1 Aralık 2016 Perşembe

ŞEKER ADAMCA ŞİİRLER

Ne hissediyorum biliyor musun
Kırılmış bir bardak düşün
İpi kopmuş bir uçurtma
Etinden ayrılmış bir tırnak
Sönmüş bir yıldız
Düşün işte
Sensiz ben
Hepsinden az birazım...

Yüksel ŞEKER

29 Ağustos 2016 Pazartesi

BAYRAMIMIZI KUTLU(YORUM)



Bugün alalade bir gün değil. Bugün her bir parçası bölünmüş yokluğa ve esarete terk edilmiş. Bayrağı indirilmiş,ezanı susturulmuş bir ulusun, bir halkın Ulu önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sayesinde uyanışının,dirilişinin, ayağa kalkışının ve ben bu bayrak altında başka bir ulusun egemenliği altında yaşamam deyişinin en güzel günü. 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI.
Gözleri çakmak çakmak. Geceyi delen zehir zemberek bakışlarıyla ''Geldikleri gibi giderler'' diyen bir önderin, kahraman silah arkadaşları, yiğit mehmetciklerimiz ve her türlü esarete hayır diyen Mustafa Kemal Atatürk'e inanmış cengaver bir halk ile beraber verdikleri o müthiş tasviri ve tanımı yapılamayacak bir yoklukla her türlü zenginliğe sahip düşmanları denize döktüğü o muhteşem gün.
Kahramanlığın telefonun ucundan sokağa çıkın beni kurtarın demek olmadığını aksine cephe cephe hep en önde olmak olduğunu anlatan. Günümüzde kendini lider sanan adam yüzünden bir daha ülkeme gelmeyin diyen ülkelerin bile önünde saygı ve sevgi ile ceket'ini iliklediği mavi gözlü sarışın devin Türk halkına hediye ettiği o şahane gün.
Kadınlarımıza,analarımıza,bacılarımıza sen ikinci sınıf insan değil sen bu ülkenin baş tacısın deyişinin. Her türlü hak ve özgürlüğünün verildiği. Kocasının üç adım arkasında değil yanında gerekirse iki adım önünde yürüyeceğini öğreten. O büyük öğretmenin bizlere hediye ettiği o şahane gün.
Köylüyü köle değil bir ülkenin efendisi gören. Emekçiye en ufak hakkı kalmasın teri kurumadan hakkını verin diyen. Kendi yorgunluğuna aldırmadan ceketi ile askeri üşümesin diye onun üstünü örten adamın. Bugün Japonya'nın bile en iyi öğretim sistemi olarak kabul ettiği eğitim sisteminin sahibi olan birinin. Dünyaya ''Her yüz yılda dünyaya bir dahi gelir. Şansa bakın ki bu yüzyılda oda Türklere geldi'' dedirten bir aslan yürekli adamın bizlere hediye ettiği o anlatılmaz gün.
Bir matematik dehası, bir filozof, bir sanatçı,bir öğretmen, Bir askeri deha, Siyasetçi,Tanımını İtalyan başkanının şöyle yaptığı '' Bugün ona kendi düşüncelerimi kabul ettirmeye gittim. Konuşmalarımız sonunda kendi düşüncelerini sanki benim düşüncelerimmiş gibi bana kabul ettirdi'' dedirten bir dahinin. Bu ülkenin bağımsız,hür ve esir edilemez olduğunu dünyaya kanıtlayan bir kurtarıcının bize hediye ettiği o muhteşem gün.
Şimdi bize söylenecek ve yapılacak tek şey kalıyor. Gerisinin hepsini o yaptı. Onun eserine ilelebet sahip çıkmak, Onu korumak,ve onun dediği gibi müesser devletlerin üstüne çıkarmak. İç ve dış düşmanlardan korumak. İhtiyaç duyduğumuz tek şeyi de o söylüyor
DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KAN....

BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...

Yüksel ŞEKER

11 Ağustos 2016 Perşembe

BİRAZ ANI/ BİRAZ DERS


Görev yaptığım Göztepe anadolu meslek ve kız meslek lisesi okulunda ikinci senem idi. Okullar açılmadan ben ve sporcularım sezonu erken açmıştık. Okul bahçesinde biz öğrencilerimle spor yaparken bir yandan da okulun kayıtları yapılıyor okulumuzu kazanmış öğrenciler bizim spor yaptığımız bahçeden bizleri az da olsa seyrederek okula giriyorlardı.
Yanıma bir bayan oğluyla geldi.
''Merhaba hocam''
''Merhaba.Hoş geldiniz. Kayıt yerini soracaksanız kapıdan girin sola dönün alt kata inin'' dedim
'' Yok onu sormayacağım''
'' Buyurun o zaman size nasıl yardımcı olabilirim'' ama bir yandan da gözlerim sporcularımda onların strechinglerini seyrediyorum
'' Şey dedi nasıl bir okuldur burası''
Kadının imasını anlamıştım.
'' Geldiğiniz okul nasıldı bayan''
''Çok kötü'' dedi ''Neler çektik neler o okulun öğretmenlerinden''
'' Anladım''
'' İnşallah burada o kadar çekmeyiz''dedi
'' Hayır bayan burada daha fazlasını çekersiniz'' dedim
'' Ciddi misiniz'' dedi
'' evet'' dedim
çocuğunu kenara çekti kararsız kalmış ordaki bir banka çöküp oturmuş şaşkın ve ne yapacağını bilmez bir durumda bizleri seyrediyordu.
Çok değil ondan az sonra o kadın oğluyla otururken bir bey geldi kızıyla yanıma
'' İyi günler iyi çalışmalar öğretmenim'' dedi ''size bir şey sorabilir miyim''
''Elbette buyurun '' dedim
'' Affedersiniz kızımın bazı sağlık problemleri var.''
'' Öyle mi geçmiş olsun''
''Onun için çekinerek geliyorum kayıt yaptırmaya nasıldır bu okulda durumlar''
Ona da aynı yanıtı verdim
''Geldiğiniz okulda nasıldı?''dedim
''Tek kelime ile harikaydı. Öğretmenlerin hepsi müthiş yardımcı oldular bize''
'' İçiniz rahat olsun bayım burada da aynısı olacak'' dedim
''Ciddi misiniz''
''Evet'' dedim
Bu konuşmalarımızı dinleyen kadında şaşırmış yanımıza gelmişti
''Ama demin bana siz bu okulda öğretmenlerle de sorunlar yaşayacağımızı ima etmiştiniz'' deyince adam da gayri ihtiyari durdu
'' Sevgili bayan bir okula geliyorsunuz okulun durumunu soruyorsunuz geldiğiniz okuldaki bütün öğretmen arkadaşlardan şikayet ediyorsunuz. Bu mümkün olamaz demek ki sorun sizde ya da çocuğunuzla olan iletişiminizin kopukluğunda, Sizin davranışlarınız size nasıl davranılması gerektiğini belirler. Okullar eğitim yuvasıdır ama kurallarla da yönetilirler. Biz eğitimciler bütün çocuklara eşit başlarız eşit de devam etmek isteriz ama bizim tüm iyi niyetimizi suistimal eden ya da diğer evlatlarımızın zarar göreceğine inandığımız insanları da doğal olarak kurallar çerçevesinde engellemekle yükümlüyüz. Kısacası bayan siz ne iseniz biz o oluruz''
'' Yani suç bizde mi diyorsunuz''
''Hayır bunu suç olarak görmeyin. Siz kendinizi geliştirmeye kapatıyorsunuz. Siz bir kolunuzu açın biz öğretmenler hepimiz tüm kollarımızı açar sizi kucaklarız.''
Adam gülümsemeye başladı...
'' Doğru okula gelmişiz hocam. Teşekkür ederim''
Kadın ise
''Peki bana kollarımı nasıl açacağımı öğretebilir misiniz'' dedi
'' Hoş geldiniz öğrenmeye başladınız bile''
Kız öğrenci mükemmel bir derece ile okulu bitirdi. Erkek öğrenci ise benim sporcum oldu başarı ile mezun oldu ve sporuna üniversitede devam etti iyi bir sporcu ve harika bir arkadaş oldu...

                                                                                                                                  Yüksel ŞEKER

28 Haziran 2016 Salı

Şeker adamca düşünceler

Ülkemizde 3 milyondan fazla Suriyeli var ve bunların hepsi maalesef kayıtlı değiller ve bunlar terörist faaaliyetlerde bulunan Işid ve pkk gibi terör kaynaklarının yandaşlarıdırlar ve bunlar hepimiz tarafından maalesef bilinen gerçeklerdir. Artık kontrol tamamen kaybedilmiştir. bu duruma yol açan hükümet ve hükümetin bu pervasızlığına göz yuman herkes bu katliamların ortağıdır. Bizde artık ah vah diyecek halde kalmadı sabırda Türkiye'm artık eski Türkiye değil korkarım asla eskisi gibi de olmayacak. Bu iktidar bu zihniyette oldukça namuslu dürüst ve vatanseverler gibi hareket etmeyip gururlu bir insan gibi ortaya çıkıp ben ülkemin insanını koruyamıyorum o yüzden istifa ediyorum diyerek istifa etmeyip nasılsa bunu da bu millet unutur ben bir iki gün vatan millet sakarya yaparım birde yayın ve internete yasaklamalar koyar geçiştiririm diye düşündükçe ve bizlerde bunlara ayak uydurdukca korkarım bu acı er yada geç hepimizin kapısını çalacak.
İnanın bunları yazmaktan son derece utanıyor ve üzülüyorum. Ben güzel ülkemde güzellikleri paylaşmak istiyorum. sevgiyi paylaşmak istiyorum şiiri huzuru mutluluğu paylaşmak istiyorum sokaklarda akan kanları değil sokaklarda güvenle oynayan çocuklarımızı onlar oynarken onlarla eğlenen hayvanlarımızı kedilerimizi köpeklerimizi paylaşmak istiyorum. ama korkarım bunları paylaşmak her geçen gün daha da zorlaşıyor ve olanaksızlaşıyor.ve gene korkarım ki bazılarımızın gözlerinin en içlerine kadar sokmadıkça bu acıyı ne gerçekleri görecekleri var ne de bu acıya dur artık diyecekleri.
Üzgünüm gerçeklerimiz bu. Bu hükümetin bir şey yapacağı yok biliyorum şimdi pek çoğunuz daha iyisi mi var diye soruyorsunuz kendi kendinize evet var her zaman daha kötüsü olacağı gibi daha iyisi de mutlaka vardır yeter ki biz iyi olmaları için zorlayalım ve isteyelim. Unutmayın ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK sayesinde her şeyi değiştirebilme gücü biz vatandaşların elinde...

Yüksel ŞEKER

30 Mayıs 2016 Pazartesi

ŞEKER ADAMCA ŞİİRLER

Hadi kalk değişik bir şey yapalım bu gece
sen şehrin ışıklarını kapat
ben göğün perdelerini örteyim
sonra yeni yetişen gençlere
buram buram sımsıcak aşk hikayeleri anlatalım
zarar görmüş kadınlara hayat pansumanı yapalım
mesela tapusuz olsun tüm aşklar
benim malım değil benim aşkım olsun
hüzünleri
yanılgıları
pişmanlıkları
gün doğmadan ortadan kaldıralım
hadi kalk değişik bir şeyler yapalım bu gece
sen şehrin ışıklarını kapat
ben göğün perdelerini örteyim
tüm canlılara arkadaşlık edelim
akmayan çeşmeleri onaralım
açılmayan kapılar
söylenmeyen sözler kalmasın aşka dair
rengarenk uçurtmalar hazırlayalım gökyüzüne
güneş gibi pas parlak uçurtmalar
sonra siyah beyaz bir filim olalım
sen türkan sultan ol
ben göksel arsoy
baktık olmadı
aşkı ta en başından en baştan tekrar alalım
hadi kalk değişik bir şeyler yapalım bu gece
sen şehrin ışıklarını kapat
ben göğün perdelerini örteyim...

Yüksel ŞEKER 
http://sekeradamca.blogspot.com.tr/












20 Mayıs 2016 Cuma

ŞEKER ADAMCA

Dinle sevgili
Rakımdan bir yudum da sen al ve beni iyi dinle sevgili.
biliyorum, alıştın benim çiçek kokan aşk kokan satırlarıma şiirlerime ama bugün umutlu, çiçekli, böcekli, aşklı meşkli yazılar yazmayacağım için sakın ha kızmayasın bana. Bu akşam belki hayal kırıklığı ile bu yazdıklarımı okuyup bitireceksin. İçinde fazla aşk kelimesi bulamayacağın için,haksız da sayılmazsın; Bu akşam dünyanın en kirli ve sidikli sokakları olacak satırlarımda. Sonra gencecik kızların yarı karanlık batakhane masalarında meze oluşları
Dinle sevgili savaş meydanlarında barut ve kan kokusu vardır. Bu akşam yazdıklarımda ,tecavüze uğrayan sokak çocukları, mezarlıklar dolusu ölü kadınlar.Polis jopunun altında hakkını arayan işçiler memurlar ve üniversiteli gençler, Şerefsizler yüzünden yakılmış ve yıkılmış kentler, terk edilmiş köyler, son eroini cami tuvaletinde damarında patlatan kimliksizler, travesti küfürü, fahişe pazarlığı yazılar yazıp paylaşacağım bu akşam. Evet bu akşam düşüncemin suçlusu olacağım, kabul ediyorum.

Rakımdan bir yudum da sen al ve beni iyi dinle sevgili.
bu akşam düşüncemin suçlusuyum, kabul ediyorum. fakat sen de bana hak ver. beyaz mendillere kırmızı göz yaşları silenler benim eserim değil. Milyonlarca köle çocuk, fabrikalarda, fuhuş evlerinde, sokaklardalar ve onlar benim eserim değil. Bu akşam açlığı, kuraklığı, hastalıkları, hapishaneleri, idam sehpalarını, hastane odalarını, omuzlarda taşınan çocuk tabutlarını ben sadece yazacağım ve yazıyorum, yapan ben değilim. Pencereler kapalı, kapılar sürgülü, herkes dilini silah yapmış ağzında. her sözcükle bir insan vuruluyor yada tutuklanıyor. sevginin olmadığı cehennemleri cennet bellemişler. dualar dua değil bildiğin tanrı ile pazarlık. bu akşam bunları sadece yazıyorum yapan ben değilim. Biraz gülmeye kalksam ya bir ağaç kesiliyor, ya bir hayvan öldürülüyor ya da bir insan kayboluyor göz bebeklerimizde. biraz gülmeye kalksam zehir zıkkım oluyor yaşananlar bana.

Rakımdan bir yudum da sen al ve beni iyi dinle sevgili.
sokaklardan geliyorum ben, o sokakların en acımasız zamanlarından geliyorum. Haklı haksız olduğuna bakılmaksızın yapılan sorgulardan, takiplerden, ihbarlardan, yalanlardan ve talanlardan geliyorum. Yaralarımı iyi kötü bilirsin. Dilim eğer sokağın diliyse bu akşam, yüreğimin tavanı olmadığındandır. Dilim eğer diline benzemiyorsa bu akşam, yaşadığım bu ülkede olan bitenlere daha fazla duyarsız kalmak istemediğimdendir. Bilirsin hiç sınırlarım olmadı benim, elimde gururla salladığım bir bayrağım var sadece. ha evet hiçbir toprağın uğruna ölemedim tek suçum bu. Bütün dinlerin ve milletlerin katliamları ve yaptıkları pislikleri ile övündükleri bir kereden bir şey olmaz dedikleri bu lanet dünyada Onların dinlerine göre dinsiz ve işe yaramaz adamın tekiyim. Sokaklardan geliyorum ben. gündüzleri gördüklerimdendir geceleri rahat rahat uyuyamam. Bakma benim bu akşam yazdıklarıma aslında korkağın tekiyim. yaşamaktan en çok korkan benimdir. doğum günlerimdeki alkışlar öldürür beni. üfürdüğüm her mum ömrümden sönen bir ışıktır. bilmezler.

Rakımdan bir yudum da sen al ve beni iyi dinle sevgili
ben bunları zaman zaman yazmaya devam edeceğim,belki de sen de bana kızmaya başlar ve devam edersin,olsun. Ben seni öpeceğim, sen beni yaşatacaksın, ben kaçacağım kendimden, sen beni bulup geri getireceksin. Evet aşk şiirleri de yazacağım aşk üzerine sözlerde, yazılarda ama arada bu düzenin çarkına da söveceğim, Bu arada sen rakımızı dolduracaksın. başka yolu yok mudur dersen yoktur sevgili, yeryüzünde her çocuğun dudağında bir parça gülücük açana kadar başka yolu yoktur...

Şimdi son yudumu bana bırak, hak ettim sanırım...

Yüksel ŞEKER

16 Mayıs 2016 Pazartesi

ŞEKER ADAMCA

Sizi bilmem ama kazanlarda kaynatılmış su ile leğenlerde yıkanmış çocuklardık bizler. Donduğumuz su ile haşlandığımız suyun yanı sıra kafamıza sürdüğümüz sabunun gözlerimize kaçması ile öğrendik ağlamayı. Annelerimizin bizi yıkarken arada bir kafamıza indirdikleri maşrapalar ile açıldı ufkumuz. Detarjan kokulu havlular ile sobanın yanına gelene kadar tir tir titreyip soba da yanan kömürün verdiği ısıda da kurulanırken, gözümüz televizyondaki komiser Kolombo'nun partal eski püskü elbiselerindeydi.

Arkadaşlarımızla top oynarken toplarını komşunun bahçesine kaçırmış çocuklardık bizler. Azarlanmayı göze alarak, kapıları çalmayı taaa o zamanlarda öğrendik. Aşk uğruna rezil olacağımızı bile bile yürek kapılarını çalan da bizdik; ’’sevdam yüreğinize kaçtı da...’’. ne de rezil bir durumdu bu komşunun bahçesine kaçan toplar; Duvardan tırmanıp topu almaya kalksak, yakalanma ihtimalimiz vardı. Topu almadan eve dönsek, yiyeceğimiz paparanın ve dayağın haddi hesabı yoktu. Cesaretimizi toplayıp kapıyı çalsak bir ton fırça yiyen. top uğruna yerin dibine giren de, uçurtmalarını göklere salan da bizlerdik. Şimdi sözüm ona büyüdük ya, göğün bulutunu da, yerin dibini de en iyi bizler tarif ederiz.

En güzel en renkli yıllarımızı simsiyah okul önlükleriyle örten çocuklardık bizler. kendi başımıza bir şeyler söyleyemezdik. okul bahçelerinde toplanıp, andımız’ı ve İstiklal marşı’nı tekrar ettik, dersleri anlamak yerine ezberledik. Öğretmenlerimizin çoğunu sevecektik sevmesine de , korkmasaydık eğer. Cetveller ölçüm aleti olmaktan daha çok ceza aracıydı bizim için. Saç uzatmak mı o ne olanaksız yasak,kazara uzamasın saçlar biraz.hava alanı yolu anında açılırdı kafamızda. Bayansak oje sürmek yasaktı mesela , Nazım yasak, gorki yasak. Okulu kırmalar, bütünlemeye kalmalar, sorumlu geçmeler...bizler şimdi iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanıyorsak, işte bu ezberlenmiş siyah zamanların eseridir. İnsanın düşleri hiç hazır ol da bekler mi? Bizim düşlerin önü bile hep ilikliydi. tahtaya konuşanlar yazılırdı, konuşmak suçtu. konuşmuyorsak anlayın...

Ha birde ’’elalem’’ denilen birileri vardı annelerimizin dillerinde ve onların çocuklarından örnek alması gereken çocuklardık bizler. artık onlar kimlerdiyse, hep bizden iyilerdi, başarılıydılar, akıllılardı, çalışkanlardı, yemeklerini hep bitirirlerdi. en temiz onlardı. en efendi ve en hanım hanımcık onlardı. Erkenden yatağa giderlerdi, günde en az üç kere dişlerini fırçalardı bunlar, Yeni ayakkabılarıyla top oynamazlardı, otururlarken eteklerini bacaklarının altına iterlerdi, misafirliğe gittiklerinde yatak odalarına dalmazlardı, bir şey istediklerinde ’’rica edebilir miyim efendim.’’ derlerdi, annelerini babalarını üzmezlerdi.

işte biz böyle mahallelerin ’’kötü çocukları’’ olarak büyüdük ve şimdi o ’’elalem’’in dünyasında ’’aykırılar’’ olarak hayatımıza devam ediyoruz.

Yani anlayacağınız kimsenin iplemediği çocuklardık bizler. Şimdi birileri ’’iplesin’’ diye aha böyle face deki duvar’larla konuşuyoruz. beğenilmek, övülmek, takdir görmek, yorumlanmak istiyoruz. hele birde arada dürtenimiz de olursa var yaa ! değmeyin keyfimize.

Yüksel ŞEKER