annemmm onun için seni önce aradım ya...Sen onay verirsen Babamın altından girer üstünden çıkar iznini alırsın''
             ''Hay benim deli kızım.Tamam Babanla konuşup seni ararız yarın''
             '' Ne olur Anne yarına bırakmayın,Burada heyecandan ölürüm valla.Derslerime de kendimi veremem bak. Ne olur şimdi hemen konuş ve bana haber ver olur mu? Tatlı ciciş,şeker annem benim''
             '' Bak ya oradan yağlamayı da unutmuyor,çirkin şey... Tamam şimdi babanın yanına gidiyorum en kısa zamanda seni ararım''
               '' Annem seni çok seviyorum''
               '' Bende seni kuzummmm bende seni.Hadi görüşürüz ben babana gideyim''
               ''Sen annelerin en güzeli,en tatlısı en akıllısısın''
               '' Tamam tamam deli kız kes artık yağlamayı.Hadi kendine iyi bak Zülal de yanındadır şimdi senin''
               '' Evet anne yanımda oda heyecanla vereceğin yanıtı bekliyor''
               '' Tahmin ediyorum ona da selam söyle.Onunda gözlerinden öpüyorum,Hadi görüşürüz ben mümkün olan en kısa zamanda ararım sizi''
              Pınar gülen gözlerle Zülale döndü.Birbirlerine sarıldılar.Telefonun açık olduğunu unutmuştu Pınar
            '' Konuşacak Zülal.Konuşacak babamla.Çok mutluyum çok''
             Telefondan Annenin sesi duyulur
            '' O kadar çabuk sevinmeyin deli kızlar.Daha henüz konuşmadım babanla kızım''
            Annesinin sesindeki muzipliği anlamıştı Pınar Zülalin elini sevinçle sıktı
             ''Oldu bu iş oldu Zülal''
            İki arkadaş mutlulukla birbirlerine tekrar sarıldılar.Annesinin telefonun öbür ucunda olduğunu gene unutmuştu Pınar
             '' Deli kızım benim deli''diye seslendi telefonun öbür ucundan Pınarın annesi
            Pınar telefonun ucundaki sesi duymuş mutlu bir mahcubiyet yaşamıştı,Daha şimdiden mutluluktan ayakları yere değmiyor gibiydi.Annesi ne yapar eder hallederdi bu konuyu Pınar annesini çok iyi tanıyordu tabi babasını da.Daha önceden,babasının annesine hayır diyebildiğini hiç duymamıştı.Pınar telefonu kulağına götürüp
            ''Annem Zülal de ellerinden ve yanaklarından öpüyor senin'' deyip.Arkadaşına bakmış ve arkadaşının başıyla verdiği evet onayını almayı unutmamıştı.
            Zülal ''Çok çok öpüyorum Melis teyzeciğim,Nurettin amcama da selam ediyorum''
            '' Aleyküm selam.seve seve iletirim Nurettin amcana güzel kızım.Sende dedene selam söylemeyi unutma olur mu birtanem''
            Zülal '' Unutmam Melis Teyzem unutmam.Sağolasın''  
             Pınar'' Derse gireceğiz Anne kapatmamız lazım şimdi,Burada güzel haberini bekliyoruz senden anne Zülalle ikimiz.Babamı da öp benim için olur mu ve sizi çok sevdiğimi asla unutmayın''
              ''Biliyoruz deli kız biliyoz.Hadi size iyi dersler Allah zihin açıklığı versin'' deyip telefonu kapattı.
               İki arkadaş mutlulukla birbirlerine bir kez daha sarılıp sınıflarına yöneldiler..
               Gün boyunca  her ikisi de heyecanla evden gelecek haberi bekliyor,her ders bitimi bir araya geliyor,durum hakkında bilgi alış verişi yapıyorlardı.Birbirlerine bakıp
               ''Biz arasak mı'' sorusunu soruyor.Sonra beklemeye karar veriyorlardı.Pınar son dersine girecekti,Zülalin ise bu dersten sonra bir dersi daha vardı. Ders bitimi Takıntı cafe de buluşacak en az bir saat daha bekliyeceklerdi.Öyle karar almışlardı.eğer o saate kadar telefon gelmezse,mecburen herkes kendi evinin yolunu tutacaktı.O ilk mutluluklarından eser kalmamış gibiydi.Her geçen saat onları olumsuza biraz daha yaklaştırıyor,Zaman ilerledikçe umutları iyiden iyiye azalıyordu ki.Pınarın telefonu çaldı.Her ikisi de heyecanla çalan telefonun ekranına baktı arayan Pınarın babasıydı.Pınar elleri heyecandan titreyerek telefonu açtı
              ''Alo Babacım,Nasılsın,iyimisin.Seni ve annemi çok özledim''
              '' Bizde seni özledik prensesim.Nasipse bu hafta sonu yanına gelmeyi düşünüyoruz zaten''
             Babasının konuşma tarzı Pınarı biraz üzmüş.İçini bir korku kaplamasına neden olmuştu.Galiba izin vermeyeceklerdi Zülaller de kalmasına yada hafta sonu gelip büyükbaba ile konuşup öyle karar vereceklerdi. Telefonun öbür ucunda ki baba konuşmasına devam etti
              '' Annen burada tam iki saattir dil döküp durdu bana.Enine boyuna Senin Zülaller de kalma olayını her şeyi konuşmaya çalıştık.Onun için sana telefonu biraz geç açmak zorunda kaldık''
             ''Olsun babacığım,önemli değil.Biz burada Züllalle birlikte,sabırla sizin telefon açmanızı bekledik.Sorun yok yani babacığım.Can kulağıyla seni dinliyorum babacığım''
             Hem Pınarın hem de Zülalin heyecandan elleri ayakları titriyordu .Taş kesilmiş can kulağıyla telefondaki sesi duymaya çalışıyordu ikisi de Zülal de telefonun kulaklığına kulağını yanaştırmış,iki arkadaş baş başa vermiş,telefondaki konuşmaya kilitlenmişlerdi
             Baba kısa kesmeye çalışarak
             '' Şimdi senin orada heyecanla yanıtımızı beklediğini biliyorum. Tabi Zülalin de telefonun dibinde olduğunu da''
             İki arkadaş birbirlerine hem gülümseyerek hemde heyecan içinde baktılar.Baba daha fazla kızları bekletmek istemiyordu aldıkları kararı açıklama zamanıydı.Telefonun ucundaki baba yavaş, kısık ve üzgün bir ses tonunu takınarak
            '' Kızım biz annele düşündük taşındık...''
            Pınar babbasının sesindeki hüznü anlamış,Korkuyla içinden''izin vermeyecekler galiba'' diye geçiriyordu ki.Baba son sözünü ses tonunu değiştirerek vermişti.
           '' Sana Zülaller de kalman için izin veriyoruz''
           İki arkadaşta okulda olduklarını unutup,sevinç çığlıklarını koparmışlardı.Telefonun ucundaki babasına
           '' Seni seviyorum babacığım,sizi seviyorum babacım,annecim. Çok seviyorum çok.Milyon kere öpüyorum sizi''
           Baba telefonun öbür ucundan kızının sevinç naralarının bitmesini bekledi.Sonra eski ses tonunu takınarak.
          '' Yalnızzzz'' diye telefondaki konuşmasını devam ettirdi
          İki arkadaş sevinmeyi bırakıp telefona döndüler.Baba konuşmasına devam etti
          '' Hafta sonu gelip Büyükbaba ile de konuşacağız.Onun çok rahatsız olduğunu anlarsak.Sen gene yurduna dönersin. O yüzden senden önce yurt müdürünü aradım ve senin için hafta sonuna kadar izin aldım''
          '' Babam sen harikasın''
          '' Hadi şimdi dersinize bakalım.Annende bizde sizleri öpüyoruz'' dedi ve telefonu kapattı
          Mutluluktan uçuyor gibiydiler.O sevinçle derslerine girdiler.Akşam olmasını bu haberi bir an önce sevdikleriyle.sonra da büyükbaba ile paylaşmak için can atıyorlardı...
           Pınarın dersi bitmiş.Bu güzel haberi diğer arkadaşlarıyla paylaşmak için Takıntı cafenin yolunu tutmuştu.Zülal de bir ders sonra yanlarında olurdu.Sonra programlarını yaparlardı. Pınar cafe ye yaklaştığında Önerin bir masada yalnız oturmadığını yanında iki adamın daha bulunduğunu gördü.Önce okuldan arkadaşlarıdır diye önemsemedi.Mutluluktan ağzı kulaklarında bir an önce Önere haberi vermeyi planlıyordu çünkü.Onlara yaklaştıkça Öner le oturanların okuldan öğrenci arkadaşları olmadıklarını anlamıştı.''Kim acaba bunlar'' diye aklından geçirip,yürümesini hızlandırdı.
          Öner de Pınarın geldiğini görmüştü.Masadakilere bir şeyler söyledi.Diğer ikisi bir süre bekledikten sonra masadan kalkıp,dışarıya doğru yürümeye başladılar. Kapıdan çıkarlarken Pınarla karşı karşıya geldiler ve hızla kapıdan çıkıp,az ötede park eden siyah bmw marka arabaya binmek üzere arabanın kapılarına  açmaya yöneldikleri anda Pınar birinin belindeki silahı fark etti.
          Önerin yanına gelip,birbirlerini yanaklardan öptükten sonra,Pınar dayanamayıp Önere sordu
          ''Kimdi o adamlar Öner''
          '' Eski iki arkadaş işte Pınar.Buralara yolları düşünce beni de ziyaret edip.görmek istemişler''
          '' Beni neden tanıştırmadın öyleyse''
          ''İstedim Pınar istemez olurmuyum.Senin geldiğini görünce,seni onlarla tanıştırmak istediğimi söyledim ama çok acil işleri varmış, izin isteyip gitmek zorunda kaldılar''
          '' Kusura bakma ama arkadaşlarında öküzmüş yani.Hadi tanışmak istemedin insan çıkarken bir selam verir bari madem söyledin geldiğimi''
          ''Utanmışlardır Pınar''
          ''Neyse biz kendimize dönelim'' dedi Pınar Önere silahtan hiç söz etmemeye karar vermişti nede olsa Sevgilisi önemli görseydi açıklardı..
           '' Tamam aşkım tamam önce ne içersin onu söyle''
           Garson da yanlarına gelmiş ,başlarında dikilmiş durmuştu zaten
           Pınar'' Ben bir nescafe alayım sütlü,yanına da sizin o tatlı kurabiyelerden iki tane rica edeyim''
           '' Hangisinden olsun efendim'' dedi garson
           '' Şu çikolata damlalı olanlarından''
           Garson Önere dönüp
           '' Siz de bir şeyler  alırmıydınız'' diye sordu.
           Öner '' Hadi bana da bir Nescafe getir.Yanında bir şey istemem''
           Garson masanın siparişlerini almış,yanlarından ayrılmıştı
           '' Eeeee aşkım seni dinliyorum.Ne oldu konuştun mu ev halkıyla''
           '' Konuştum konuştum ama Züllaler de gelsin öle anlatırım''
           '' Tamam gerçi ben ne olduğunu anladım ama genede bekleyelim bakalım''
           '' Akıllı sevgilim benim'' deyip Önerin yanağına bir öpücük kondurdu Pınar
           O kadar derin muhabbete dalmışlardı ki Muratla Zülalin yanlarına geldiğini bile fark edemediler
           '' Şuraya bak çifte kumrular aşklarından bizi bile fark etmediler'' dedi Zülal hafif bir taşlamayla.
           Öner ile Pınar arkadaşlarının geldiklerini görünce masadan kalktılar.Birbirleriyle kucaklaşıp masaya karşılıklı oturdular.Murat Önerin,Zülal de Pınarın karşısına gelecek şekilde.
            ''Eveeeet kızlar sizi dinliyoruz''dedi Murat
            '' Ne oldu ne karar çıktı evden dökülün bakalım. Gerçi halinize bakınca anlaşılıyor da.Şuraya bak Murat ikisininde ağzı kulaklarında'',diye tamamladı Öner
            '' Evet doğru tahmin ettiniz beyler.Ailem .Zülaller de kalmamı onayladı'' derken sevinçten kollarını hafifçe kaldırmış,Avucunu küçük bir tatlı sıkma ile sevincini belli etmeye çalışmıştı
             '' Hayırlı olsun.Sevindim'' dedi Murat ve ekledi
             '' Şimdi siz burada bizle oturmak değil bir an önce Pınarın kaldığı yurda gidip eşyaları alıp Zülale geçmek istersiniz''
             Bu sefer konuşma sırası Zülal de idi
             '' Akıllı tatlı anlayışlı sevgilim benim'' dedi Muradın yanağına kocamam bir öpücük kondurdu sonra eliyle Muradın yanağında oluşan ruj izini sildi.
             '' Hadi kalkalım o zaman'' dedi Öner ''bir şey içmek istemiyor iseniz bir an evvel yola koyulalım'' dedi Öner
             '' Ha ısmarlamaktan korktuğumu falan düşünmeyin ha.İsterseniz sabaha kadar çay kahve ne isterseniz  içebilirsiniz.Ben sadece fazla vakit kaybetmek istemiyeceğinizi düşünmüştüm''
              '' Haklısın,istemiyoruz'' dedi Zülal
              Öner garsona seslenip hesabı istediğini belirten hareketi yaptı.Garson işareti anlamış
              '' Hemen efendim '' deyip kasaya yönelmiş hesap pusulasını alıp bir tabağa koyup,masaya getirmişti. Murat hesaba elini uzattı ise de
              '' O kadar uzun boylu değil Murat efendi'' deyip. Hesabı Murattan önce alıp ödemeyi yaptı.
              '' Şimdi gidebiliriz'' dedi Öner
              Hep beraber masadan kalkmışlar dışarıya çıkıp Pınarın kaldığı yurda doğru yönelmişlerdi.
Kızların eşyaları gene Murat la Önerin ellerindeydi.
             Zülalin aklı bir an önce Pınarın eşyalarınI alıp Dedesinin yanına gidip mutlu haberi vermekteydi. Pınarın ise aklı belinde silah olan o iki adamda kalımıştı....
             '' Kimdi acaba onlar''.....
   

     
           
         
           
               

17 Aralık 2015 Perşembe

ADI AŞK BÖLÜM 1 PART 4

Bazı aşklar aşka yaradır....

Yüksel ŞEKER

                    ''Hadi bakalım herkes odasına hepimiz için yorucu bir gün oldu.Şimdi dinlenme zamanı''
                    ''Tamam dedeciğim Allah rahatlık versin''
                    ''Allah rahatlık versin Cevher baba,Hayırlı geceler''
                    '' Sizlere de Prensesler,Sabah görüşmek dileğiyle tatlı uykular size''
                    Odalarına çekilmişlerdi,yorucu ve sıkıntılı başlayan akşam ilerleyen saatlerde güzelleşmiş ve oldukça güzel bitmişti.ikisi de hem yorulmuş hemde yıpranmışlardı.Üstlerini değiştirip  yataklarına geçtiklerinde,günün kısa bir dedikodusunu yapmadan da duramadılar.
                    '' Biliyormusun Zülal çok tatlı bir büyükbaban var ben çok sevdim ve açıkçası hayran da kaldım.Çevresinde bu kadar sevilen bir deden olduğundan gurur duyuyorsundur''
                    '' İnan bugüne kadar bu kadar sevildiğini bende bilmiyordum Pınar,Üst katımızda öğrenciler olduğunu biliyordum ama dedemin onları tanıdığını.Onlarla konuştuğunu falan bilmiyordum.Dedemle hem gururlandım hemde çok sevindim.Ben okula gidince evde yalnız kalıyor diye üzülüyordum.Şimdi biraz daha rahatlamış oldum''
                    ''Kim bilir daha kaç arkadaşı vardır burada senin bilmediğin.Nede olsa doğma büyüme İzmirli.Üstelik gördüm ki bulunduğu çevrede kendini sevdirmeyi becerebilen biri.Ben başka şey merak ettim Zülal büyükbaban beni kime benzetti acaba.Gerçi benim anneanneme çok benzediğimi söylerler Anneannem de bildiğim kadarıyla hiç İzmire gelmemiş yani birbirlerini tanıyor olmalarının olasılığı yok,bence.Anneanneme çok benzediğim için mi yoksa annemin onu tanıma şansı olmadığı içinmidir bilemem ama bana onun ismini vermişler''
                   ''Annen bile onu tanımadığına göre sen hiç tanıyamamışsındır nasıl öldüğüne dair bilgin varmı? Deden, dedeni gördün mü bari.Nasıl biri sağ mı,vefat mı etti''
                   '' Evde pek konuşulmaz bu konular konuyu açsam hemen geçiştirilir Dedem de anneannemin ölümüne dayanamayıp,Annem daha çok küçükken ölmüş.Anlıyacağın ikisini de tanıma şansı olmamış.O küçük yaşta hem yetim hem de öksüz kalmış. Annemi anneannesi ve dedesi büyütmüş''
                   '' Büyük aşk desene Pınar''
                   '' Bence de öyle ama annem adına üzülüyorum bu konuda,Ne annesini ne babasını tanıyabilmiş nede sevgisini yaşayabilmiş.İçinde kanayan bir yara gibidir.Ne zaman konuları açılsa gözyaşlarına boğulur.Hiç tanıyamadım ki der.Ondan bizde hiç bu konuları evde açmayız.Kazara açılırsa da hemen kapatırız annem üzülmesin diye''
                   '' Keşke seni anlıyorum diyebilsem Pınar.Ben o konuda şanslı insanlardan biriyim iki Dedemi de iki Ninemi de gördüm.Büyük ninemi kaybedeli yedi yıl oluyor nerdeyse diğer ikisi ise hala hayattalar''
                  '' Allah uzun ve sağlıklı ömür versin hayattakilere Zülal,vefat eden büyükanneninde mekanı cennet olsun''
                  '' Amin Pınar cümlemizin senin tanıma şansın olmadığı deden le ninenin ve diğer tüm Hakkın rahmetine kavuşmuş yakınlarımızın''
                  '' Aminnnnnnnn''
                  '' Mekanları cennet olsun hepsinin Zülal ve bizi orada karşılayıcı olsunlar''
                  '' Amin Pınar İnşallahhhhh'' Bir süre susuktan sonra Zülal arkadaşına dönüp
                  ''Pınar sana bir teklifim olacak.Kabul edermisin bilmem ama bunu aile büyüklerinle konuşup öyle karar vermeni istiyorum senden''
                  '' Aklımdan geçeni dillendireceksin  galiba,Hadi fazla merak ettirme beni çabuk söyle''
                  '' Ailenle konuşsana,onlarında onayı olursa burada bizimle yaşa.Hiç değilse okul bitene kadar.İnan bunu çok isterim.Hem bu vesile ile Dedemde ki sırrı beraber çözeriz.Ne dersin ''
                 '' Öncelikle Deden bunu isteyecek mi bakalım.Nede olsa ben el'im.Burada olduğum sürece evin içinde rahat hareket edemeyecek ve rahatsız olacak belki de.İnan o tatlı ihtiyarın rahatsız olmasını istemem açıkçası. Buna hakkım yok''
                  ''Tamam anlaştık ozaman sabah olunca önce dedeme soracağız.Peki sen dedem kabul ederse ailenle bu konuyu görüşürmüsün''
                  '' Evet bunu çok isterim Seni kardeşim gibi sevdiğimi biliyorsun ve deden harika biri.Onu çok sevdim.Sanki yeni değil yıllardır tanıyor gibiyim onu.Deden kabul ederse seve seve konuşurum''
                  İki arkadaş yataklarından kalkıp birbirlerine sımsıkı sarıldılar.
                 '' Hadi yatalım.Bir an önce sabah olmasını iple çekiyorum''
                 '' Ben de Zülal bende''
                  '' Allah rahatlık versin Zülal''
                  '' Sana da Pınar sana da''
                  Birbirlerine bir daha sarılıp,yataklarına dönüp,kafalarını yumuşacık yastıklarına gömdüler.ve mışıl mışıl,içleri huzurlu ve mutlu bir uykuya daldılar...
                 Sabah ilk kalkan Pınar oldu.Yatağından doğruldu Zülale baktı uyuyordu.Gürültü yapmamaya özen göstererek yatağından çıktı.Tabiri caizse parmak uçlarına basarak Hareket ediyordu.Odanın kapısını yavaşça açıp.Lavaboya doğru yöneldi.Aynı özeni göstererek lavaboya girdi Sıkışmıştı önce küçük tuvaletini yaptı,Taharatlenme faslından sonra Lavaboda ellerini yüzünü sabunlayarak bir güzel yıkadı. Lavabodan çıkıp mutfağa yöneldi.Zülaller kalkmadan kahvaltıyı hazırlayayım diye düşünüyordu.Evin içinde mümkün olduğu kadar sessizce hareket etmeye devam ederek mutfağa girdi,Önce çayı koydu sonra buzdolabına yöneldi.Sırasıyla Zeytini Peyniri üç adet Yumurtayı Bal'ı ve iki tür Reçelli Vişne Çilek reçellerini.En sonda Domates ile Salatalığı çıkardı.Raftan da bardak ve tabakları alıp masaya koydu.Çekmeceden de kaşıkları ve bıçağı çıkardı masayı bir güzel düzenledi.Sıra ekmeğe gelmişti. Ekmekliğe baktı hiç ekmek kalmamıştı.Fırına yada bakkala gitmeli ekmek almalıydı.Hem ne kadar uzakta olabilirdi ki.Mutlaka yakınlarında bir tane vardır diye düşündü.olabildiğince sessiz olarak odasına döndü.Üstünü değiştirdi.Artık dışarı çıkmaya hazırdı.
                   Ayakkabılıktan ayakkabısını ve evin anahtarlarını cebine koyup.Sessizce ve yavaşça kapıyı açıp dışarı çıktı.Gene sessizce kapıyı kapatacaktı ki arkasından hafifçe bir ses duydu.
                  ''Günaydın Pınar''  Pınar arkasından gelen sese döndü.Ona seslenen Timur du.
                  ''Günaydın Timur''
                  ''Erkencisin Hayırdır Pınar''
                  '' Yaaa Aslında sana denk geldiğim iyi oldu biliyormusun Timur. Ekmek almaya çıkmıştım''
                  Sözünü yeni bitirmiş fırının nerede olduğunu soracaktı ki Timur
                  ''Bende'' dedi ve ekledi
                  '' Sen içeri gir ben iki dakikada alır gelirim''
                  ''Yok olmaz beraber gidelim.bende yerlerini öğrenmiş olurum hem''
                  ''Peki nasıl istersen Pınar''
                   Sokak kapısını sessizce açıp.Dışarı çıktılar. Timur Pınara gidecekleri yönü göstererek
                   ''Buradan hemen aka sokağımızda fırın var'' dedi
                   Beraber yürümeye başladılar Timur Cevher dedeyi merak ediyordu. Önce onu sordu.Gece başka bir rahatsızlanma olup olmadığını da merak ediyordu. Her iki sorusuna da olumlu yanıt alınca.Havadan sudan konuşup fırına geldiler.Fırına girerken Günaydın Hayırlı işler bol kazançlar faslından sonra. Timur üç Pınar iki ekmek istedi.Fırıncı genç bayan Ekmeklerin sıcak olması dolayısıyla önce bir kağıda sonra fırının poşetine koydu.Pınar hesabı ödeyecekti ki. Timur
                 '' Hey arkadaş burası İzmir,Burada yanındaki bayana hesap ödeten adamı adam diye saymazlar.Hem senin paran burada geçmez.''Fırıncı bayan da Timur'u tanıyordu herhalde ki oda onaylamadan edemedi
                '' Doğru söylüyor sizin paranız burada geçmez''
                Pınar bu konuşmaya gülümsemesiyle yanıt verdi
                '' Öyle olsun bakalım'' dedi. Timur hesabı ödedi ve iyi günler dileyerek beraberce evin yolunu tuttular.
                Kapının önüne kadar gene sohbet ede ede gelmişlerdi.Dış kapıyı açıp içeri girdiler ve içeride birbirleriyle tekrar görüşme dileklerini iletip Pınar kendi kapısına Timur da üst kata yöneldi.
                Pınar kapıyı açıp içeri girdi.Mutfağa yöneliyordu ki Onu Zülal karşıladı.
                '' Neredeydin seni göremeyince merak ettim''
                '' Evde ekmek kalmadığını görünce fırına gideyim dedim.Şansıma kapıda Timur'a denk geldim.beraberce fırına gidip ekmekleri aldık.Aldık derken bana parasını ödetmedi uyuz herif'' dedi
                Pınar manidar manidar bakıp
               '' Uyuz herif... O kadar çabuk kaynaştınız yani''
               '' Eh valla yalan yok Timur sıcakkanlı ve hoş sohbet biri çıktı''
               '' Eminim öyledir.''dedi muzipliğinden vaz geçmiyerek
               '' Hadi ben herşeyi çıkardıydım zaten sofrayı hazırlayalım beraberce'' dedi Pınar
               Az sonra ekmekler dilimlenmiş çay demlenmiş sofra hazırlığı bitmişti.Sıra büyükbabanın uyanmasını beklemekteydi Pınar
               '' Uyandıralım mı Zülal''
               Pınar duvardaki saate baktı saat 06.29 du
              '' Birazdan yanıtını alırsın''dedi Saat 06.30 göstermişti ki içeriden Büyükbabanın sesi geldi.
              '' Zülalllllll''
              '' Geldim Büyükbaba geldim'' sonra Pınara dönüp
              ''Pınarcım sen salona geçip üstü örtülü olan aynanın örtüsünü alıp yanındaki koltuğa koyarmısın''
              '' Elbette yaparım da... Neden,Ne oluyor''
              '' Merak etmeee. Birazdan sabah ziyafetimizi yaşayacağız'' dedi ve hızla büyükbabanın yanına gitti.Pınar Zülalin dediğini yapmış Aynanın örtüsünü alıp güzelce katlayıp yanındaki koltuğa koymuş Zülal le Büyükbabayı bekliyordu.Çok geçmeden ikisini de Lavobonun kapısından çıkıp salona girerken gördü.Zülal elinin işaret parmağını dudaklarına götürerek sus işaretini yaptı. Pınar şaşırmıştı ''Ne garip bir evdeyim ben yaaa'' diye aklından geçiyordu.
               Zülal Pınarın şaşkın bakışlarına aldırmadan.Ama arkadaşına gülümseyerek koltuğa oturmasını işaret etti.Pınar sessizce koltuğa oturdu.Zülal dedesini aynanın karşısına getirip bıraktı.
Pınar büyükbabanın hiç bu kadar yorgun ve bitkin görüneceğini tahmin etmemişti.Sanki bütün gece uyumamış,sokaklarda dolaşmış,birileriyle kavga etmiş ve aşırı şekilde bitkin ve yorgun eve dönmüş gibiydi büyükbaba.Şaşkınlığı iyice artmış ne olacağını bekliyordu merakla...
              Zülal dolabı açmış.Dolaptan büyükbabanın kemanını almış.Kılıfından çıkarmış büyük babanın eline vermişti.Aynı diğer sabahlarda yaptığı gibi ama bu sefer onlara şaşkın şaşkın bakan bir misafirleri de vardı.Arkadaşıyla konuşmuyor ama ona tatlı gülümsemesiyle merak etme sen mesajını vermeyi de ihmal etmiyordu.
             Büyükbaba kemanı eline aldı kısa bir akort yaptıktan sonra çeneliği olması gereken yerine koydu.Pınara dönüp sevgiyle baktıktan sonra aynasına dönüp.
            ''Senin için'' deyip yayını kemanın tellerine dokundurmaya ve çalmaya başladı.Salonu Kemanın tellerinden çıkan o ahenkli notalar doldurmuştu. Pınar şaşkınlıkla çaldıkça gençleşen büyükbabaya bakıyordu.Hiç onun bu kadar müthiş keman çalabileceğini aklının ucuna bile getirmemişti. Gözleri faltaşı gibi açılmış,gördüklerine ve duyduklarına inanamıyor gibiydi. Hiç bu kadar güzel keman çalanı görmemişti.Müziğin etkisinden mi Büyükbabanın gözlerindeki yaşları görmesinden midir bilinmez üçü da sessizce ağlıyorlardı.Pınar içinden'' Allahım ne olur bu sabah hiç bitmesin'' diyordu.Hiç bu kadar huzurlu ve mutlu olduğunu hissetmemişti.Bu sabahı tekrar tekrar yaşamak için her şeyi feda edebilirdi.İnşallah büyükbaba ve ailesi burada kalmasını kabul ederlerdi.
            Yarım saatin nasıl geçtiğini bile anlamamışlardı. Büyükbaba çalmayı hiç istemediği o son notayı gene çalmış ve kemanı ayaklarına doğru usulca indirmiş aynaya dönüp
           '' Beğendin mi'' sözünü gene her sabah ki gibi kullanmış.Zülal
           '' Beğendi büyükbaba beğendi'' diyerek büyükbabasına sarılmış Pınarda ne olduğunu anlamamasına rağmen.Çocuklar bir oyuna sonradan dahil olur da oyun onunda katılımıyla yeniden başlar misali.
           '' Kesinlikle beğenmiştir'' demesine engel olamadan gözyaşları içinde oda Büyükbaba'ya ve Pınara sarılır buldu kendini.Üçüde gözyaşlarına hakim olamıyorlardı. Zülal
           ''Hadi büyükbaba hep beraber kahvaltımızı yapalım'' dedi Aynaya dönüp
           '' Bize müsade edermisiniz'' diye aynayla konuşup.Teşekkürünüde edip üstünü örtme iznini de aldıktan sonra Pınara dönüp
           ''Pınacığım aynanın üstünü rica etsem örtermisin'' dedi Zülal .
            ''Tabi memnuniyetle'' yanıtını verdi Pınar.Zülal büyük babanın elinden kemanı ve yayı alıp kılıfına koydu ve usulca dolabına yerleştirdi.Pınarda aynanın üstünü örtmüştü Biri bir koluna diğeri öbür koluna girip mutfağa yöneldiler.Pınar büyükbabadaki değişikliğe gene inanamıyordu az önceki yorgun,yaşlı,bitkin,iki büklüm duran yaşlı adam gitmiş.Yerine genç bir delikanlı gelmiş gibiydi. Gençleşmiş ne yorgunluktan ne de iki büklüm olmasından eser kalmamıştı.''Allahım nasıl bir evdeyim bentüm bunlar nasıl olur'' diye içinden geçirmişti.Müthiş mutlu ve huzurlu hissediyordu kendini.Hem de daha önce hiç olmadığı kadar.
           Mutfağa girdiler sandalyelerine oturdular. Zülal çayları doldururken Büyükbaba Pınara dönüp            ''Günaydın Prenses iki'' dedi gülümseyerek sonra Torununa döndü
           '' Sana da günaydın Prenses bir'' dedi
          Gülüştüler.Çaylar masaya gelmiş afiyetle kahvaltılarını ediyorlardı.Sessizliği ilk büyükbaba bozdu
           ''Şunu asla unutmayın genç bayanlar'' İkisi de büyükbaya dikkatle bakmaya başlamışlardı
           ''Bazı aşk'lar aşka yaradır''
           İki genç bu sözü çok beğenmişler ama neden böyle bir şey söylediğine anlam verememişlerdi.
Büyük baba sözüne devam etti
            '' Siz siz olun yaranızı fazla derin ve büyük olmamasına özen göstermeye çalışın'' dedi sonra Pınara dönüp.
            '' Kızım sen yurtta kalıyorsun değil mi''
            '' Evet Cevher baba''
            '' Önce senden bana Zülal gibi bazen büyükbaba bazen dede demeni isterim olurmu güzel kızım'' dedi Pınar başıyla onaylayıp
           ''Peki büyükbaba zevkle'' dedi. Şimdi onunda bir dedesi vardı artık çok mutluydu çoook Büyükbaba sözüne devam etti. Zülalin konuşmasına fırsat vermeden
           '' Aile büyüklerinle konuşup onlarda onaylarsa bizimle yaşarmısın'' dedi Pınar da Zülal de kulaklarına ve duyduklarına inanamıyorlardı.Sanki gece ikisinin konuşmalarını duymuş gibiydi büyükbaba.Zülal bu soruyu dedesine sormak uygun ortam beklerken.Dedesi gene ondan önce davranıp ilk teklif eden olmuştu. Yoksa yoksa dedesi ermiş falan mıydı neydi... Pınar
            '' Ailem izin verirse.Seve seve yaşarım  Dedemmmmm'' deyip yaşlı adamın boynuna sarıldı.gene gözyaşlarını tutamıyordu.
            '' Bugün mutlaka aile büyüklerimle konuşacağım'' Büyükbaba ekledi
            '' İsterlerse gelip burayı da görebilirler onları da ağırlamaktan zevk duyarız.Değil mi?Prensesim''  deyip Zülale baktı. Zülal dudaklarında ki gülümsemeyle
            ''Harika olur büyükbaba harika''
            '' Seni çok seviyorum büyükbabacığım.İnan dün gece Pınara bunu ben sormuştum ve senle konuşmak için uygun zamanı bekliyordum.Çok sevinirim çokkkk''
            '' Öyleyse karar verildi değil mi Prensesler. Ailene söylemek ve onaylarını almakta sana kaldı artık Pınar kızım''
            '' Evet büyükbaba evet.İnşallah izin verirler,Dün akşam fazla emin değildim bundan ama bu sabah anladım ki benim yerim sizin yanınızmış.''
              Büyükbaba  sevinçle
            '' Hadi o zaman kahvaltınız yapın.Doğru okulunuza ve akşama güzel haberle gelin buraya'' Mutluluk ve huzur dolu bir şekilde kahvaltılarını bitirip okullarına gitmek için hazırlanmaya başladılar. Büyükbaba da salona geçmiş gözlüklerini takmış kitabını okumaya başlamıştı....            
               

          

ADI AŞK BÖLÜM 1 PART 3

Bölüm 1 part 3

Hayatta her şeyi yenebileceğini sanırsın Ta ki en büyük yenilginle yüzleşene kadar

Yüksel ŞEKER

               Evin içini Zülal ve Pınarın çığlıkları kaplamıştı.İkiside ne yapması gerektiğini çözemiyorlardı.Elleri ayaklarına dolaşmıştı.Sadece korkuyorlardı.Kapı kırılırcasına çalmaya başladı ama ikisininde dilleri susmuş ayakları kımıldamaz olmuştu sanki.Durmadan hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.Biraz korkudan,biraz hiç bir şeyden yapamamaktan. Kapının kırılırcasına çaldığını Pınar fark etti, koşarak kapıyı açmasıyla üst kattaki dört genç hızla odaya daldı.ve yerde yatan büyükbabayı gördüler.
              ''Ne oldu Cevher amcaya''
              '' Bilmiyorum birden dizlerinin üstüne düştü'' diye yanıtladı Pınar Zülal dedesine bir şey olması korkusundan konuşamıyor,hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
              Tıp fakültesinde okuyan öğrencilerin yaşça en büyüğü hemen büyükbabanın nabzına baktı, atıyordu. İlk görünüşe göre tehlike yok gibiydi,herhalde bayılmış diye içinden geçirdi ama tedbiri elden bırakmamak gerekliydi
             ''Osman sen yukarı çık steteskopumla,tansiyon aletimi getir.Nazım sen 112 yi ara ambulans çağır.Mustafa sende yardım et Cevher amcayı şuradaki divana kaldıralım''
            Üçüde hemen denilenleri yaptılar Osman hızla yukarı fırladı Nazım telefona sarıldı 112 yi aradı gerekli bilgileri vermeye başladı Mustafa da direk arkadaşının yardımına koştu,büyükbabayı divana taşıdılar.Büyükbabayla ilgilenen genç kızları yatıştırmayıda unutmamıştı.
            '' Merak etmeyin arkadaşlar Cevher amca sadece bayılmış birazdan kendine gelir.Korkacak bir şey yok.Ben sadece tedbir olsun diye Ambulans çağırdım''
             Osman yukarıdan istenilenleri getirmişti
            ''Al Timur getirdim hepsini''
           Timur hemen tansiyon aletini büyükbabanın koluna taktı steteskopunuda kendi kulağına ve hemen büyükbabanın tansiyonuna baktı.O yaştaki birine göre gayet normaldi 13-9.Büyükbabanın üstünü hafiften açtı bu sefer steteskopuyla vücudunu dinledi.Her şey düşündüğü gibi gidiyordu.Büyük baba bilmediği bir nedenden dolayı bayılmıştı.Ambulans onun içindi.Hastaneye gidilmeli ve hemen tetkiklere başlanmalıydı.Eğer sağlık yönünden bir şeyse varsa önlemlerini alırlardı.
          Zülal'le Pınar da taş kesilmiş kıpkırmızı bir yüzle Timur'a ve Timur'un ağzından çıkacak kelimelere bakıyorlardı.Biraz sakinleşmelerine rağmen hala korku içindeydiler.Bildikleri bütün duaları okuyorlardı.Zülal
         '' Dede,dedem ne olur sana bir şey olmasın.Seni çok seviyorum''diye diye gözyaşlarınıda yanaklarından akıtıyordu,Timur...
          '' Şükür kızlar Cevher amca sadece bayılmış diğer her şey normal görünüyor.Sizden ricam bana limon ve su getirebilirmisiniz.Birazdan Cevher amca kendine gelir,Ambulansta yoldadır hemen hastaneye kaldırır birde orada genel kontrol ettiririz.Ama bana inanın Cevher amca iyi ve ona Allahın izniyle hiç bir şey olmayacak bugün''
         Zülal hemen mutfağa koştu limonla bir kap suyu geldi Timurun önüne bıraktı.Büyük babasının dibine çöküp Ellerini öpmeye başladı
         '' Dedem seni çok seviyorum''
         Timur ilk yardıma başlamıştıki Ambulansın sesi kapının önünde çalmaya başladı.Gençler gelen 112 Hızır servis sağlık ekibini direk büyükbabanın yanına yönlendirdiler Timur kendini tanıtıp Gelen doktora ilk bilgileri verdi yaptıklarını anlattı. Doktorda aldığı bilgiler doğrultusunda hareket ederek ilk müdahaleyi yapmak için Timurun yaptıklarını bir daha yaptı aynı sonucu almıştı.
          ''Hastaneye kaldıralım birde orda gerekli testleri yaparız''
          Sedye getirildi Büyükbaba sedyeye konulacaktı ki kendine geldi.Gözlerini açtı.Çevresinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.Salon insan doluydu,
           ''Zülalllllll'' diye seslendi
           '' Burdayım büyükbaba.Aniden bayıldın sağolsun üst kattaki arkadaşlar koşup geldiler.Ambulansıda çağırdılar.Şimdi seni hastaneye kontrol için götürüyoruz''
          '' Gerek yok ben iyiyim sadece birden başım döndü korkulacak bir şey yok''
           '' Tamam Cevher amca bizde biliyoruz da,gene de bir hastaneye gidelim.gerekli testleri yapalım Biliyorum bende sorun olmadığını Maşallah bizlere taş çıkartırsın sen .Eeeeee izin ver bizimde bir tane Cevher amcamız var onun için biraz endişelenelim ve iyi olduğunu öğrenip rahat edebilelim değil mi ama''
            Büyükbaba sevgi dolu gözlerle Timura baktı
            ''Peki evlat senin dediğin gibi olsun bakalım.Ama önce yapmam gereken bir şey var''
            '' Zülalllll kızım''
            '' Buyur büyükbaba''
            ''Arkadaşında burdamı''
            '' Burdayım Cevher baba burdayım'' diye yanıt verdi Pınar büyükbabaya.Sedyeye konulurken büyükbabanın bir elini tutarak,Diğer elide Zülalin ellerindeydi
            Büyük baba Pınara baktı
            '' Hay Allahın işine bak ne kadar da benziyorsun'' dedi
           Pınar ve Zülal birbirlerinin yüzüne bakmışlar.Büyük babanın ne demek istediğini anlamaya çalışıyorlardı.
          ''Kızlar özür dilerim gecenizi mahvettim.Özür dilerim''
          ''Dedem sen iyi olda daha çoooook güzel gecemiz olur hep beraber'' dedi usulca dedesinin elini öptü.
          Büyük baba ambulansa konulmuş Zülal le Pınar da büyükbabanın yanına oturmuşlardı Timur ambulans şöförüne sordu
           '' Hangi hastaneye götürüyorsunuz''
           ''Atatürk eğitim ve araştırma hastanesine'' yanıtını aldı
           '' Tamam kızlar biz evi kapatır yanınıza geliriz her ihtimale karşı biriniz telefon numaranızı verirmisiniz Zülal Timura numarasını verdi ve sevgi dolu gözlerle Timura ve diğer arkadaşlarına bakarak
           '' Çok çok teşekkür ederim.İyi ki varsınız''
           Dört arkadaş gülümseyerek Zülale baktılar Osman
           '' O senin deden ama bizimde Cevher babamız,Cevher amcamız elbette elimizden ne geliyorsa yapacağız onun için''
           '' Çok teşekkür ederim,çok teşekkür ederim''
          Ambulansın kapıları kapandı,Şimdi sadece Ambulansın hareket ederken çaldığı siren sesiydi sokakta duyulan.
          Osman,Nazım,Mustafa ve Timur hemen içeriye koşup iki evinde kapılarını kilitleyip anahtarlarını yanlarına alıp caddeye fırladılar.Trafik lambasının hemen yanı taksi durağıydı ilk taksiye atladıkları gibi Atatürk eğitim ve araştırma hastanesinin yolunu tuttular.En yakın hastane zaten orasıydı beş dakika sürmeden  hastanenin acil servisinin kapısındaydılar.Taksinin bedelini ödeyip Taksicinin kısa mesafe yolculuğu için sırasının kaybolmasına bozulmuş yüzüne aldırmadan acil servisin kapısından içeri süzüldüler.
          Zülal ve Pınar orada bekliyorlardı İkisi de ellerinde ki telefonlarla konuşuyorlardı. Sessizce yanlarına yanaştılar ve telefon konuşmalarının bitirmelerini beklediler.
         Zülal Anne ve Babasıyla konuşuyor olan biteni onlara anlatıyordu
         '' Baba gelmek istiyorsanız gelin ama korkulacak bir şey yok.Durumu iyi kontrol için geldik Hastaneye''
         '' Tamam Babaaaa haber veririm vermez olurmuyum Sizi seviyorum'' dedi ve telefonu kapattı gelenlere döndü az sonra Pınar da yanlarındaydı
         ''Bende Muratla Önere haber verdim.Gelmeyin dedim ama dinletemedim,ikiside yola çıkmışlardır bile'' Zülal Pınara dönüp onaylarcasına başını sağladı ve biricik arkadaşına sarılıp Timurların oldukları gruba döndü
         ''Gerçekten çok teşekkür ederim sizlere''
         '' Dediğim gibi oda bizim Cevher amcamız ona yardım edebildiysek ne mutlu bize'' dedi Osman
          '' Bu arada tanışmadık Gerçi biz Zülali tanıyoruz kısmen ama o bizi tanımaz,Ben Timur''
          Sonra tek tek arkadaşlarını göstererek
          '' Osman,Nazım ve Mustafa ''
          '' Eh beni tanıyormuşsunuz ama ben gene de söyleyeyim.Ben Zülal Kankamında ismi Pınar''
          Bu tanışma sözünün ardından hafifçe gülüşerek
           ''Tanıştığımıza memnun oldum'' sözcükleri ve tokalaşmaların ardından
          ''Haber geldi mi içerien''dedi Timur
          '' Hayır daha gelmedi Timur'' dedi Zülal Timur ismini bak ismini doğru söyledim dercesine vurgalayarak.
           '' Tamam ben şimdi içeri girer durumu hakkında bilgi alırım'' dedi ve karşılama bankosunun orada duran Hemşireye doğru yöneldi.Kendini artık nasıl tanıttıysa.Hemşire kapıyı açmış
           '' Buyurun Doktor bey' derken Timur'un gözlerine tatlı bir gülümsemeyle bakmayı da ihmal etmemişti.
            Timur uzun boylu denilecek bir boydaydı,Siyah saçlı,Ela gözlü ve oldukça atletik bir yapıya sahip,yakışıklı denilen cinsen biriydi.Girdiği ortamlarda genç kızların hemen dikkatini çekebilecek kadar yakışıklıydı hemde.Ama o bunu hiç koz olarak bir bayan üzerinde kullanmamış sadece derslerine odaklanmış bir gençti
           Timur içeri girmişti artık diğerleri doktorun peşi sıra Timur dan gelecek haberi de bekliyorlardı.Az sonra Murat la Öner de acilden içeri hışımla girmiş ve hemen sevdiklerinin yanına koşmuşlardı.Sarılma faslı bittikten sonra
           ''Nasıl durumu büyükbabanın Zülal'' diye sordu Murat
           '' Timur içeri girdi birazdan daha sağlıklı bilgi alırız herhalde Murat'' dedi Zülal
           ''Timur'' diye biraz şaşkın biraz da kim bu dercesine ismi tekrarladı Murat
           '' Pardon sizleri tanıştırayım önce sonra kısaca anlatırım''
           '' Bu arkadaşlar'' diye başlamıştı ki Osman,Nazım ve Mustafa kendilerini tanıttılar.Zülalin üst katında oturduklarını söylediler.Timurla Öner de kendilerini tanıtılar okuldan arkadaşlarını söyleyecekledi ki Zülal sözü devraldı
           '' Erkek arkadaşlarımız''deyip Muratın elini tuttu.
           Bu hareketi Muratı müthiş sevindirmiş bir o kadar da mutlu etmişti
           ''Peki Timur'' dedi Osman yanıtladı
            O da bizimle kalan arkadaşımız Tıp öğrencisidir kendisi  içeri girdi Cevher amcanın durumuna bakıp bize bilgi getirecek. İnşallah güzel haber de getirecek'' dedi
            Hep beraber Timurun gelmesini beklediler Murat bir iki kere ''bende gireyim'' dediyse de Zülal ''Timur içerde birazdan gelir''diye sevdiği delikanlıyı yanında tuttu.Çünkü şu anda ayakta durabilmesi için onun dayanağına ihtiyacı vardı.Onun yanında olması ona güç veriyordu.
           Çok geçmeden Timur kapıda göründü.Yüzü gülüyordu,belli ki güzel haberler getiriyordu.
           Arkadaşlar Cevher amcamız iyi,bir saate kalmaz taburcu edecekler.Şükür korkulacak tıbbi bir sorunu çıkmadı.Tahlilleri çabucak yapıp sonuçları getirdiler ve ona bakan doktor
          '' Geçmiş olsun bir saat sonra hastanızı alıp evine götürebilirsiniz'' dedi hepsi birbirlerine sarılıp '' Şükür'' çektikten sonra Timuru Murat ve Önerle tanıştırdılar.Murat hep beraber cafeye geçip birer çay içmeyi önerdi. Bu teklifi kabul gördü ama küçük minnacık bir kavgayı da peşinden getirdi'' ben ödeyeceğim'' kavgasını...
           Murat kavgayı kazanmıştı çünkü öneren oydu.Birlikte cafeye geçip birer çay içtiler ama gözleri hep kapıda kulakları da yapılabilecek anonstaydı.Çaylarını yeni bitirmişlerdi ki bekledikleri anons geldi
          '' Cevher Yurdakul yakınları lütfen hastanızın yanına geliniz''
          Timur ''Ben alır gelirim Cevher babayı siz iki taksi ayarlayın olur mu?''
         Öner hemen fırladı ''tamam taksileri ben hallediyorum''
         Timur da büyükbabayı almak için kapıdan içeri girdi az sonra da tekerlekli sandalyede büyükbabyla beraber göründü Herkes sevinçliydi Akşam kötü başlamış ama iyiye doğru son sürat gidiyordu...
         Büyükbaba yeni gelenleri farketmiş ve hemen kim olabileceklerini anlamış ama bu gece susmayı tercih etmiş,tanıştırılmayı beklemeye karar vermişti.  Taksilere binilmiş ve evin yolu tutulmuştu.az sonra evlerinin önündeydiler vedalaşıp ayrılacaklardı ki büyükbaba
       '' Hadi bakalım hepiniz benim evime'' İtiraz edecek gibi oldularsa da,dinlenmesi gerektiğini vurguladılarsa da yaşlı adama söz dinletemediler.Yenilgiyi kabullenip içeri girdiler.
       '' Aferinnn büyük sözü dinlemek her zaman iyidir iyi'' dedi gülümseyerek büyükbaba.Sonra
       '' Çocuklar şu büyük masayı açın ve mutfaktakileri ısınacakları ısıtıp buraya taşıyın bakalım hadi marş marş''
         Gülüşerek iş başı yaptılar ısıtılacakları Zülal le Pınar taşınacakları da diğerleri halletti ve büyük masa bir güzel donatıldı.Bir zamanlar sadece iki kişiyi ağırlayan ev birden bire dokuz kişiyle dolmuştu ve herkes mutluydu
          Büyük baba divanda diğerleri masa da karınlarını doyurdular neşe ve mutluluk içinde yemekler yenlip sofra toplanınca hepsi büyükbabanın yanına geldiler. Zülal
          '' Ah akılsız kafam tanıştırmayı unuttum.Özür dilerim büyükbaba'' Murata elini uzatıp ellerinden tutmasını sağladıktan sonra büyükbabasının yanına çekip
          '' Büyük baba bu erkek arkadaşım Murat''
          Büyükbaba kaşlarını çatmış gibi yapıp elini Murata uzattı Murat uzatılan eli nazikçe öpüp alnına koydu kıpkırmızı olmuş bir suratla. Zülal sonra Önere dönüp onu tanıştırdı tabi tanıştırırken arkadaşı Pınara bakıp onayını almayı da ihmal etmedi
          '' Bu arkadaşta Pınarın erkek arkadaşı Öner büyükbaba'' dedi
          Büyükbaba yüzü kızaran Önere bakıp elini uzatırken şaka yapmayı da ihmal etmemişti
          '' Bu akşam yüz kızarma akşamı anlaşıldı''  Öner de hafifçe gülümseyerek kendine uzatılan eli nazikçe öpüp alnına götürdü
         ''Çok memnun oldum efendim''
         '' Eeee kızlar mademki bu kadar kişi buraya toplandık akşamı güzel bitirelim ne dersiniz'' dedi
          Hepsi birden Harika olur dediler Osmanla Mustafa bir çırpıda yukarı çıkıp müzik aletlerini almışlardı bile. Pınar Kemanını Zülal de Gitarını almış salonun ortasına yereşmişlerdi.şimdi ortada iki gitar bir keman ve bir saksofon vardı ve onları bekleyen güzel bir müzik şöleni        
           Sırasıyla Camel den One of these days l'l get an early nightı,Kenny G den The Momenti Çaldılar ve arkasından Demir Demirkanın Nafilesiyle de final yaptılar.doyumsuz bir müzik ziyafeti olmuştu ve artık gitme vaktiydi.
           Gerçi büyükbaba henüz gitmelerini istemiyordu onlar gittikten sonra başına gelecekleri tahmin ediyordu ama malesef herkes evlerine er geç gitmek zorundaydı vedalaşmaların ve iyi dileklerin ardından odada en nihayet üç kişi kalmışlardı
          Zülalle Pınar müzik aletlerini kaldırıp büyükbabanın yanına koştular Zülal
         ''Allahhhhhhh annemler beni parça pinçik edecekler onları arayıp haber vermeyi unuttum'' deyip hızla telefonuna sarıldı numarayı çevirip babasına ulaştı ve büyükbabanın iyi olduğunu eve geldiklerini merak etmemeleri gerektiğini söyledi tabi bazı şeyleri bilerek atlayarak sonra telefonu büyük babaya verdi
          '' Dede oğlun bir sesini duymak istiyor''dedi
          Büyük baba telefonu eline aldı
          '' Kusura bakma evlat senin kız sizi de rahatsız ve tedirgin etmiş anlaşılan. Bilirsin sende kötüye kolay kolay bir şey olmaz zaten''
         Kızlar ''Aaaaa deme öyle büyükbaba''
         Telefonun diğer ucundan da aynı tepkiyi almış olacak ki yelkenlerini suya indirdi
        '' Tamam tamam sustum be iyiyim evlat iyiyim merak etmeyin basit bir baş dönmesiydi geçti işte''
        '' Yok yok sırf bunun için gelecekseniz gelmenize gerek yok gerçekten iyiyim ve hem kızlarım bana iyi bakıyorlar burada''
        '' Evet kızlarım dedim Zülal ve Pınar
        '' Evet Zülalin onun kadar güzel arkadaşı Pınar''
        '' Ulen evlat sus ölmeden cennete düşmüş gibiyim burada zaten''
         '' Yetmişiki yaşında kaç adam tanıyorsun aynı kanepede, iki yanında son derece güzel fıstık gibi iki hatunla oturan''
         Gülüştüler büyükbaba kapatmayı istemiyordu ama telefonda kapanması gerekiyordu tıpkı evdekierin nasıl gitmesi gerekiyorduysa aynı onun gibi. Artık onlara da mecburen iyi geceler dileyip telefonu kapatma zamanıydı ve iyi geceler dileyip telefonu kapattı
         Şimdi iki genç kız büyükbabaya bakıyor ve bir açıklama beklediklerini herhallerinden belli ediyorlardı. Ortada bir gizem var ve her ikiside o gizemi merak ediyorlardı..
          ''Sanırım bir şeyler anlatma zamanı geldi ha ne dersin Büyükbaba'' dedi Zülal
          Büyükbaba yutkundu kaçacak yer aradı son çare onların erkek arkadaşlarına sözü getirmekte buldu
          '' Ne o ben size bu akşam erkek arkadaşlarınızı soruyormuyum,Yoruldum bak hastaneden geliyorum dinlenmem lazım sonra hepsini konuşuruz söz her şeyi anlatacağım ama sonra Pınar kızımda gelir o gün hepsini anlatırım''
            ''Sözmü büyükbaba''
             '' Söz kızım söz''



Yarın : Bazı aşklar aşka yaradır....