Sahte doktor ve asistanı eve gelmiş Kambur ve Filiz evden ayrılmıştı.Ev halkının beklemekten başka yapacak bir şeyleri yoktu.
Zülal ile Pınar kalktı biri boy aynasının üstünü örttü diğeri kemanı kılıfına kaoyup yerine kaldırdılar. Timur
'' Bizde ayak altından çekilelim isterseniz beyler'' dedi arkadaşlarına
Pınar
'' Siz bilirsiniz ama madem bütün gün evde kalacağız.Bunu değerlendirelim bari dedi. Müzik çalışalım. Hem bizim evde kaldığımızı etrafa yaydılarsa bu evden evde olduğumuz halde müzik sesleri çıkmazsa şüphe çeker''
'' Pınar kızım haklı çocuklar'' dedi büyük baba ve ekledi
'' Osman ve Mustafa müzik aletlerini alp gelsinler,Timur ve Nazım sizde şu parayı alın biraz alış veriş yapın madem hep beraberiz güzel bir kahvaltı yapalım pişi isteyen kimler''
Hepsinin elleri kalkmıştı. Büyük baba evdeki yeni iki misafirlerine döndü.
'' Kusura bakmayın gençler. Bugünün telaşından olsa gerek Mehmet komiser sizi tanıştırmayı unuttu.Madem hep beraber buradayız tanışalım. Ben evin yaşlısı Cevher torunlarım Pınar ve Zülal üst kattaki çocuklarım Nazım,Timur. Osman ve Mustafa''
'' Benim adım Barbaros arkadaşımınki de Serdar''
'' Evet tanışma faslımız bittiyse herkes görevinin başına . Kızlar ortalığı toplamanız bittiyse doğru mutfağa bakalım sizlerde.'' Timur
'' Cevher baba biz ne alalım''
'' Önce şu parayı alın bakalım'' Büyük baba cüzdanından çıkardığı 100 Türk lirasını Timur'a uzattı.
'' Cevher baba var paramız''
'' Sus ve al şunu''
Timur mecburen utana sıkıla Cevher babanın uzattığı parayı aldı. Önce evde Mısır özü yağı yok pişi onunla güzel olur bir litre Mısır özü yağı alın. Oradan fırına geçin dur bakayım kaç kişiyiz''
Nazım saymaya başladı.
'' Dört biz,üç siz, ikide Barbaros'lar. Toplam dokuz kişiyiz''
'' O zaman altı yufka alın ancak yeter''
'' Çok değil mi Cevher amca ''
'' Değil değil.yarım kilo kadarda tulum loru alın'' Büyük baba kızlara seslendi.
'' Kızlar dolaba bakın bakalım domat, salatalık falan var mı?''
Zülal '' Var büyük baba var istemez''
Büyük baba '' Tamam o zaman şimdilik bunlar yeter. Sizlerin canı çeken bir şeyler varsa onuda alın gelin ve lütfen oyalanıp bizi telaşlandırmayın''
Timur '' Tamam büyük baba hızla gider geliriz ''
Herkese görev dağılımı yapılmıştı. Barbaros ve Serdar hariç
Büyük baba '' Gelin bakalım çocuklar '' dedi boş koltukları göstererek
Barbaros ''bizde yardım etseydik''
Büyük baba '' Yok siz bugün misafirsiniz. Gelin yanıma oturun bakalım''
Barbaros ile Serdar koltuklara geçip oturdular. On beş dakika içinde üst kata çıkanlar müzik aletleri ile dışarı çıkanlar da ellerinde aldıkları ile evde toplanmıştı. Büyük baba mutfağa geçti gelen yufkaları genişçe bir kaba koyup üstünü kapattı
'' Biraz kabarsınlar bakalım.''
Bir on beş yirmi dakika daha bekledikten sonra Büyük baba ve kızlar mutfağa geçti.Birazının içini lor dolu diğerlerini de boş olarak hazırlayıp kızarttıktan sonra onları ayrı kablara koyup Domatesler ve Salatalıkları da Jülyen biçimde kesilip tabağına yerleştirince her şey salondaki büyük masaya götürmek üzere hazırdı.
Salondaki masa bir güzel süslendi.Hazırlanan pişiler,domatesler salatalıklar masaya yerleştirildi. Sonra buzdolabından Zeytin.Peynir.Çam balı,Çilek reçeli de eklenince.Masa her şeyi ile hazırdı. Hep beraber masaya oturdular. Masada dokuz kişi olduklarından Mutfaktan bir sandalye getirtilmiş içlerinde en uzun olan Serdar o sandalyede oturtulmuş.Sanki her şey normal bir günmüş gibi kahkahalar içinde kahvaltı yapılmıştı. Bu güzel kahvaltı. Pınar'a da Zülal' e de iyi gelmişti. Kendilerini iyice toplamışlardı.ama Pınar Öner tarafından kullanılmasını bir türlü kabullenemiyor ve o gülmeler esnasında bile aklına geldiğinde hem kendie hem Öner' e kızıyordu. Nasıl olmuştu da kullanıldığını hiç hissetmemişti. Acaba oda Hiç kendisine aşık olmuşmuydu. kendisini sevmişmiydi.
Bunu artık asla öğrenemeyecekti.
Kahvaltı yapılmış sofra toparlanmış bulaşıklar yıkanmış her şey eski düzenine gelmişti büyük baba ve kızlar salonda üçlü kanepeye Timur ve Nazım ikili koltuğa .Osman ve mustafa tekli koltuklara oturmuşlar Serdar pencere kenarına Barbaros ise kapı tarafında ayakta bekliyorlardı. Büyük baba onlarında gelmelerini ve sandalyeye oturmalarını istediyse de onlar sandalyeleri yanlarına alıp bulundukları yerde oturmayı tercih ettiler.
Büyük baba '' Biraz dinlenelim yediklerimizi bir sindirelim sonra müzik kısmına geçeriz''
Zülal '' Madem dinleneceğiz büyük babacığım. O zaman sen bize biraz daha anlat he olurmu''
'' Kızlar evde misafirlerimiz var bugün olmaz''
Pınar '' Büyük babacığım evde hiç yabancı yok ki. Hadi lütfen anlat''
Timur ve arkadaşları şaşkınlık içinde konuşulanları dinliyordu. Zülal kısa bir açıklama yapma gereğini duydu.
'' Arkadaşlar büyük babam bize büyük aşkını anlatıyordu. Şimdi siz buradasınız diye anlatmak istemiyor yardımcı olunda anlatsın''
Büyük baba ' Güzel kızım anlatmak sorun değil de şimdi başa dönüp anlatamam ki .''
Nazım '' Olsun Cevher amca. Biz sonra özeti alırız. Hadi anlatın lütfen''
Hep beraber tempo tutmaya başladılar '' Anlat anlat''
Büyük baba '' Tamam tamam anlatacağım sizi gidi zıpırlar sizi''
Büyük baba kaldığı yerden anlatmaya başladı.
'' Pınar ile o iyileşene kadar geçen harika günlerden sonra İstanbul'a dönmek çok zor geliyordu. Ama dönmekten başka çarem de yoktu. mecburen döndüm.Pınar ile olan aşkım artık mektuplarımızda yaşıyordu. Her fırsatta mektuplaşıyorduk''
Zülal ' Büyük baba sen Pınar ile mektuplaştığınıza göre O mektuplar sen saklamışsındır.''
Büyük baba Torununun kafasındakileri anlamıştı.
'' O kadar uzun boylu değil Küçük hanım'' dedi
Zülal '' Hiç değilse denedim'' dedi
Büyük baba anlatmaya devam etti.
'' İstanbul'a okuluma geri dönmüştüm. İzmir de olduğum o süreç boyunca Doğan Hocam her gün izin kağıdımı sınıfıma bizzat kendisi götürüp işletmişti. Artık Doğan Hocama da borçlanmıştım.Onun benim için yaptıklarının karşılığını vermeliydim. Kendimi derslerime ve sporuma verdim. ama her akşam Pınar!a mektup yazmadan da duramıyordum. Ogün yaşadığım her şeyi tek tek yazıyordum ve onları hafta da iki gün postaya veriyordum Pınar'a ulaşması için. Pınar'dan da bana hafta da iki gün mektup geliyor o da bensiz geçen her saniyesini yazıyordu. Hiç unutmam bir gün tam yirmi sayfa yazmıştım''
Zülal '' Yirmi sayfamı Ne yazdın ki o kadar büyük baba''
Büyük baba '' Ona duyduğum aşkı anlatmak için yirmi sayfa bile yetmedi kızım. Yüz sayfa hatta bin sayfa olsa gene yetmezdi .Pınar'a duyduğum aşka ne sayfalar yetiyordu. Nede yirmi dokuz harften oluşan alfabemizin türettiği kelimeler.''
Timur '' O kadar büyük aşklar ancak o zamanlarda kalmış Cevher amca.Aşklar bile değişti günümüzde artık''
Büyük baba '' Yok evlat yanılıyorsun.Aşk değişmez. İnsanlar değişir''
Timur '' Galiba haklısın büyük baba.Her şeyi yozlaştırdığımız gibi aşkı da yozlaştırdık ''
Büyük baba anlatmaya devam etti...
Cevher İstanbul'a geldikten sonra Pınar ile olan aşklarını mektuplara taşımışlardı. Haftada iki gün Pınardan mektup alıyor hafta da iki günde ona mektuplar gönderiyordu. Her mektup günlük gibiydi. Yaşadıkları her şeyi birbirlerine anlatıyor ve bunu aşkları ile süslüyorlardı. Cevherin en büyük beklentisi postacının geleceği günler olmuştu. Pınar'ın yazdığı her mektubu defalarca okuyor, kokluyor onsuz oana doymaya çalışıyordu.Maçlar yoğunlaşmıştı. artık hem yıldız hemde genç mili basketbol takımındaydı. Çok yoğun geçiyordu günleri hele birde buna okul maçları ve milli takım kampları eklenince yoğunluğu iyice artıyordu. Ama Cevher bir gün olsun aksatmadan her akşam Pınar'a mektup yazıyordu.
Yoğun bir senenin ardından tatil zamanı gelmişti.Okulun tatil olduğu ilk gün karnesini alır almaz Otobüs terminaline koştu ve İzmir'e döndü.Pınar amcasının çocukları ile onu terminalde karşılamıştı.Cevher elinde olsa Otobüs durmadan atlayacak ve kendini sevdiği kızın kollarına atacaktı. Çok özlemişti. Pınar'ında heyecanı her halinden belliydi. Otobüs durup kapısını açar açmaz Cevher ok gibi fırlayıp Pınarın kollarına attı kendini. İkisininde gözü kimseyi görmüyordu artık sadece ikisi vardı ve sadece birbirleri içi yaşıyorlardı. İki genç sevgilinin dudakları birbirleri ile buluştu. Garaj da herkes onlara bakıyordu ama onların umurlarında bile değildi. Onlar aşıktılar ve özlemlerinin oluşturduğu susuzluğu birbirlerinin dudaklarından gidermeye çalışıyorlardı.
Cevher '' Pınar'ım''
Pınar '' Cevher'im''
Ağızlarından çıkan tek kelime bunlar oluyordu. Birbirlerinin yüzüne saçlarına kulaklarına dokunuyor, dokunuyorlardı. Ellerinde olsa her zerrelerine dokunacaklardı. Çünkü birbirlerinin her zerrelerini özlemişlerdi. Birbirlerinin gözlerinin içine bakıp bakıp duruyor ve tekrar tekrar sıkı sıkı hiç bırakmak istemezcesine sarılıyorlardı.
''Hey aşıklar hadi burada yeter bakın herkes size bakıyor burada birazda başka yere taşıyın aşkınızı''
Cevher sesin geldiği yere baktı.Konuşan Mehmet'ti.
'' Kardeşim sen de mi geldin karşılamaya nereden öğrendin geleceğimi ''
Mehmet '' Bak Pınar görüyormusun adama ne yaptığını aptallaştı kendi yazdığını bile unuttu''
Cevher '' Doğru ya yazmıştım değil mi''
Mehmet '' Hadi çıkalım şuradan''
Pınar '' Aşkım sana amcamın oğullarını tanıtayım. Hasan ve Hüseyin''
Cevher bir eli ile Pınarın elini sıkı tutmuş boşta kalan eliyle birazda az önce yaptıklarıdan utanarak elini uzatıp '' Memnun oldum '' deyip tokalaşmıştı.Ardından Mehmet le de tokalaşıp garajın çıkış kapısına yöneldiler.
Birbirleri ile geçirecekleri dolu dolu iki ayları vardı.Ve ilk haftaları bitmişti bile. Cevher bütün kış para biriktirmişti. Baya hatırı sayılır bir para hemde. Milli takımdayken kendilerine verilen harç paralarını herkes harcarken o bankaya atıyor ve yaz için biriktiriyordu. Hele birde buna Galatasaray'ın verdiği parada eklenince Bir nişan bile rahat rahat yapılabilirdi.
Günlerden pazardı.Cevher Pınar'ı evinden alıp Birinci kordonda deniz kenarında güzel bir kafeteryaya götürdü. Pınarın keman sevdiğini de biliyordu Mehmet'ten rica etmiş arkadaşı da ona bir kemancı ayarlamıştı.Kafeterya dolu sayılırdı ama Cevher'e özel bir kısımda özel bir masa ayarlanmıştı.Masanın üzeri Melisa çiçekleri ile doluydu. Pınar başına gelecekleri anlamış şaşkın şaşkın etrafına bakıyordu.İkisi de havanın sıcaklığına tezat heyecandan zangır zangır titriyorlardı. Cevher önce Pınarın sandalyesine oturmasını sağladı sonra kendisi de karşısına geçip oturdu.
Cevher garsona işaret etti. Garson gelince.
'' Bize bir şişe Kırmızı Dubunnet şarabı getirirmisin''
Pınar '' Şarap mı ''
Cevher '' Evet hayatım ama bu bildiğin şaraplardan değil. Aslına bakarsan meyve suyu bile diyebiliriz. Tadına bak beğenmezsen içmeyiz''
Pınar '' Peki aşkım''
Garson şarabı getirmiş önce Pınarın kadehine sonra Cevherin kadehine birer tadımlık doldurup masaya bırakmıştı.Cevher sevdiği kıza baktı. Hadi tat dercesine gözünü kırptı. Pınar kadehi aldı dudaklarına götürdü. Cevher haklıydı tadı aynı meyve suyu gibiydi.
'' Gerçekten güzelmiş Cevher. İçebiliriz bunu''
Cevher de kadehindekini içti ve garsonun doldurmasını bekleyip garson gidince. Elini Pınar'a uzatıp
'' Bekle aşkım''
Pınar '' Neyi bekleyeceğim'' diyemeden keman sesini duydu.
Pınar '' Aman Tanrım hepsi benim için mi bunların. Masada en sevdiğim çiçekler. En sevdiğim müzik aletinden yükselen notalar ve yanımda sen .Bugün hiç bitmesin Cevher'im''
Cevher '' Bugün o güzel günlerin en güzellerinden ilki olacak hayatım''
Pınar '' Zaten her günüm sen yanımdayken öyle''
Cevher kadehi Pınarın eline verip kendi kadehini de eline alıp.
'' Hiç bitmeyecek aşkımıza aşkım'' dedi
Pınar kendisine uzatılan kadehi dudaklarına götürürken
'' Sonsuzluğa kadar yalnız senin olacak aşkıma ve yalnız benim olacağına inandığım aşkına''
Kadehlerinden birer yudum alıp kadehleri tekrar masalarına koydular. Kemancı da işinin ehli çıkmıştı.Birbiri ardına aşk şarkıları çalıyordu.Cevher sandalyesinden kalktı.Pınarın yanına geldi. Dizlerinin üstüne çöktü ve cebinden küçük bir kutuyu açıp Pınar'a uzattı.
Pınar gözlerini sevdiği adamdan ayıramıyordu. Hayatının en güzel gününü yaşıyordu sanırm az sonra Cevher ona....
'' Pınar'ım ''
Pınar '' Efendim aşkım''
Cevher'' Cennetim olurmusun ?''
Pınar kulaklarına inanamıyordu. Cevher kendisine evlenme teklif ediyordu. Yüreği pır pır atıyordu. Allahtan sandalyede oturyordu yoksa düşmesi kaçınılmazdı.ama yanıtı şaşırtıcı oldu.
Pınar '' Hayır olamam''
Şok sırası Cevher'e geçmişti. Sevdiği kadın ona ben senin Cennetin olamam diyordu Cevherin ağzından belli belirsiz bir söz çıktı. Pınar'ın söylediğini kemancıda duymuş çalmayı bırakmıştı.
Pınar '' Evet olamam aşkım. Olamam çünkü Bir insanın Cenneti Anneleridir. Ben sana Cennet olamam ama Çocuklarımıza seve seve cennet olurum''
Bu yanıt üzerine ortalığı bir alkış kaplamıştı. Pınar şaşkın şaşkın etrafına bakınırken. Hülya,Hayriye,Mehmet ve diğer tüm arkadaşları onları alkışlıyorlardı. Kemancı daha birşevke gelmiş çalıyordu da çalıyordu.
Pınar '' Hepiniz hepiniz buradasınız nereye saklanmıştınız hiç birinizi göremedim''
Cevher kutudan yüzüğü çıkardı Pınarın sağ yüzük parmağına yüzüğü taktı.Yüzük parmağa takılınca hep bir ağızdan '' öp öp'' Temposu ortalığı çınlatmaya başlamıştı. Onları duyan diğer müşterilerde dikkatlerini oraya vermiş ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Hatta bir kaçı dayanamayıp oraya kadar gelmiş gözlerine inanamamışlardı.birbirlerine bakıp '' Bunlar daha çocuk ya '' demekten kendilerini alamamış ama iki sevgiliye bakınca onların gözlerindeki aşkı görüp oradaki gruba katılmaya karar vermiş onlarda tempo tutmaya başlamıştı.''öp öp''
Cevher sevdiği kızın elini tutup ayağa kaldırdı ve
'' Sonsuza kadar yalnız seninim'' dedi Pınarın alnından öptü.
Pınar ellerini sevdiği gencin yüzüne koyup şefkatle okşadıktan sonra
'' Sonsuza kadar seninim '' dedi ve Cevherin dudaklarıyla dudaklarını birleştirdi.
Ortalığı bir alkış tufanı kaplamıştı.Pınar dudaklarını sevdiği gençten ayırdıktan sonra.
'' Aşkım bu dudaklarım senden başka hiç kimseyi öpmeyecek''
Cevher '' Benim de'' diyecekti ki Pınar onu susturdu.Ve dudaklarını Sevdiği adamın dudakları ile bir daha birleştirirken.
'' Biliyorum aşkım biliyorum''
Genç çiftler arkadaşlarını boş masalara davet ettiler. Ve o gün çılgınlar gibi eğlendiler.Gün bitmeye yakın. Cevher Pınar'a
'' Aşkım ailene söyle ne zaman uygunlarsa Ailemi getireyim tanıştırayım ve resmen ikinci adımımızı atalım''
Pınar '' Tamam kalbim konuşurum''
Gün bitmek üzereydi artık son dakikaları yaşıyorlardı Pınar Cevherin kulağına eğilip.
'' Aşkım ya burada öyle bir şarap satıldığını yada ikram edildiğini hiç duymamıştım. Çok güzelmiş. Tıpkı meyve suyu gibi''
Cevher '' Demek hoşuna gitti o zaman hep bundan içeriz beraberken''
Pınar '' O kadar da değil Bir tanem de özel günlerimizde gelip burada içeriz ''
Konuşmalara ortak olan Mehmet.
'' O zor biraz ''
Pınar '' Nasıl zor. Mehmet burada ikram ediyorlarmış ya işte.''
Mehmet '' Evet bugün burada ikram ettikleri doğru ama sadece bugün''
Pınar '' Nasıl yani''
Mehmet '' Bu şarabı içebilirsiniz de Cevher gene getirmezse burada asla bulamazsınız''
Pınar Cevher'e baktı şaşkınlıkla
'' Bunu sen mi getirdin aşkım''
Cevher '' Evet bir tanem.Ben getirdim''
Pınar '' Nereden aldın bunu''
Cevher '' Fransa'ya maçlara gitmiştik ya orada son maçta bizlere tattırdılar çok hoşuma gitti bende iki tane aldım biri bugün için diğeri.''
Pınar '' Diğeri ne zaman aşkım''
Cevher '' Ailen seni verirse nişanımızda''
Pınar '' Aşkımsın sen aşkım''
Cevher '' Sende benim aşkım sende benim''
Epey geç olmuştu toparlandılar hesabı ödeyip evlerine doğru yöneldiler. Ertesi gün Pınar ile buluştuğunda Pınarın ailesinin hafta sonu onları bekledikleri haberini aldı Cevher. Şimdi bunu kendi ailesine anlatması gerekiyordu Cevher'in.
Akşam olunca Önce Pınar'ı evine bıraktı. oradan da evine geçti. Bu akşam babası ile konuşmalıydı. Babası masasına oturmuş sigarasını tüttürüyordu.
Cevher '' Baba sana bir şey söylemem lazım''
'' Neymiş o konuşacağın bakayım senin''
'' Baba Pınarın ailesi hafta sonu bizi bekliyorlar''
'' İyi de neden bizi bekliyorlar''
'' Baba Pınarı isteyeceğiz onlardan Allah'ın izni ile''
Babayı bir gülme tuttu.
'' Bu yaşta''
'' Evet baba bu yaşta sen annemi aldığında kaç yaşındaydın ki.''
'' O başka bu başka''
'' Aslında aynı şey baba da. Hem biz hemen evlenmeyeceğiz ikimizde üniversiteyi bitirip öyle evleneceğiz''
'' İyi de o zaman niye acele ediyorsunuz''
'' İki aile arasında resmi bir biriklikteliğimiz olsun diye''
'' Ya kızın ailesi lisyi bitirince evlenin derse ne yapacasınız''
'' O zaman hiç düşünmeden evleniriz baba''
'' Bak ya evlenirmiş. Demek evleneceksin yani öylemi''
'' Evet baba aynen öyle''
'' Bak şu ağacı görüyormusun'' ilerde ki dut ağacını göstererek
'' Evet baba görüyorum''
'' Aha işte buda ip asılacaksan git kendin asıl bana hiç güvenme''
'' Baba Pınara her şekilde bakamayacağıma onu mutlu edemeyeceğime inansam asla evlenmeye kalkmam zaten. Kaldı ki ben senden sadece sevdiğim kızı Allah'ın emri Peygamberin kavli ile ailesinden istemeni istiyorum sadece .Önü ve gerisi her şey bana ait.''
''Ailesi verecek mi kızı''
'' Evet baba ''
'' O zaman yüzük falan almak lazım yeni elbise almak lazım''
'' Ben hepsini halledeceğim baba''
'' Ehmadem ki siz her şeyi ayarlamışsınız bizde gider isteriz o zaman''
'' Sağol baba''
Cevher sonraki günlerde önce Pınar ve ablası Bahar ile alış verişe çıkmış Yüzükleri içlerine isimlerini yazdırdıktan sonra almış o akşam kendi giyeceklerinide aldıktan sonra alış verişlerini bitirmişlerdi. Pınar ile o hafat çok fazla görüşemiyecekledi Çükü Pınarın evin de de tatlı bir telaş yaşanıyordu. O hafta istenecek ve Önümüzdeki hafta sonu da Kendi aralarında sade bir nişan töreni düzenlenecekti.
Cevher bir sonraki gün anne babası ile de alış verişe çıktı Önce o gece onların giyecekleri elbiseleri aldılar sonra kuyumcuya gidip Annesinin ve babasının Pınar'a takması için Bir takı seti aldılar. Cevher bütün masrafları kendi karşılamıştı. Çiçekçiye ve baklavacıya sipariş verilmiş hazırlıklar kısmen de olsa bitmişti.
Cevher ile Pınar davetli listelerine Osman Hoca ile Ferit hocayı da eklemişlerdi
Cevher '' Aşkım ben İstanbul'dan Doğan hocamıda davet etmek istiyorum birde eski ustam berber Kamil amcayı.Üstelik traşımıda ona yaptırcağım''
'' Tamam aşkım çağır bizimkilerin sorun çıkaracağını sanmıyorum. Hele şu isteme kısmını atlatalım.Gerisi kolay bir tanem''
'' Haklısın Pınar'ım haklısın''
Cevher '' Ben annem ile babamın takacağı takılarıda aldım''
'' Aşkım o gece takmasınlar onları Nişan da takarlar''
'' Tamam bir tanem öyle yaparız''
Nihayet beklenen gün gelmişti. Cevher çiçeği ve baklavafı almıştı ki annesi
'' Hani çikolata nerede'' dedi
Cevher '' Çikolatamı onuda mı almak lazım''
'' Elbette oğlum ''
Cevher hemen kemeraltına gidip bir paket çikolata alıp geldi. Artık her şey hazırdı ve Pınar'ı istemeye gidebilirlerdi.
O akşam Cevheri ter basmıştı. Kıpkırmızı olmuştu Pınar'ların evlerine gittiklerinde. Pınar kahveleri yapmış gelip dağıtmış sonra Mutfağa ablasının yanına çekilmiş heyecan içinde bekliyordu
Cevherin babası konuşmaya başladı.
'' Efendim sebebi ziyaretizin nedenine geleyim.''
Pınarın babası ''Buyurun bey efendi''
Cevherin babası '' Efendim Cenab-ı hak insanları çift yarattım demiştir. Ve bu çift yaratılmışları onun rızası eşliğinde birleştirme görevini de biz büyüklere vermiştir. Bizim çocuklarımız birbirlerini görüp beğenmişler bir baba olarak bana da düşen sizden Allah'ın emri Peygamber efendimizin kabulü ile Kızınız Pınarı Oğlum Cevher'e sizin de rızanız olursa sizden istemeye gelmektir. İzniniz olur mu efendim bu iki birbirini seven insanın birleşmelerine''
Pınar'ın babası '' Hoş geldiniz sefalar getirdiniz bizlerde usuldendir bilirsiniz kızımıza da bir soralım ona göre kararımızı verelim''
Cevherin babası '' Elbette efendim haklısınız''
Pınarın babası kızına seslendi
'' Pınar buraya gelirmisin kızım''
''Elbette babacığım hemen geliyorum''
Pınar üstünü başını düzeltti Ablasına
'' Bana şans dile ablacığım'' dedi
Ablası kardeşinin yanağından öperken
'' Hadi git'' dedi
Pınar içeri girdi. Onun geldiğini görünce babası konuşmaya başladı
'' Kızım Hakkı beyler seni Allah'ın izni peygamberin kabulü ile oğulları Cevher'e istemeye gelmişler. Sen ne dersin bu gençle ileriki bir tarihte hayatlarınızı birleştirmeyi istermisin''
Pınar başını eğmiş '' Siz nasıl uygun görürseniz babacığım''
''Kızım bir daha soruyorum ve senden bir yanıt istiyorum.Hakkı beyin oğlu Cevher ile ileride evlenmeyi istermisin istemezmisin''
Pınar '' Siz aile büyüklerimde onaylarsa evet babacığım isterim''
'' Tamam kızım sen ablanın yanına git''
Pınar gidince babası.
'' Kızımı duydunuz bize de onlara engel olmak değil onların yanında onların mutlulukları için bulunmak düşer. Kızım Pınarı Oğlunuz Cevher'e Allah'ın kabul etmesi rızasıyla verdim gitti efendim.''
Cevherin babası ayağa kalktı
'' Teşekkür ederiz Çetin bey Allah hayrını versin devamını nasip etsin.'' diyerek tokalaştılar.
Pınar'ın annesi Elif hanım da Pınar'a seslenerek çağırdı. Pınar gelince Annesi
'' Kızım baban senin Hakkı beyin oğlu Cevher ile evlenmene izin verdi. ''
Pınar da Cevher de kulaklarına inanamıyorlardı Artık remen sözlü sayılıyorlardı. Birbirlerine sevgi ile baktılar.
Pınar'ın annesi '' Öp kızım anne ile babanın ellerini''
Cevherin annesi ''Cevher sende öp annenle babanın ellerini oğlum''
Pınar ve Cevher el öpme merasiminden sonra yanyana durdular Cevherin babası
'' İzniniz olursa Çetin bey bugünü bir yüzük ile pekiştirelim''
'' Nasıl isterseniz Hakkı bey Pınar da artık sizin kızınız''
Yüzükler takıldı kurdelesi kesildi ve söz kesimi tamamlandı.
Pınar'ın babası '' Hadi bakalım gençler siz bir içeri geçin biz büyüklar biraz konuşalım''
Pınar ve Cevher içeri geçtiler. Büyüklar içeride konuşmaya başladılar aslında her şey bir formaliteydi. Sona Pınarı ve cevheri içeri çağırdılar konuşulanları anlattılar. Her şey Pınar ile Cevher'in planladığı gibi olmuştu. Önümüzdeki hafta sonu Pınarların evinde sade aile içinde bir nişan yapılacağını planladıklarını söylediler.
Her şey iki genç içinde istedikleri gibi gidiyordu. Ertesi gün arkadaşları ile bu güzel haberi paylaşıp kutladılar. Cevher önce İstanbul'a bir telgraf yazdı Doğan hocasını nişan törenine çağırdı. Osman hocaya ve Ferit hocaya da haber verildi. Cevher ilk ustası Berber Kamil'e de gidip haber verdi. Ve ondan Nişan tıraşını yapmasını talep etti.
'' Benim için onurdur evlat'' dedi Kamil ustası.
O hafta da iki ailenin telaşlı koşturması ile geçmiş ve nihayet hafta sonu gelmiş. Sade ve güzel bir tören ile iki sevgili nişanlanmış ve yüzüklerini takmışlardı.Artık tek bir adım kalmıştı önlerinde aşılacak Nikah..
İki sevgili artık daha özgürce beraber olabiliyorlardı. Üstelik geç saatlere kadar da beraber olabiliyorlardı.O yaz iki sevgili için rüya gibi geçmişti.Ve artık ayrılık zamanı gelmişti Cevher İstanbul'a dönecekti.
İki sevgili Garaj da birbirleri ile vedalaşıp ayrıldılar Cevher otobüsüne binmiş ve İstanbul'a doğru yola gözyaşlarını akıta akıta giderken Pınarda gözyaşları ile evine dönüyordu. Kulaklarında en son birbirlerine söyledikleri söz ile
'' Seni seviyorum aşkım''
Büyük baba anlatımını bugünlük bitirmiş gibiydi. Herkes mest olmuş Büyük babaya bakıyordu.Sadece Pınar çok şaşkındı Zülal Pınarın durumunufark etmişti
'' Ne oldu Pınar ''
'' İçeri gelirmisin benimle Zülal lütfen''
'' Tabi hadi geçelim''
İki arkadaş odadakilerden izin isteyerek odalarına geçtiler
Zülal '' Ne oldu Pınar ne var''
'' Zülal bu kadar tesadüf olabilir mi dersin''
'' Ne demek istediğini anlamadım''
'' Bak Zülal önce benim büyük babanın sevdiği kadına çok benzediğimi söyledi. ki ben büyük anneme çok benziyorum. Bugünde büyük baba iki isim söyledi Çetin ve Elif''
'' Evet ne var ki bunda''
'' Zülal bu isimlerde büyük annemin anne ve babasının isimleri''
'' Yok artık''
'' Aynen öyle yok artık bu kadar da tesadüf olamaz diye düşünmeye başladım.'
'' Kız istermisin Büyük babamın büyük aşkı senin büyük annen olsun''
'' Bende şüphelenmeye başladım ama bana büyük annemin İzmir de hiç yaşamadığı söylenmişti''
'' O zaman sadece büyük bir tesadüf olabilir''
'' Bilmiyorum belki öyledir ama ben araştıralım derim ne dersin''
'' Tamam kız araştıralım. Varsa öyle bir şey mutlaka buluruz.''
'' Bence de ''
'' Hadi içeri geçelim sonra iyice konuşuruz.''
'' Hadi geçelim''
İçeri geçtiklerinde herkes onlara bakıyordu.
Büyük baba ''Hadi bakalım kızlar sıra sizde''
Kızlar müzik aletlerini çıkardılar Osman ile Mustafa da hazırlanmış onları bekliyorlardı. Saatlerce çaldılar eğlendiler en ufak bir olay yaşamadan akşamı etmişlerdi. Akşam yemeği de yenilmiş sofra gene toparlanıp kaldırılmış herkes televizyonu karşısına geçmiş Ntv kanalını seyrediyordu saat 23,30 da televizyonun altında kırmızı bir ileti gördüler. Bu bir son dakika haberiydi Son dakika '' Emniyet güçleri maliye bakanlığına bağlı ofislere Maliye bakanının evine ve bazı çalışanların ve yardımcıların evlerine eş zamanlı baskın yaparak Maliye bakanını, yardımcılarını ve bazı bürokratları göz altına almışlardır. Maliye bakanı dokunulmazlığı sayesinde serbest kalmış ama hakkında ki iddialara yanıt veremeden ortalıktan kaybolmuştur''
Barbaros ''Evet Cevher amca ilk hamle tamamlandı. Yarın Türkiye Büyük Millet Meclisine Belgelerle açıklama yapılıp Maliye bakanımızın vekillikten azledilmesi istemini bildireceğiz eğer onlarda azlederlerse Maliye bakanını da tutuklayabileceğiz.
Yani bir süre daha çok ama çok dikkatli olacağız nede olsa aslanı yaraladık şimdi olanca gücü ile saldırabilir ''
''Tamam yapacak başka bir şeyimiz uok zaten. Hadi herkes yataklarına bakalım yarın okullarınız var''
Barbaros '' Evet aynen öyle bizde nöbeti devredeceğiz zaten sizi dışarıdan korumaya devam edeceğiz. Siz dışarı çıktığınızda yakın korumaya geçeceğiz''
Az sonra herkes evine çekilmiş dinlenmeye başlamıştı. Yarın yeni bir gündü ve yeni yaşanacak şeylere gebeydi....
22 Ocak 2016 Cuma
18 Ocak 2016 Pazartesi
ADI AŞK BÖLÜM 4 PART 2
Zamanın en büyük özelliği siz dur demek isteseniz de sizi asla dinlemeyecek olan ender şeylerden biri olmasıdır.Gerçi büyük baba şu günlerde bunun tam tersini düşünüyor.Zamanın hızla akıp Kambur'un araştırmasını bitirip.Kimsenin burnu bile kanamadan bir an önce bu işin sonuçlanmasını istiyordu. Tam elli üç geçmişti yaşanan olayların üstünden. Büyük baba geçen bu zamanın hep lehlerine olacağına inandığından sevinip duruyordu. Düzenli olarak Kambur ile görüşüyor durum hakkında bilgiler alıyor,Aldığı bu bilgiler doğrultusunda hareket etmeye çalışıyor.Kızlarını her olasılığa karşı hemen hemen her sabah uyarmadan okullarına göndermiyordu.
Zamanın bir diğer özelliği de geçtikçe unutturmaya başlamasıdır derler. Zülal ve Pınarın okulunda da bu olmuştu. Geçen günler boyunca okulun önünde yaşananlar önemini iyice yitirmiş basit bir dalaşma gibi unutulmaya başlanmıştı. Unutmayanlar sadece dört kişiydi.Zülal Pınar Murat ve Öner.
Okuldaki diğer insanlar olayı unuttukları gibi Okulun önünde resmi giysili polislerin bulunması bile onları rahatsız etmeye başlamış.Yer yer homurdanmalar ve rahatsız olduklarını belirten hareketler de kampüs içinde görünmeye başlamıştı. Üniversitenin idari yönetimi de bu homurdanmaların farkındaydılar.Üstelik nerede ise iki ay geçmiş hiç bir olay yaşanmamıştı.Gittikçe artan bu homurdanmaların önüne geçilmesi gerektiğine inanmaya başlamışlar okullarında oluşabilecek olası bir Polis öğrenci çatışmasını önlemek amacı ile Üniversitenin dekanı. Emniyetten polislerin yavaş yavaşta olsa çekilmelerini istemiş ve okuldaki homurdanmaların kötü sonuçlar doğurmasına izin vermemelerini rica etmişti.
Emniyette bu düşünceyi olumlu karşılamış ve sadece arada devriye atacak bir ekip bırakarak diğerlerinin normal görevlerine dönmelerini sağlamış. Üniversite içinde oluşan homurdanmaların son bulmasını sağlamışlardı.
Bu durumu büyük baba öğrenince Çocuklarına her günden daha fazla dikkatli olmalarını istemiş Kambur'ada elini çabuk tutmasını rica etmişti.Artık büyük baba için zaman daha yavaş geçmeye başlamıştı.Günler geçmeye devam ediyor ve her geçen gün herkes biraz daha gevşiyordu.
Sabah saat yediye doğru büyük baba kemanını çalarken kapı zili durmaksızın çalmaya başlamıştı. Çalan zilin durmaya niyeti yoktu.Bu saatte çalan zil evin içindeki herkesi rahatsız etmiş. Büyük baba o sabah ilk defa konserini tamamlayamadan bırakmak ve kapıya bakmak zorunda kalmıştı.
Kapıyı açması ile Kambur içeri daldı.
''Günaydın diyebilmeyi isterdim ama gün iyi başlamadı.''
''Ne demek istiyorsun Mehmet''
Kambur konuşmadan önce herkesin oturmasını istedi. Herkes oturmuştu. Keman masanın üstünde ve boy aynasının üstü açıktı. Ama şu an kimsenin umurunda değildi. Hepsi gözlerini kambura dikmiş kamburun ağzından çıkanları bekliyorlardı.Kambur herkesin oturduğunu görünce anlatmaya başladı.
''Sabah beşe doğru bir çatışma yaşadık''
'' Nerede''diye merakla sordu büyük baba
'' Öner'in kaldığı evin önünde''
'' Herkes iyimi''
'' Maalesef hayır''
Pınar dayanamadı...
'' Öner... Öner iyi mi. Yoksa ona mı bir şey oldu''
Kambur başını öne eğdi.
'' Başımız sağ olsun Çıkan çatışmada Öner vuruldu. Çatışma biter bitmez hastaneye kaldırmaya çalıştık ama yolda onu kaybettik ''
Pınar yerinden kalkmış kamburun yakasına yapışmıştı.
'' Ne diyorsun sen ya,Söylediğini kulakların duyuyor mu. Ne saçmalıyorsun''
Büyük baba Pınar'ın omuzundan tutup
'' Tamam kızım tamam kızım'' diyebiliyordu sadece
Pınar büyük babaya dönüp başını büyük babanın göğsüne gömdü.
'' Büyük baba ne diyor bu adam. ne olur yalan olduğunu söyleyin. Öner'e bir şey olmadığını söyleyin.O yaşıyor deyin.İyi olduğunu söyleyin''
Zülal de oturduğu yerde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
'' Olama olamaz'' diyordu
'' O çok genç ölemez'' diyordu.
Pınar Zülalin yanına gitti
'' O ölmedi Zülal, o ölmedi.Bak şimdi telefonunu arayacağım bana merhaba aşkım diyecek.O ölmedi. Ölemez. Ölemez değil mi Zülal Ölemez değil mi büyük baba''
Kambura döndü.
'' Ölemez değil mi. Ne olur ne olur yalvarırım ölmediğini söyle. Beni okulda bekleyecek bugün değil mi. Bekleyecek evet evet bekleyecek bugün beni okulda bekleyecek''
Büyük baba kızlarının yanına gitti sarıldı.Kızlar hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Ağızlarından çıkan tek söz '' Ölemez o. ölemez. O ölmedi''
Kambur.
'' Keşke söyleyebilsem kızlar.Keşke söyleyebilsem. şu an bunu söyleyebilmekten başka isteyebileceğim başka bir şey yok''
Pınar
'' Yalan söylüyorsun sen sana inanmıyorum. Lütfen yalan söyledim de lütfen.Lütfen Mehmet amca lütfen''
Kambur sadece
'' Üzgünüm kızım'' diyebildi.Pınar bayılmıştı. Onun yere yığıldığını gören Zülal avazı çıktığı kadar çığlığı bastı
'' Pınarrrrrrrrr''
Büyük baba Pınarın yere yığıldığını gördüğü an tepesinde bitmişti. Onu hemen koltuğa kaldırdı.
''Kızım kızım ne olur kendine gel''
'' Kapı çalınmaya başlamıştı. Öyle şiddetli çalınıyordu ki kapı kırılacak sanırdınız. Dışarıdan
Bir seste bağırıyordu.
'' Cevher amca açın kapıyı ben Timur ''
Kambur kapıyı açtı. Timur ve arkadaşları içeri daldılar. Timur hemen Pınar'ın yanına koştu kısa bir kontrolden sonra
'' Bayılmış '' dedi
Arkadaşlarına döndü
'' Bana su getirin çabuk''
Osman mutfağa suyu almaya gitti. Timur onlara korku dolu gözlerle bakan Zülal'e baktı. onunda durumu iyi görünmüyordu.
'' Sakin ol Zülal sakin ol.Ona bir şey olmayacak.İnan bana olmayacak. Sadece bayılmış birazdan kendine gelir. Ama seni böyle görürse gene kötü olabilir.Hadi sen toparla kendini.''
Ama Zülal onu duymuyordu bile kilitlenmiş gibi Pınara bakıp duruyordu. Timur onun bir şok geçirdiğini anlamıştı.
'' Büyük baba çabuk Zülale bir tokat at.Lütfen sorma ve dediğimi yap''
Büyük baba Timuru dinlemiş Torunu Zülalin suratına sağlama yakın bir tokat atmıştı.Zülal de tek bir ses duyuldu
'' İhhh '' arkasından bardaktan boşalırcasına gözyaşı gelmişti.
Mustafa ve Nazım da Zülalin yanına gitmiş. Ne olduğunu bilmedikleri halde Onu avutmaya çalışıyorlardı. Osman suyu getirmiş. Timur gelen su ile Pınara masaj yapmaya başlamıştı. Bir süre sonra Pınar yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Tamamen kendine geldiğinde etrafına şöyle bir bakındı. Odadaki kalabalığın nedenini alamaya çalışıyordu. Timur'a
'' Siz neye buradasınız. Neden bu oda bu kadar kalabalık '' Sonra tek tek gözleri ile hepsine bakmaya başladı. Evde olması gereken iki kişide evdeydi. Öyleyse neden di bu kalabalık.
'' Ne olur söyleyin bir şey mi oldu''
'' Sadece bayıldın Pınar ama şimdi iyisin geçti bak hepimiz buradayız''
'' Bayıldım mı ama neden''
Pınar başını öne eğdi düşünüyordu. Sonra her şeyi anımsadı ve çılgınca bir ses ile bağırdı.
'' Önerrrrrrrrr''
Odaya yeni gelenler iyice şaşırmışlar onlarda ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Timur.
''Büyük baba ne oldu''
'' Öner, Öneri kaybettik evlat''
Hepsi kısa bir şaşkınlık yaşamıştı odaya sonradan girenlerin. Ama Pınar'ın durumunu görünce ''nasıl'' sorusunu sormayı sonraya bıraktılar. Pınar ve Zülal birbirlerine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Timur.
'' Büyük baba hastaneye götürelim''
Pınar
'' Hastane falan istemiyorum. Bana Öneri geri getirin''
Timur.
'' Özür dilerim Pınar İnan bunu yapabilmeyi çok isterdim ama şimdi sizin yardıma ihtiyacınız var ve sizi hastaneye götürmem lazım''
'' İstememmmm'' diye bağırdı Pınar
'' Peki tamam gitmeyiz''
'' Nasıl olmuş Mehmet amca anlatırmısın lütfen'' Pınar bunları söylerken biraz sakinlemiş gibi gözüküyordu.
Kambur Büyük babaya baktı Ondan onay istiyor gibiydi. Büyük baba da başyla anlat diye onay verdi.
'' Önerin kaldığı evin orada iki polis arkadaşımız sürekli nöbetteydi. Saat sabahın beşinde olmuş olanlar. Önce bizim iki polis arkadaşımızı etkisiz hale getirmişler.''
'' Yoksa onlarıdamı öldürmüşler''
'' Aslında isteselermiş çok kolay yaparlarmış. ama onları sadece bayıltıp. Ellerini kollarını bağlayıp bırakmışlar''
'' Demek hedefleri sadece Öner imiş'' konuşan Büyük babaydı.
'' Evet aynen öyle''
'' Sen çatışma oldu demiştin''
'' Aynen öyle''
'' Nasıl olmuş çatışma peki''
''Sabah altıda nöbeti devralacak arkadaşlar. Hadi şunlara sürpriz yapalım diye düşünmüşler . Erkenden açan bir fırın bulmuşlar. Sıcak boyoz ve yumurta alıp onların yanlarına gitmişler. Arabanın yanına geldikleri anda ikisininde baygın ve bağlı olduğunu görmüşler. Evin ışıklarının yandığını görünce Merkezi arayıp destek istemişler.Saat beş buçuk gibi de içeriden silah seslerini duyunca silahlarına davranıp emniyetli bir şekilde eve yaklaşmaya başlamışlar.Onlar eve yaklaşırken içeriden üç kişi kapıdan ellerinde silah ile hızla çıkmaya çalışıyorlarmış. Bizimkiler onları onlarda bizimkileri görmüşler ve çatışma başlamış.Destek ekipleri de gelince çatışma büyümüş. Öneri vuranlar olduğunu tahmin ettiklerimizden ikisi ölü biri yaralı olarak elimize geçti.Bizimde bir polis arkadaşımız yaralandı. İçeri girdiğimizde Öneri bir sandalyede bağlı ve başından iki el ateş edilmiş şekilde bulduk.Yaralıları hastaneye sevk ettik ve hastanede güvenlik önlemlerini artırdık. Olay mahalini savcıya ve Olay yeri inceleme ekiplerine bırakmalarını ve güvenliği üst seviyeye çıkarmalarını isteyip ben hızla buraya geldim''
''Ben bunların sadece sinema filmlerin de olduğunu sanırdım'' dedi Zülal
'' Maalesef gerçek hayatta olanlar o sinema filmlerindeki gibi olmuyor işte kızım. Oradakiler bir sonraki film için diriliyorlar ama buradakilerin öyle bir şansı yok. Gittiler mi dönemiyorlar''
'' Öner de o dönemeyeceklerin safına mı katıldı Mehmet amca''
''Evet Pınar kızım. Üzgünüm'' sonra ekledi
'' Acınızı hafifletirmi bilmem ama yarın bizde Öneri tutuklayacaktık''
Büyük baba şaşkınlıkla
'' Tutuklayacakmıydınız ama neden''
'' Bunu açıklamaya benim bilgim yetmez benim söyleyeceğim tek şey. Öner'in bize yalan söylediği ve bunu bir iki yıl öncesinden planladığı ''
'' Ne demek istiyorsunuz siz''
'' Pınar kızım bugün hepsinin yanıtını alacaksın. Ama şuna inan senin gözyaşını akıttığın bu kişi senin gözyaşlarını hak etmeyen bir adam.Yani sizin birlikte olma şansınız hiç yokmuş zaten. Tüm bu olanlar Öner beyin planladığı senaryolarmış. Bugün bunu tüm detayları ile anlatacak birini getireceğim eve yanılmıyorsam zaten şu an yoldadır birazdan burada olur''
Odadaki herkes Kamburun söylediklerinden şok olmuştu. Özellikle Pınar Kambur sevdiği adamı neredeyse bir canavar gibi anlatıyordu.Bu işte bir yanlışlık olmalıydı. Ama neresinde o da bilemiyordu. Gelecek kişiyi beklemekten başka çareleri yoktu.
Kambur konuşmasını sürdürmeye başladı.
''Bakın ben yaptıklarımızı anlatmaya başlayayım, arkadaş gelene kadar.Gelecek olan arkadaşımızın ismi Filizdir. Filiz geldiğinde size daha ince detayları ile bugüne kadar yaptıklarımızı anlatacaktır. Büyük baba bana geldikten sonra Öner ile bir sohbet yaptık ki o sohbette Öner bize kendisinin haberi olmadan hesabına bir miktar para yatırıldığını ve daha fazla kazanmak isterse onun bilgisayar yeteneğini kullanarak bu parayı kazanabileceğini, eğer yapmazsa istenmeyen sonuçlar doğacağını belirten mailler almış ki hepsi şu an elimizde. Bunları bize kendisi verdi.Ondan deep webe girmesini ve burada bulunan bir siteyi hackleyip oradaki bazı belgeleri elde etmesi ve bu belgeleri hiç okumadan kendilerine iletmesi istenmiş ve bunun için tam bir milyon Türk lirası hesabına yatırılmış''
'' İyi de Mehmet amca burada Önerin ne suçu olabilir ki''
'' Pınar kızım acele etmezsen hepsinin yanıtını alacaksın''
'' Tamam Mehmet amca.Sizi dinliyorum ''
'' Öner Hacklediği belgeleri kendisinden istenen yere bırakmış.Ama her olasılığa karşı bir kopyada kendine saklamış.Belgeleri isteyenler belgeler eline geçince vaad ettikleri parayı Önerin hesabına yatırmışlar.Buraya kadar anlaşılmıştır herhalde.''
Kambur anlaşılıp anlaşılmadığını anlayabilmek için o dadaki herkesin yüzüne bakmış. Anlaşıldığına ikna olunca konuşmasını sürdürmüştü.
'' Biz Önerin elinde bulunan her türlü belgeyi ve bilgiyi alıp. Kendimiz araştırmaya başladık. Bizim elimize geçen belgeler devletin üst seviyesinde yapılan bazı uygunsuz hareketlerin belgeleri. Ama bu hareketleri yapan yada yapanların kim olduğunu ve bu belgelerin doğruluk oranını öğrenmemiz gerekiyordu. Bundan başka bir sorunumuz daha vardı Önere mailleri atanlar kimlerdi. Emniyet müdürlüğü nezdinde ekibim bunları araştırmaya başladı. ilk işimiz deep web'e girmekti.''
Kambur burada biraz mola verip. Bir bardak su isteyip gelen suyu afiyetle midesine indirdikten sonra devam etti.
'' Deep web'e girebilmek için tor denilen bir browser'e ihtiyacımız vardı indirdik ve girdik. Bildiğim kadarı ile bu browser girmenizi sağlamakla kalmayıp ip mizide göstermiyordu her değişik yere girdiğimizde bizi başka bir ip adresinden giriyormuş gibi gösteriyordu.Doğal olarak bizi öyle gösteren şey, herkesi öyle gösterecekti. Yani takip edilmesi çok zor olan bir işin içindeydik. Bizimde yeteneklerimiz ve bilgilerimiz çok azdı. Bir gün bize bir mail geldi. Yarınsız nikli birinden. Bizi deşifre etmiş kim olduğumuzu bulmuş bize ulaşmıştı. Gönderdiği mail de bize yardım edebileceğini ve buna karşılık geçmişinde bulunan bazı küçük suçların kaldırılmasını talep etti. Biz öyle bir şey olmadığını olamayacağını kendisine anlattık. Lakin inandıramadık ve bizi nasıl yaptığını bile anlayamayacağız kadar hızlı dışarı attı. Kendi bilgisayarımızın ekranında kendi resimlerimizi ve bizle ilgili bilgileri görmeye başladık hepimizin bilgileri geçince bir yazı çıktı ne yapayım devam mı edeyim yardım mı edeyim. Eğer yardımı istiyorsanız alt/delet düğmelerine aynı anda basın''
'' Siz ne yaptınız''
'' Evet bir bayanmış Zülal kızım. Önce inanmadık ama hepimizin adını tek tek söyleyince inanmaya başladık''
Kapının zili çalmaya başladı. O zamana kadar sadece dinleyen Timur.
'' Ben açarım'' diyerek kapıya gitti.
İçeri İsmail ile genç zayıf kumral yuvarlak yüzlü bir bayan vardı. Kendisine çevrilen bakışlardan. Kamburun onlar gelmeden kendidi hakkında bir şeyler anlattığını anlamıştı.
'' Sanırım benim hakkımda konuşuyordunuz değil mi Mehmet amca''
'' Evet Filiz kızım''
'' Hah işte o Mehmet amcanın bahsettiği kız benim. Hepinize iyi akşamlar''
'' Sana da iyi akşamlar küçük hanım'' dedi büyük baba.
Kambur
'' Madem ki sen geldin anlatmaya sen devam et''
Büyük baba
'' Hele dur kız bir soluklansın. Tanışalım, sonra anlatır''
Filiz.
'' Buradaki dört arkadaş hariç hepinizi tanıyorum zaten. Buraya gelirken hepiniz hakkında bilgi aldım elde ettim zaten'' diyerek gülümsedi. sonra tek tek göstererek İsimleri söyledi. Sonra tanımadıklarına döndü.
'' Siz bu evde oturmuyorsunuz''
'' Evet üst katta oturuyoruz biz büyük babanın komşularıyız yani''
'' Sonra tek tek arkadaşlarını tanıttı. Tanışma faslı bitmişti.Şimdi ayrıntılı bilgi zamanı idi ve Filiz anlatmaya başladı...
'' Mehmet amca nerede kaldı bilmiyorum ama deep web'ten bahsetmişitir size. Bende burası hakkında kısa bir bilgi vereyim sonra bilmek istediğiniz her şeyi anlatacağım''
'' Kızım karnın açsa önce bir şeyler yiyelim sonra anlat istersen''
'' Yok Cevher amca önce bulduklarımızı anlatayım i bugüne biraz açıklık gelsin''
'' Tamam kızım seni dinliyoruz o zaman''
'' Deep web dediğimiz şey aslında yasal olmayan sitelerin bulunduğu yerlerdir diyebiliriz.Burada yasal olmayan her şeyi bulabilirsiniz ben bunları anlatmayacağım. Zaten iyi kötü bir bilginiz vardır bu konularda.''
Dinleyicilerin kafalarını salladıklarını görünce devam etti Filiz.
''Deep Web internetin yüzde 96 sıdır. yani şu an normal insanların kullandığı internet internetin yüzde dördü demektir varın siz o yüzde doksan altıyı düşünün.''
'' Deep webe girmek için indirdiğiniz tor ile popüler dizinlere girebilirsiniz ama bu şekilde erişim kısıtlı olur. Tüm sitelerin onion uzatmalı değişken adresleri olur.Bu sitelere ulaşmak için de belirli liste sitelerine ulaşmanız gerekiyor.Standart domainler, standart url' yerine badecehlkm7569.onion gibi adresler görebilirsiniz ve deep web in giriş kapısı hiddenwiki.org dur ''
Kendisini dinleyenlerin boş boş baktıklarını görünce
'' Anlaşılan bu anlattıklarımdan hiç bir şey anlamadınız''
'' Evet yani anlamadık'' dedi Osman
'' Peki biraz kısa keseyim o zaman''
'' İyi olur'' dedi Kambur
'' Var olan internet katmanlardan oluşur. bunları size kısaca anlatayım''
'' 1- Surface web :bu hepimizin kullandığı normal tarayıcılarla girdiğimiz yer.
2-Bergie web : burası normal tarayıcı ile giremeyeceğiniz +18 içerikli yerlerdir
3- Dep web : Burası tamamen illegal olan sitelerdir. onlarda iki ayrı seviyeye ayrılırlar. Proxy seviyesi ve tor seviyesi. Proxy seviyesinde hackerlar hakkında bilgiler vahşet videoları falan burada bulunur. Tor seviyesi ise gizli devlet sırları. Vikileaks belgeleri. Casuslar tarafından satılan gizli belgeler ile illegal yapılan bilim deneylerinin de içinde bulunduğu yerlerdir''
''Yani bizimde işimiz bu seviyede yanılmıyorsam''
'' Haklısın Cevher amca bu seviyeden başlıyor''
'' Yani başka evresi de mi var''
'' Evet var
4- Charter web : İşte burası en derin yeridir diyebiliriz daha derinde olan yeri de vardır orayada Mariana çukuru denir ki oraya pek ulaşabilen yoktur. Bir elin parmakları kadardırlar. Charter web aklınıza gelecek her şeyin olduğu yerdir. Beyaz kadın ticaretinden tutunda Paralı asker,paralı katiller .Tank füze bile alabileceğiniz yerler olduğu gibi. Devlet büyüklerinin ses kayıtlarına bile ulaşabileceğiniz yerdir. İşte bizimde son durağımız burada bitecek''
'' Şimdi geleyim bizim olayımıza. Öner deep web te gölge niki ile tanınan ünlü bir hackerdir. Bundan bir iki yıl önce tor seviyesinde bazı bilgiler görmüş bu bilgileri charter seviyesinde destekleyen şeylerde bulunca. Değerlendirmek istemiş. Ama yapmaya çalıştığı şeyin tehlikeli olduğunu görünce kendisine bir plan oluşturmuş.Bu süreç içinde önce kendisini koruyabilecek özel bir resmi ekip gerekli olduğunu düşünmüş ve bu ekip kim olabilir diye araştırarak önce Kambura ulaşmış.Kamburun ekibi bu iş için biçilmiş kaftanmış ama Kambura gidip beni koruyun diyemeyeceği için Kamburun yakın çevresini araştırmaya başlamış ve büyük baba ile Zülale ulaşmış.
ilk hedeflediği kişi Zülal olmuş ama Zülal hakkında yaptığı araştırma sonucunda Murat isimli bir çıktığı olduğunu öğrenmiş. Birbirlerine bağlılıklarını görünce.Onu ayartamayacağını anlamış ve Zülalin çevresini araştırıp Pınara ulaşmış. Önce Muratla samimiyetini geliştirmiş ve sonra Pınarı kendine aşık ettirmiş.'' Pınar
'' Yok artık bu kadarına inanmamızı da beklemiyorsun her halde Filiz ''
'' Ben bitireyim siz inanıp inanmamaya kendiniz karar verirsiniz''
'' Peki devam et bakalım''
''Öner adım adım planını uygulamaya başlamış. Zülal e Pınar vasıtası ile ulaşmış olmuş. Sırada büyükbabaya ulaşmak varmış ki zaten bu kaçınılmazmış.Zülal ve Pınarın arkadaşlığı zaten bu tanışmayı kaçınılmaz yapıyormuş. Planının ikinci evresine geçebilirmiş deep web3 girip tor seviyesinde gördüğü siteye ulaşmış ve o süreç içinde geliştirdiği 1998 de ortaya çıkan CIH virüsünü ki buna Çernobil virüsü de deniliyor geliştirerek yeni sistem bilgisayarlara ve sitelere uygulayacak konuma getirmiş. Şimdilerde unutulduğu için kimsenin kolay kolay bulamayacağını düşündüğü bu virüs ile kendini belli etmeden siteyi hackleyip gizli belgeleri ele geçirmiş ve bunu Charter seviyesindeki ses belgeleri ile sağlamlaştırmış.''
'' Yani diyorsunuz ki Öner bana hiç aşık olmadı. Ben onun için yolunda gitmesi için kullanılan bir piyondum öylemi''
'' Korkarım öyle tatlım. Üzgünüm''
'' Peki nereyi hacklemiş''
'' Maliye bakanlığını ve maliye bakanının gizli konuşmalarının olduğu özel bir siteyi ve burada yapılan görüşmelerin ses kayıtlarını''
'' Ne var ki burada bu kadar hayati önlem taşıyan ''
'' Aklına bile gelmeyecek şeyler. Kimsenin bilmemesi gereken iş sözleşmelerinden tutunda. İnsan öldürmeyle sonuçlanan olaylara kadar her şey diyebiliriz''
'' Peki siz bu anlattığınız bilgilere nasıl ulaştınız''
'' İzin verirsen Pınarcığım hepsini anlatacağım''
'' Özür dilerim aşırı duygusallığıma verin lütfen. Sonuçta aşık olduğum adamdan bahsediyoruz burada''
'' Biliyorum tatlım. senin için kolay olmadığını da bundan sonrasında da kolay olamayacağını da''
Pınar yıkılmıştı aldatılmış ve kirletilmiş hissediyordu kendini. Zülal Pınarın yanına yanaştı kolunu Pınarın omuzuna attı beraberce koltuğun sırtına doğru yaslanıp Filizi dinlemeye devam ettiler.
'' Planın üçüncü evresine geçmiş Maliye bakanının sadece kendisinin göreceği yerlere kendini gizleyerek mesajlar ve hacklediklerinden bir bölüm bırakıp kendisinden bir milyon bitcoin istemiş''
'' Neden bitcoin mi nedir ondan istemişte para istememiş ''
'' Cevher amca bitcoin de bir para birimi''
'' Para birimimi. Neden ben hiç duymadım''
'' Bitcoin sadece internette kullanılan bir sanal para birimi Cevher amca da ondan. Normal insanlar tarafından takip edilemez''
'' Ama bak takip edebilmişler ki bugün burada bunu konuşuyoruz''
'' Zaten bende normal insan dedim Cevher amca. Öner de bunu bildiğinden er geç kendisine ulaşacakları bilincindeydi. işte sizler Önerin planının bu evresinde sahne alıyorsunuz. başka bir sorunuz yoksa devam edebilirmiyim''
'' Devam et Filiz kızım''
'' Bakan önce direnmiş. Önere ulaşmaya çalışmış ama öner kendini çok iyi gizlediğinden bulamamış. zaten Önerde o süreyi ona tanımamış ve parayı vermezse bu bilgileri dünyanın her yerine yayacağını söylemiş. Bakan da onu bulabilmek için zamana ve uzmanlara ihtiyacı olduğundan ödemeyi yapmış.'' durdu bir bardak suyu boğazından aşağıya gönderdikten sonra devam etti.
'' Bir sonraki aşamada bu paranın önce bir kısmını normal paraya çevirip kendi yasal hesabına atmış tabi bunu yaparken kendine daha önceden yaptığı özel bir siteden kendine mailer göndermiş. Kendi kendine mesajlar atıp konuşmalar yapmış. Amacı bu yaptıklarını başkasının zoru ile yapmak zorunda kaldığını bizlere göstermekmiş ki sonradan bu mesajların hepsini,Tayfuna vermiş Daha sonra kalanını da hesabına aktarmış tabi bunu anlaşılır bir miktara çekerek bir milyon tl ye. geriye kalan parayı ona siteyi hacklettiren kişi almış gibi göstermiş.''
'' Vay canına ulen bizde akıllıyız diye geçinir dururuz adamın yaptıklarına bak'' Konuşan Timur du.
'' Daha yolun bir kısmı bu Timur.. Timurdu değil mi''
Timur evet anlamında başını salladıktan sonnra Filiz kaldığı yerden anlatmaya devam etti.
''Tahmin ettiği gibi olmuş. Maliye bakanı kendisini geride ve gizli tutarak deep web ten iki ünlü kiralık katil tutarak.Önce Öner'den başka bu bilgiler kimlerde var öğrenmelerini sonra sırası ile hepsini yok etmelerini istemiş. Öneri bulmuşlar. Öner'de sizleri devreye sokmak için buluşacağınız cafe de onlara randevu vermiş.Gelen kişileri sizleden biri gelinceye kadar oyalamak için kedi yarattığı senaryoyu oynamış.Onlardan iki üç gün süre istemiş kendisine bu işi yaptıranın kim olduğunu bulması için. Adamlar da ona bu süreyi vermişler. Ama Önerin asıl amacı o adamların sizler özellikle Pınar tarafından görülmesini sağlamakmış ki bunu da o buluşturmada gerçekleştirmiş.
Pınar a da ilk önce yalan söylüyormuş gibi yapmış Arkadaşlarım demiş çünkü planlarını anlatamazmış o adamların er geç Pınarın yoluna çıkacaklarını hesap etmiş.''
'' Çıktılar da zaten''
'' Biliyorum. Planın diğer aşamalarında ise kendisinin de sizlerinde hayatınız tehlikede olduğu izlenimini verip Kamburun devreye girmesini sağlamakmış. Kambur ve ekibinin internet donanımını çok iyi bildiğinden onlara kademe kademe bilgi verip Kambur o bilgilere ulaşınca Emniyeti devreye sokacağını ve kimseye bir şey olmadan gece yarısı emniyetin bir operasyon düzenleyerek Maliye bakanı dahil hepsini tutuklayacağını düşünmüş''
Büyük baba
'' Vay canına şeytana pabucunu ters giydirmek dedikleri bu olsa gerek. Nerede ise başarıyormuş''
'' Evet başarıyordu. Planında küçücük bir hata vardı''
'' Neymiş o''
'' Ben ve zaman Cevher amca'' dedi Filiz
'' Ben onun planlarında hiç yoktum Onun bütün yaptıklarını deşifre ettim. Bugün bu bilgiler toplanıp Emniyet müdürlüğüne sunulacak. Büyük olasılıkla bu gece operasyon yapılacak,sanırım pek çok kişi de bu operasyon sonucu tutuklanacak. Bunlara Öner de dahildi. diğeri de zaman Önerin hesaplayamadığı bırakın kimsenin bile tam olarak hesaplayamayacağı tek şey zaman. Üniversitenin idari bilimi üniversitenin önünden güvenlik güçlerini tahmininden erken kaldırmıştı. O yüzden Öner de kambura veri akışını hızlandırmak zorunda kaldı. daha doğrusu o kaldığını zannediyordu. Biz zaten o belgeler ulaşmış derlemelerini yapıyorduk. Önerin tek beklentisi bir an önce operasyonun yapılması ve kendisini koruyan kişilerin görevlerini tam yapması. Bundan sonrasını zaten biliyorsunuz.''
'' Peki sen nasıl bu bilgilere ulaştın''
Filiz soruyu soran Zülal'e baktı.
''Anlatayım'' dedi
''Bende deep web te sitekere sızabilen yedinci seviye bir hackerim. Sitelerde kendime av ararken Mehmet amca ya ulaştım. Onların emniyet mensubu olduklarını öğrenince. Bazı suçlarımın kaldırılması talebi ile onlara yardımcı olabileceğimi söyledim daha doğrusu'' Burada durup Kambura gülümseyerek baktı.Kambur
'' Daha doğrusu bizi ikna mecburiyetinde bıraktı''
'' Ne yaptı ki'' dedi büyükbaba
'' Yahu Cevherne aptıysa yaptı orası konumuz dışı sonra ben sana anlatırım''
'' Söz ama''
'' Söz söz ama şuan daha önemli yapmamız gereken şeyler var''
'' Ne gibi''
'' İkisini ölü birini yaralı olarak ele geçirdiğimiz adamların Öneri ne kadar sorguladıklarını. Önerin onlara ne anlattığını ve bu bilgileri başka bir yere aktarıp aktarmadıklarını bilmiyoruz''
'' Yani''
'' Yanisi Cevher tehlike üst seviyeye çıkmış olabilir onun için bu sabah erkenden buraya geldim.''
''Anladım'' Sonra Filize dönüp devam etmesini rica etti. Filiz.
'' Cevher amca beni bünyelerine alınca kolları sıvadım. Kendi oluşturup adını istanbul trojanı verdiğim virüsü Deep webe saldım. Er geç birileri o hacklenen siteye girip oradan bize veri aktarımında bulunacaktı.Giren kişinin o sitede bir dakikadan fazla kalması bana yeterliydi. Giren herkesi incelemeye aldık. Pek çoğu alakasız insanlar çıktı.Taki takip ettiklerimizden biri bizi önce bir siteye ulaştırdı.Hani o Önerin kim olduklarını bilmiyorum denen siteye orayı deşince de altından Öner çıktı. Geçen süreç içinde de gerek kamburun adamları gerekse benim araştırmalarım Önerin bütün planlarını öğrenmemizi sağladı.''
'' Yani bu sabaha karşı olan olaylar olmasa Öner hayatta olacak ve yarın kodesi boylayacaktı öylemi''
'' Evet Pınar aynen öyle''
'' Yani beni asla sevmemiş. Ben ve sevdiğim bu insanlar burada onun için saatlerdir gözyaşı akıtıyoruz öylemi ''
'' Üzgünüm ama gerçek olan bu''
'' Şimdi ne olacak Mehmet amca''
'' Sizi yakın korumaya alacağız. Bu olay sonuçlanıncaya kadar''
'' Yani''
'' Yanisi bugün sizin için okul tatil. Evdesiniz''
'' Peki a Murat'' dedi Zülal
'' Ona da tatil oda evinde korumaya alındı''
Timurlara döndü kambur.
'' Size de tatil beyler''
'' Bize de mi'' konUşan Osman dı
'' Evet bu binada yaşayan herkese her şey tatil bugün. Sizden başka kimse de olmadığına göre sizde buradasınız.''
'' Peki madem öyle diyorsunuz. Bizde tatil yaparız bugün''
'' İyi olur. Bugün pencereler hep kapalı olacak ve sizler pencerelerden uzak duracaksınız.Sizi korumaya aldığımızı aldığımızı asla bilmemeliler bizde bu yüzden hastalığı bahane ettik ve eve özel doktor çağrıldığını yaydık.Olası dışarı çıkılması gerektiğinde kimse yalnız çıkmayacak. Gerçi çevrede gizlenmiş sivil polislerimiz var ama gene de tedbirli olmak lazım. Birazdan sahte doktorumuzda asistanı ile gelir bizde Filizle asıl yapmamız gereken işlere döneriz''
Zamanın bir diğer özelliği de geçtikçe unutturmaya başlamasıdır derler. Zülal ve Pınarın okulunda da bu olmuştu. Geçen günler boyunca okulun önünde yaşananlar önemini iyice yitirmiş basit bir dalaşma gibi unutulmaya başlanmıştı. Unutmayanlar sadece dört kişiydi.Zülal Pınar Murat ve Öner.
Okuldaki diğer insanlar olayı unuttukları gibi Okulun önünde resmi giysili polislerin bulunması bile onları rahatsız etmeye başlamış.Yer yer homurdanmalar ve rahatsız olduklarını belirten hareketler de kampüs içinde görünmeye başlamıştı. Üniversitenin idari yönetimi de bu homurdanmaların farkındaydılar.Üstelik nerede ise iki ay geçmiş hiç bir olay yaşanmamıştı.Gittikçe artan bu homurdanmaların önüne geçilmesi gerektiğine inanmaya başlamışlar okullarında oluşabilecek olası bir Polis öğrenci çatışmasını önlemek amacı ile Üniversitenin dekanı. Emniyetten polislerin yavaş yavaşta olsa çekilmelerini istemiş ve okuldaki homurdanmaların kötü sonuçlar doğurmasına izin vermemelerini rica etmişti.
Emniyette bu düşünceyi olumlu karşılamış ve sadece arada devriye atacak bir ekip bırakarak diğerlerinin normal görevlerine dönmelerini sağlamış. Üniversite içinde oluşan homurdanmaların son bulmasını sağlamışlardı.
Bu durumu büyük baba öğrenince Çocuklarına her günden daha fazla dikkatli olmalarını istemiş Kambur'ada elini çabuk tutmasını rica etmişti.Artık büyük baba için zaman daha yavaş geçmeye başlamıştı.Günler geçmeye devam ediyor ve her geçen gün herkes biraz daha gevşiyordu.
Sabah saat yediye doğru büyük baba kemanını çalarken kapı zili durmaksızın çalmaya başlamıştı. Çalan zilin durmaya niyeti yoktu.Bu saatte çalan zil evin içindeki herkesi rahatsız etmiş. Büyük baba o sabah ilk defa konserini tamamlayamadan bırakmak ve kapıya bakmak zorunda kalmıştı.
Kapıyı açması ile Kambur içeri daldı.
''Günaydın diyebilmeyi isterdim ama gün iyi başlamadı.''
''Ne demek istiyorsun Mehmet''
Kambur konuşmadan önce herkesin oturmasını istedi. Herkes oturmuştu. Keman masanın üstünde ve boy aynasının üstü açıktı. Ama şu an kimsenin umurunda değildi. Hepsi gözlerini kambura dikmiş kamburun ağzından çıkanları bekliyorlardı.Kambur herkesin oturduğunu görünce anlatmaya başladı.
''Sabah beşe doğru bir çatışma yaşadık''
'' Nerede''diye merakla sordu büyük baba
'' Öner'in kaldığı evin önünde''
'' Herkes iyimi''
'' Maalesef hayır''
Pınar dayanamadı...
'' Öner... Öner iyi mi. Yoksa ona mı bir şey oldu''
Kambur başını öne eğdi.
'' Başımız sağ olsun Çıkan çatışmada Öner vuruldu. Çatışma biter bitmez hastaneye kaldırmaya çalıştık ama yolda onu kaybettik ''
Pınar yerinden kalkmış kamburun yakasına yapışmıştı.
'' Ne diyorsun sen ya,Söylediğini kulakların duyuyor mu. Ne saçmalıyorsun''
Büyük baba Pınar'ın omuzundan tutup
'' Tamam kızım tamam kızım'' diyebiliyordu sadece
Pınar büyük babaya dönüp başını büyük babanın göğsüne gömdü.
'' Büyük baba ne diyor bu adam. ne olur yalan olduğunu söyleyin. Öner'e bir şey olmadığını söyleyin.O yaşıyor deyin.İyi olduğunu söyleyin''
Zülal de oturduğu yerde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
'' Olama olamaz'' diyordu
'' O çok genç ölemez'' diyordu.
Pınar Zülalin yanına gitti
'' O ölmedi Zülal, o ölmedi.Bak şimdi telefonunu arayacağım bana merhaba aşkım diyecek.O ölmedi. Ölemez. Ölemez değil mi Zülal Ölemez değil mi büyük baba''
Kambura döndü.
'' Ölemez değil mi. Ne olur ne olur yalvarırım ölmediğini söyle. Beni okulda bekleyecek bugün değil mi. Bekleyecek evet evet bekleyecek bugün beni okulda bekleyecek''
Büyük baba kızlarının yanına gitti sarıldı.Kızlar hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Ağızlarından çıkan tek söz '' Ölemez o. ölemez. O ölmedi''
Kambur.
'' Keşke söyleyebilsem kızlar.Keşke söyleyebilsem. şu an bunu söyleyebilmekten başka isteyebileceğim başka bir şey yok''
Pınar
'' Yalan söylüyorsun sen sana inanmıyorum. Lütfen yalan söyledim de lütfen.Lütfen Mehmet amca lütfen''
Kambur sadece
'' Üzgünüm kızım'' diyebildi.Pınar bayılmıştı. Onun yere yığıldığını gören Zülal avazı çıktığı kadar çığlığı bastı
'' Pınarrrrrrrrr''
Büyük baba Pınarın yere yığıldığını gördüğü an tepesinde bitmişti. Onu hemen koltuğa kaldırdı.
''Kızım kızım ne olur kendine gel''
'' Kapı çalınmaya başlamıştı. Öyle şiddetli çalınıyordu ki kapı kırılacak sanırdınız. Dışarıdan
Bir seste bağırıyordu.
'' Cevher amca açın kapıyı ben Timur ''
Kambur kapıyı açtı. Timur ve arkadaşları içeri daldılar. Timur hemen Pınar'ın yanına koştu kısa bir kontrolden sonra
'' Bayılmış '' dedi
Arkadaşlarına döndü
'' Bana su getirin çabuk''
Osman mutfağa suyu almaya gitti. Timur onlara korku dolu gözlerle bakan Zülal'e baktı. onunda durumu iyi görünmüyordu.
'' Sakin ol Zülal sakin ol.Ona bir şey olmayacak.İnan bana olmayacak. Sadece bayılmış birazdan kendine gelir. Ama seni böyle görürse gene kötü olabilir.Hadi sen toparla kendini.''
Ama Zülal onu duymuyordu bile kilitlenmiş gibi Pınara bakıp duruyordu. Timur onun bir şok geçirdiğini anlamıştı.
'' Büyük baba çabuk Zülale bir tokat at.Lütfen sorma ve dediğimi yap''
Büyük baba Timuru dinlemiş Torunu Zülalin suratına sağlama yakın bir tokat atmıştı.Zülal de tek bir ses duyuldu
'' İhhh '' arkasından bardaktan boşalırcasına gözyaşı gelmişti.
Mustafa ve Nazım da Zülalin yanına gitmiş. Ne olduğunu bilmedikleri halde Onu avutmaya çalışıyorlardı. Osman suyu getirmiş. Timur gelen su ile Pınara masaj yapmaya başlamıştı. Bir süre sonra Pınar yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Tamamen kendine geldiğinde etrafına şöyle bir bakındı. Odadaki kalabalığın nedenini alamaya çalışıyordu. Timur'a
'' Siz neye buradasınız. Neden bu oda bu kadar kalabalık '' Sonra tek tek gözleri ile hepsine bakmaya başladı. Evde olması gereken iki kişide evdeydi. Öyleyse neden di bu kalabalık.
'' Ne olur söyleyin bir şey mi oldu''
'' Sadece bayıldın Pınar ama şimdi iyisin geçti bak hepimiz buradayız''
'' Bayıldım mı ama neden''
Pınar başını öne eğdi düşünüyordu. Sonra her şeyi anımsadı ve çılgınca bir ses ile bağırdı.
'' Önerrrrrrrrr''
Odaya yeni gelenler iyice şaşırmışlar onlarda ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Timur.
''Büyük baba ne oldu''
'' Öner, Öneri kaybettik evlat''
Hepsi kısa bir şaşkınlık yaşamıştı odaya sonradan girenlerin. Ama Pınar'ın durumunu görünce ''nasıl'' sorusunu sormayı sonraya bıraktılar. Pınar ve Zülal birbirlerine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Timur.
'' Büyük baba hastaneye götürelim''
Pınar
'' Hastane falan istemiyorum. Bana Öneri geri getirin''
Timur.
'' Özür dilerim Pınar İnan bunu yapabilmeyi çok isterdim ama şimdi sizin yardıma ihtiyacınız var ve sizi hastaneye götürmem lazım''
'' İstememmmm'' diye bağırdı Pınar
'' Peki tamam gitmeyiz''
'' Nasıl olmuş Mehmet amca anlatırmısın lütfen'' Pınar bunları söylerken biraz sakinlemiş gibi gözüküyordu.
Kambur Büyük babaya baktı Ondan onay istiyor gibiydi. Büyük baba da başyla anlat diye onay verdi.
'' Önerin kaldığı evin orada iki polis arkadaşımız sürekli nöbetteydi. Saat sabahın beşinde olmuş olanlar. Önce bizim iki polis arkadaşımızı etkisiz hale getirmişler.''
'' Yoksa onlarıdamı öldürmüşler''
'' Aslında isteselermiş çok kolay yaparlarmış. ama onları sadece bayıltıp. Ellerini kollarını bağlayıp bırakmışlar''
'' Demek hedefleri sadece Öner imiş'' konuşan Büyük babaydı.
'' Evet aynen öyle''
'' Sen çatışma oldu demiştin''
'' Aynen öyle''
'' Nasıl olmuş çatışma peki''
''Sabah altıda nöbeti devralacak arkadaşlar. Hadi şunlara sürpriz yapalım diye düşünmüşler . Erkenden açan bir fırın bulmuşlar. Sıcak boyoz ve yumurta alıp onların yanlarına gitmişler. Arabanın yanına geldikleri anda ikisininde baygın ve bağlı olduğunu görmüşler. Evin ışıklarının yandığını görünce Merkezi arayıp destek istemişler.Saat beş buçuk gibi de içeriden silah seslerini duyunca silahlarına davranıp emniyetli bir şekilde eve yaklaşmaya başlamışlar.Onlar eve yaklaşırken içeriden üç kişi kapıdan ellerinde silah ile hızla çıkmaya çalışıyorlarmış. Bizimkiler onları onlarda bizimkileri görmüşler ve çatışma başlamış.Destek ekipleri de gelince çatışma büyümüş. Öneri vuranlar olduğunu tahmin ettiklerimizden ikisi ölü biri yaralı olarak elimize geçti.Bizimde bir polis arkadaşımız yaralandı. İçeri girdiğimizde Öneri bir sandalyede bağlı ve başından iki el ateş edilmiş şekilde bulduk.Yaralıları hastaneye sevk ettik ve hastanede güvenlik önlemlerini artırdık. Olay mahalini savcıya ve Olay yeri inceleme ekiplerine bırakmalarını ve güvenliği üst seviyeye çıkarmalarını isteyip ben hızla buraya geldim''
''Ben bunların sadece sinema filmlerin de olduğunu sanırdım'' dedi Zülal
'' Maalesef gerçek hayatta olanlar o sinema filmlerindeki gibi olmuyor işte kızım. Oradakiler bir sonraki film için diriliyorlar ama buradakilerin öyle bir şansı yok. Gittiler mi dönemiyorlar''
'' Öner de o dönemeyeceklerin safına mı katıldı Mehmet amca''
''Evet Pınar kızım. Üzgünüm'' sonra ekledi
'' Acınızı hafifletirmi bilmem ama yarın bizde Öneri tutuklayacaktık''
Büyük baba şaşkınlıkla
'' Tutuklayacakmıydınız ama neden''
'' Bunu açıklamaya benim bilgim yetmez benim söyleyeceğim tek şey. Öner'in bize yalan söylediği ve bunu bir iki yıl öncesinden planladığı ''
'' Ne demek istiyorsunuz siz''
'' Pınar kızım bugün hepsinin yanıtını alacaksın. Ama şuna inan senin gözyaşını akıttığın bu kişi senin gözyaşlarını hak etmeyen bir adam.Yani sizin birlikte olma şansınız hiç yokmuş zaten. Tüm bu olanlar Öner beyin planladığı senaryolarmış. Bugün bunu tüm detayları ile anlatacak birini getireceğim eve yanılmıyorsam zaten şu an yoldadır birazdan burada olur''
Odadaki herkes Kamburun söylediklerinden şok olmuştu. Özellikle Pınar Kambur sevdiği adamı neredeyse bir canavar gibi anlatıyordu.Bu işte bir yanlışlık olmalıydı. Ama neresinde o da bilemiyordu. Gelecek kişiyi beklemekten başka çareleri yoktu.
Kambur konuşmasını sürdürmeye başladı.
''Bakın ben yaptıklarımızı anlatmaya başlayayım, arkadaş gelene kadar.Gelecek olan arkadaşımızın ismi Filizdir. Filiz geldiğinde size daha ince detayları ile bugüne kadar yaptıklarımızı anlatacaktır. Büyük baba bana geldikten sonra Öner ile bir sohbet yaptık ki o sohbette Öner bize kendisinin haberi olmadan hesabına bir miktar para yatırıldığını ve daha fazla kazanmak isterse onun bilgisayar yeteneğini kullanarak bu parayı kazanabileceğini, eğer yapmazsa istenmeyen sonuçlar doğacağını belirten mailler almış ki hepsi şu an elimizde. Bunları bize kendisi verdi.Ondan deep webe girmesini ve burada bulunan bir siteyi hackleyip oradaki bazı belgeleri elde etmesi ve bu belgeleri hiç okumadan kendilerine iletmesi istenmiş ve bunun için tam bir milyon Türk lirası hesabına yatırılmış''
'' İyi de Mehmet amca burada Önerin ne suçu olabilir ki''
'' Pınar kızım acele etmezsen hepsinin yanıtını alacaksın''
'' Tamam Mehmet amca.Sizi dinliyorum ''
'' Öner Hacklediği belgeleri kendisinden istenen yere bırakmış.Ama her olasılığa karşı bir kopyada kendine saklamış.Belgeleri isteyenler belgeler eline geçince vaad ettikleri parayı Önerin hesabına yatırmışlar.Buraya kadar anlaşılmıştır herhalde.''
Kambur anlaşılıp anlaşılmadığını anlayabilmek için o dadaki herkesin yüzüne bakmış. Anlaşıldığına ikna olunca konuşmasını sürdürmüştü.
'' Biz Önerin elinde bulunan her türlü belgeyi ve bilgiyi alıp. Kendimiz araştırmaya başladık. Bizim elimize geçen belgeler devletin üst seviyesinde yapılan bazı uygunsuz hareketlerin belgeleri. Ama bu hareketleri yapan yada yapanların kim olduğunu ve bu belgelerin doğruluk oranını öğrenmemiz gerekiyordu. Bundan başka bir sorunumuz daha vardı Önere mailleri atanlar kimlerdi. Emniyet müdürlüğü nezdinde ekibim bunları araştırmaya başladı. ilk işimiz deep web'e girmekti.''
Kambur burada biraz mola verip. Bir bardak su isteyip gelen suyu afiyetle midesine indirdikten sonra devam etti.
'' Deep web'e girebilmek için tor denilen bir browser'e ihtiyacımız vardı indirdik ve girdik. Bildiğim kadarı ile bu browser girmenizi sağlamakla kalmayıp ip mizide göstermiyordu her değişik yere girdiğimizde bizi başka bir ip adresinden giriyormuş gibi gösteriyordu.Doğal olarak bizi öyle gösteren şey, herkesi öyle gösterecekti. Yani takip edilmesi çok zor olan bir işin içindeydik. Bizimde yeteneklerimiz ve bilgilerimiz çok azdı. Bir gün bize bir mail geldi. Yarınsız nikli birinden. Bizi deşifre etmiş kim olduğumuzu bulmuş bize ulaşmıştı. Gönderdiği mail de bize yardım edebileceğini ve buna karşılık geçmişinde bulunan bazı küçük suçların kaldırılmasını talep etti. Biz öyle bir şey olmadığını olamayacağını kendisine anlattık. Lakin inandıramadık ve bizi nasıl yaptığını bile anlayamayacağız kadar hızlı dışarı attı. Kendi bilgisayarımızın ekranında kendi resimlerimizi ve bizle ilgili bilgileri görmeye başladık hepimizin bilgileri geçince bir yazı çıktı ne yapayım devam mı edeyim yardım mı edeyim. Eğer yardımı istiyorsanız alt/delet düğmelerine aynı anda basın''
'' Siz ne yaptınız''
'' Sence Cevher... Bütün bilgilerimizi tüm İnternette yayabilirdi. Buda bizim için hiç iyi olmaz.Hepimiz açık hedef haline gelirdik. mecburen dediğini yaptık. Bizimle canlı irtibata geçeceğini söyledi ve bunu tam bir saat sonra yapacaktı.Bir saat sonra genç bir kız yanımıza geldi.adının Filiz olduğunu biz onu Yarınsız olarak tanıdığımızı söyledi.''
'' Bir bayan ha'''' Evet bir bayanmış Zülal kızım. Önce inanmadık ama hepimizin adını tek tek söyleyince inanmaya başladık''
Kapının zili çalmaya başladı. O zamana kadar sadece dinleyen Timur.
'' Ben açarım'' diyerek kapıya gitti.
İçeri İsmail ile genç zayıf kumral yuvarlak yüzlü bir bayan vardı. Kendisine çevrilen bakışlardan. Kamburun onlar gelmeden kendidi hakkında bir şeyler anlattığını anlamıştı.
'' Sanırım benim hakkımda konuşuyordunuz değil mi Mehmet amca''
'' Evet Filiz kızım''
'' Hah işte o Mehmet amcanın bahsettiği kız benim. Hepinize iyi akşamlar''
'' Sana da iyi akşamlar küçük hanım'' dedi büyük baba.
Kambur
'' Madem ki sen geldin anlatmaya sen devam et''
Büyük baba
'' Hele dur kız bir soluklansın. Tanışalım, sonra anlatır''
Filiz.
'' Buradaki dört arkadaş hariç hepinizi tanıyorum zaten. Buraya gelirken hepiniz hakkında bilgi aldım elde ettim zaten'' diyerek gülümsedi. sonra tek tek göstererek İsimleri söyledi. Sonra tanımadıklarına döndü.
'' Siz bu evde oturmuyorsunuz''
'' Evet üst katta oturuyoruz biz büyük babanın komşularıyız yani''
'' Sonra tek tek arkadaşlarını tanıttı. Tanışma faslı bitmişti.Şimdi ayrıntılı bilgi zamanı idi ve Filiz anlatmaya başladı...
'' Mehmet amca nerede kaldı bilmiyorum ama deep web'ten bahsetmişitir size. Bende burası hakkında kısa bir bilgi vereyim sonra bilmek istediğiniz her şeyi anlatacağım''
'' Kızım karnın açsa önce bir şeyler yiyelim sonra anlat istersen''
'' Yok Cevher amca önce bulduklarımızı anlatayım i bugüne biraz açıklık gelsin''
'' Tamam kızım seni dinliyoruz o zaman''
'' Deep web dediğimiz şey aslında yasal olmayan sitelerin bulunduğu yerlerdir diyebiliriz.Burada yasal olmayan her şeyi bulabilirsiniz ben bunları anlatmayacağım. Zaten iyi kötü bir bilginiz vardır bu konularda.''
Dinleyicilerin kafalarını salladıklarını görünce devam etti Filiz.
''Deep Web internetin yüzde 96 sıdır. yani şu an normal insanların kullandığı internet internetin yüzde dördü demektir varın siz o yüzde doksan altıyı düşünün.''
'' Deep webe girmek için indirdiğiniz tor ile popüler dizinlere girebilirsiniz ama bu şekilde erişim kısıtlı olur. Tüm sitelerin onion uzatmalı değişken adresleri olur.Bu sitelere ulaşmak için de belirli liste sitelerine ulaşmanız gerekiyor.Standart domainler, standart url' yerine badecehlkm7569.onion gibi adresler görebilirsiniz ve deep web in giriş kapısı hiddenwiki.org dur ''
Kendisini dinleyenlerin boş boş baktıklarını görünce
'' Anlaşılan bu anlattıklarımdan hiç bir şey anlamadınız''
'' Evet yani anlamadık'' dedi Osman
'' Peki biraz kısa keseyim o zaman''
'' İyi olur'' dedi Kambur
'' Var olan internet katmanlardan oluşur. bunları size kısaca anlatayım''
'' 1- Surface web :bu hepimizin kullandığı normal tarayıcılarla girdiğimiz yer.
2-Bergie web : burası normal tarayıcı ile giremeyeceğiniz +18 içerikli yerlerdir
3- Dep web : Burası tamamen illegal olan sitelerdir. onlarda iki ayrı seviyeye ayrılırlar. Proxy seviyesi ve tor seviyesi. Proxy seviyesinde hackerlar hakkında bilgiler vahşet videoları falan burada bulunur. Tor seviyesi ise gizli devlet sırları. Vikileaks belgeleri. Casuslar tarafından satılan gizli belgeler ile illegal yapılan bilim deneylerinin de içinde bulunduğu yerlerdir''
''Yani bizimde işimiz bu seviyede yanılmıyorsam''
'' Haklısın Cevher amca bu seviyeden başlıyor''
'' Yani başka evresi de mi var''
'' Evet var
4- Charter web : İşte burası en derin yeridir diyebiliriz daha derinde olan yeri de vardır orayada Mariana çukuru denir ki oraya pek ulaşabilen yoktur. Bir elin parmakları kadardırlar. Charter web aklınıza gelecek her şeyin olduğu yerdir. Beyaz kadın ticaretinden tutunda Paralı asker,paralı katiller .Tank füze bile alabileceğiniz yerler olduğu gibi. Devlet büyüklerinin ses kayıtlarına bile ulaşabileceğiniz yerdir. İşte bizimde son durağımız burada bitecek''
'' Şimdi geleyim bizim olayımıza. Öner deep web te gölge niki ile tanınan ünlü bir hackerdir. Bundan bir iki yıl önce tor seviyesinde bazı bilgiler görmüş bu bilgileri charter seviyesinde destekleyen şeylerde bulunca. Değerlendirmek istemiş. Ama yapmaya çalıştığı şeyin tehlikeli olduğunu görünce kendisine bir plan oluşturmuş.Bu süreç içinde önce kendisini koruyabilecek özel bir resmi ekip gerekli olduğunu düşünmüş ve bu ekip kim olabilir diye araştırarak önce Kambura ulaşmış.Kamburun ekibi bu iş için biçilmiş kaftanmış ama Kambura gidip beni koruyun diyemeyeceği için Kamburun yakın çevresini araştırmaya başlamış ve büyük baba ile Zülale ulaşmış.
ilk hedeflediği kişi Zülal olmuş ama Zülal hakkında yaptığı araştırma sonucunda Murat isimli bir çıktığı olduğunu öğrenmiş. Birbirlerine bağlılıklarını görünce.Onu ayartamayacağını anlamış ve Zülalin çevresini araştırıp Pınara ulaşmış. Önce Muratla samimiyetini geliştirmiş ve sonra Pınarı kendine aşık ettirmiş.'' Pınar
'' Yok artık bu kadarına inanmamızı da beklemiyorsun her halde Filiz ''
'' Ben bitireyim siz inanıp inanmamaya kendiniz karar verirsiniz''
'' Peki devam et bakalım''
''Öner adım adım planını uygulamaya başlamış. Zülal e Pınar vasıtası ile ulaşmış olmuş. Sırada büyükbabaya ulaşmak varmış ki zaten bu kaçınılmazmış.Zülal ve Pınarın arkadaşlığı zaten bu tanışmayı kaçınılmaz yapıyormuş. Planının ikinci evresine geçebilirmiş deep web3 girip tor seviyesinde gördüğü siteye ulaşmış ve o süreç içinde geliştirdiği 1998 de ortaya çıkan CIH virüsünü ki buna Çernobil virüsü de deniliyor geliştirerek yeni sistem bilgisayarlara ve sitelere uygulayacak konuma getirmiş. Şimdilerde unutulduğu için kimsenin kolay kolay bulamayacağını düşündüğü bu virüs ile kendini belli etmeden siteyi hackleyip gizli belgeleri ele geçirmiş ve bunu Charter seviyesindeki ses belgeleri ile sağlamlaştırmış.''
'' Yani diyorsunuz ki Öner bana hiç aşık olmadı. Ben onun için yolunda gitmesi için kullanılan bir piyondum öylemi''
'' Korkarım öyle tatlım. Üzgünüm''
'' Peki nereyi hacklemiş''
'' Maliye bakanlığını ve maliye bakanının gizli konuşmalarının olduğu özel bir siteyi ve burada yapılan görüşmelerin ses kayıtlarını''
'' Ne var ki burada bu kadar hayati önlem taşıyan ''
'' Aklına bile gelmeyecek şeyler. Kimsenin bilmemesi gereken iş sözleşmelerinden tutunda. İnsan öldürmeyle sonuçlanan olaylara kadar her şey diyebiliriz''
'' Peki siz bu anlattığınız bilgilere nasıl ulaştınız''
'' İzin verirsen Pınarcığım hepsini anlatacağım''
'' Özür dilerim aşırı duygusallığıma verin lütfen. Sonuçta aşık olduğum adamdan bahsediyoruz burada''
'' Biliyorum tatlım. senin için kolay olmadığını da bundan sonrasında da kolay olamayacağını da''
Pınar yıkılmıştı aldatılmış ve kirletilmiş hissediyordu kendini. Zülal Pınarın yanına yanaştı kolunu Pınarın omuzuna attı beraberce koltuğun sırtına doğru yaslanıp Filizi dinlemeye devam ettiler.
'' Planın üçüncü evresine geçmiş Maliye bakanının sadece kendisinin göreceği yerlere kendini gizleyerek mesajlar ve hacklediklerinden bir bölüm bırakıp kendisinden bir milyon bitcoin istemiş''
'' Neden bitcoin mi nedir ondan istemişte para istememiş ''
'' Cevher amca bitcoin de bir para birimi''
'' Para birimimi. Neden ben hiç duymadım''
'' Bitcoin sadece internette kullanılan bir sanal para birimi Cevher amca da ondan. Normal insanlar tarafından takip edilemez''
'' Ama bak takip edebilmişler ki bugün burada bunu konuşuyoruz''
'' Zaten bende normal insan dedim Cevher amca. Öner de bunu bildiğinden er geç kendisine ulaşacakları bilincindeydi. işte sizler Önerin planının bu evresinde sahne alıyorsunuz. başka bir sorunuz yoksa devam edebilirmiyim''
'' Devam et Filiz kızım''
'' Bakan önce direnmiş. Önere ulaşmaya çalışmış ama öner kendini çok iyi gizlediğinden bulamamış. zaten Önerde o süreyi ona tanımamış ve parayı vermezse bu bilgileri dünyanın her yerine yayacağını söylemiş. Bakan da onu bulabilmek için zamana ve uzmanlara ihtiyacı olduğundan ödemeyi yapmış.'' durdu bir bardak suyu boğazından aşağıya gönderdikten sonra devam etti.
'' Bir sonraki aşamada bu paranın önce bir kısmını normal paraya çevirip kendi yasal hesabına atmış tabi bunu yaparken kendine daha önceden yaptığı özel bir siteden kendine mailer göndermiş. Kendi kendine mesajlar atıp konuşmalar yapmış. Amacı bu yaptıklarını başkasının zoru ile yapmak zorunda kaldığını bizlere göstermekmiş ki sonradan bu mesajların hepsini,Tayfuna vermiş Daha sonra kalanını da hesabına aktarmış tabi bunu anlaşılır bir miktara çekerek bir milyon tl ye. geriye kalan parayı ona siteyi hacklettiren kişi almış gibi göstermiş.''
'' Vay canına ulen bizde akıllıyız diye geçinir dururuz adamın yaptıklarına bak'' Konuşan Timur du.
'' Daha yolun bir kısmı bu Timur.. Timurdu değil mi''
Timur evet anlamında başını salladıktan sonnra Filiz kaldığı yerden anlatmaya devam etti.
''Tahmin ettiği gibi olmuş. Maliye bakanı kendisini geride ve gizli tutarak deep web ten iki ünlü kiralık katil tutarak.Önce Öner'den başka bu bilgiler kimlerde var öğrenmelerini sonra sırası ile hepsini yok etmelerini istemiş. Öneri bulmuşlar. Öner'de sizleri devreye sokmak için buluşacağınız cafe de onlara randevu vermiş.Gelen kişileri sizleden biri gelinceye kadar oyalamak için kedi yarattığı senaryoyu oynamış.Onlardan iki üç gün süre istemiş kendisine bu işi yaptıranın kim olduğunu bulması için. Adamlar da ona bu süreyi vermişler. Ama Önerin asıl amacı o adamların sizler özellikle Pınar tarafından görülmesini sağlamakmış ki bunu da o buluşturmada gerçekleştirmiş.
Pınar a da ilk önce yalan söylüyormuş gibi yapmış Arkadaşlarım demiş çünkü planlarını anlatamazmış o adamların er geç Pınarın yoluna çıkacaklarını hesap etmiş.''
'' Çıktılar da zaten''
'' Biliyorum. Planın diğer aşamalarında ise kendisinin de sizlerinde hayatınız tehlikede olduğu izlenimini verip Kamburun devreye girmesini sağlamakmış. Kambur ve ekibinin internet donanımını çok iyi bildiğinden onlara kademe kademe bilgi verip Kambur o bilgilere ulaşınca Emniyeti devreye sokacağını ve kimseye bir şey olmadan gece yarısı emniyetin bir operasyon düzenleyerek Maliye bakanı dahil hepsini tutuklayacağını düşünmüş''
Büyük baba
'' Vay canına şeytana pabucunu ters giydirmek dedikleri bu olsa gerek. Nerede ise başarıyormuş''
'' Evet başarıyordu. Planında küçücük bir hata vardı''
'' Neymiş o''
'' Ben ve zaman Cevher amca'' dedi Filiz
'' Ben onun planlarında hiç yoktum Onun bütün yaptıklarını deşifre ettim. Bugün bu bilgiler toplanıp Emniyet müdürlüğüne sunulacak. Büyük olasılıkla bu gece operasyon yapılacak,sanırım pek çok kişi de bu operasyon sonucu tutuklanacak. Bunlara Öner de dahildi. diğeri de zaman Önerin hesaplayamadığı bırakın kimsenin bile tam olarak hesaplayamayacağı tek şey zaman. Üniversitenin idari bilimi üniversitenin önünden güvenlik güçlerini tahmininden erken kaldırmıştı. O yüzden Öner de kambura veri akışını hızlandırmak zorunda kaldı. daha doğrusu o kaldığını zannediyordu. Biz zaten o belgeler ulaşmış derlemelerini yapıyorduk. Önerin tek beklentisi bir an önce operasyonun yapılması ve kendisini koruyan kişilerin görevlerini tam yapması. Bundan sonrasını zaten biliyorsunuz.''
'' Peki sen nasıl bu bilgilere ulaştın''
Filiz soruyu soran Zülal'e baktı.
''Anlatayım'' dedi
''Bende deep web te sitekere sızabilen yedinci seviye bir hackerim. Sitelerde kendime av ararken Mehmet amca ya ulaştım. Onların emniyet mensubu olduklarını öğrenince. Bazı suçlarımın kaldırılması talebi ile onlara yardımcı olabileceğimi söyledim daha doğrusu'' Burada durup Kambura gülümseyerek baktı.Kambur
'' Daha doğrusu bizi ikna mecburiyetinde bıraktı''
'' Ne yaptı ki'' dedi büyükbaba
'' Yahu Cevherne aptıysa yaptı orası konumuz dışı sonra ben sana anlatırım''
'' Söz ama''
'' Söz söz ama şuan daha önemli yapmamız gereken şeyler var''
'' Ne gibi''
'' İkisini ölü birini yaralı olarak ele geçirdiğimiz adamların Öneri ne kadar sorguladıklarını. Önerin onlara ne anlattığını ve bu bilgileri başka bir yere aktarıp aktarmadıklarını bilmiyoruz''
'' Yani''
'' Yanisi Cevher tehlike üst seviyeye çıkmış olabilir onun için bu sabah erkenden buraya geldim.''
''Anladım'' Sonra Filize dönüp devam etmesini rica etti. Filiz.
'' Cevher amca beni bünyelerine alınca kolları sıvadım. Kendi oluşturup adını istanbul trojanı verdiğim virüsü Deep webe saldım. Er geç birileri o hacklenen siteye girip oradan bize veri aktarımında bulunacaktı.Giren kişinin o sitede bir dakikadan fazla kalması bana yeterliydi. Giren herkesi incelemeye aldık. Pek çoğu alakasız insanlar çıktı.Taki takip ettiklerimizden biri bizi önce bir siteye ulaştırdı.Hani o Önerin kim olduklarını bilmiyorum denen siteye orayı deşince de altından Öner çıktı. Geçen süreç içinde de gerek kamburun adamları gerekse benim araştırmalarım Önerin bütün planlarını öğrenmemizi sağladı.''
'' Yani bu sabaha karşı olan olaylar olmasa Öner hayatta olacak ve yarın kodesi boylayacaktı öylemi''
'' Evet Pınar aynen öyle''
'' Yani beni asla sevmemiş. Ben ve sevdiğim bu insanlar burada onun için saatlerdir gözyaşı akıtıyoruz öylemi ''
'' Üzgünüm ama gerçek olan bu''
'' Şimdi ne olacak Mehmet amca''
'' Sizi yakın korumaya alacağız. Bu olay sonuçlanıncaya kadar''
'' Yani''
'' Yanisi bugün sizin için okul tatil. Evdesiniz''
'' Peki a Murat'' dedi Zülal
'' Ona da tatil oda evinde korumaya alındı''
Timurlara döndü kambur.
'' Size de tatil beyler''
'' Bize de mi'' konUşan Osman dı
'' Evet bu binada yaşayan herkese her şey tatil bugün. Sizden başka kimse de olmadığına göre sizde buradasınız.''
'' Peki madem öyle diyorsunuz. Bizde tatil yaparız bugün''
'' İyi olur. Bugün pencereler hep kapalı olacak ve sizler pencerelerden uzak duracaksınız.Sizi korumaya aldığımızı aldığımızı asla bilmemeliler bizde bu yüzden hastalığı bahane ettik ve eve özel doktor çağrıldığını yaydık.Olası dışarı çıkılması gerektiğinde kimse yalnız çıkmayacak. Gerçi çevrede gizlenmiş sivil polislerimiz var ama gene de tedbirli olmak lazım. Birazdan sahte doktorumuzda asistanı ile gelir bizde Filizle asıl yapmamız gereken işlere döneriz''
17 Ocak 2016 Pazar
ADI AŞK BÖLÜM 4 PART 1
İstanbul medeniyetlerin buluştuğu şehir. Dışı sizi, içi, içinde yaşayanı yakan şehir. Cevher İstanbul'a yerleştiğinde her şeyi geride bırakabileceğini umuyordu. Pek çok gencin hayal bile edemeyeceği bir lisede okuyor ve pek çok insanın gönlüne taht kurmuş bir kulübün sporcusu olarak sporuna devam ediyordu.Onun için her şey mükemmeldi. İzmir'in kırsalı diyeceğimiz bir yerden çıkmış.İstanbul'un en güzide takımında ve okullarından birindeydi artık. Mutlu olmak için her şeyi vardı. İyi bir okul,iyi bir kulüp,iyi bir cevre, belki de onun için olabilecek en güzel gelecek. Ama Cevher mutlu değildi. Mutlu değildi çünkü kendisinin en büyük parçasını İzmir'de bırakmıştı. Pınar'ı
Günler günleri kovalıyor. Cevher de bulunduğu ortama uyum sağlamaya çalışıyordu. Çalışkanlığı,azmi,yeteneği ile daha ilk aylarında okulda sevilen bir öğrenci olmuştu. İzmir'den ailesi dışında sadece iki arkadaşı ile mektuplaşıyordu. Mehmet ve Hülya
Mehmet orta okulu bitirdikten sonra Namık kemal lisesine kayıt olmuş.Öğrencilik hayatına bu lisede devam ediyordu.. Hülya ise Pınar ile beraber İzmir kız lisesine kayıt olmuşlar. Orada eğitimlerine ve sporlarına devam ediyorlardı.
Cevher İstanbul'da yaşamaya başlayalı altı ay geçmişti. ve o altı ay içinde Pınar'ı düşünmeden geçirdiği bir saniyesi olmamıştı. Cevher'in kafasının içinde hep Pınar vardı.Şu anda ne yapıyordu acaba.Onu düşünüyormuydu,yoksa Hayati ile olan geleceğine mi hazırlık yapıyordu. Kafasının içinde bu sorular fırdöndü gibi dönüyor.Kafasının içindeki bu sorulara yanıt arıyor.Bunları Hülyanın yazdığı mektuplardan öğrenmeye çalışıyordu. Ama Hülya Cevher'e yazdığı mektuplarında Pınar'dan çok az bahsettiğinden. Cevherin kafasındaki sorular yanıtsız kalıyor. Olumlu yada olumsuz hiç bir bilgiye sahip olamıyordu. Bu yanıt bulamamasının en büyük nedeni, Büyük olasılıkla Pınar'ın Cevher ile Hülya'nın birbirleri ile mektuplaştığını bilmesi ve Cevher'in bu bilgilere ulaşmasına Pınar'ın engel olabilme olasılığı idi. Ta ki o bir cuma akşamı Hülya'dan Cevher'e gelen mektuba kadar.
Hülya Pınar'ın çok hasta olduğunu. Verem teşhisi ile İzmir Tepecikteki göğüs hastanesine kaldırıldığını yazıyordu. Cevher okuduklarına inanamadı.Nasıl olurdu bu. Mektup cuma akşamı eline geçmişti. ve ertesi gün cumartesi idi. İzin alabileceği kimse yoktu. Hadi izin alsa gidip gelecek parası yoktu. Bütün gece uyku uyuyamadı. Bir yolunu bulmalı ve İzmir'e gitmeliydi. Sabah antrenmanda onun durgun ve isteksizliğini fark eden Doğan hoca antrenman sonrası Cevher'i odasına çağırdı.
'' Cevher senin bir sorunun mu var''
'' Şey hocam''
'' Rahat ol Cevher bana her şeyi anlatabilirsin. Tabi anlatmak istediklerini''
'' Hocam İzmir'e gitmem lazım''
'' Hayırdır oğlum.Annen yada baban mı hasta.Ailenden birine bir şey mi oldu''
'' Hayır hocam onlar iyiler şükür.yalnız Pınar''
'' Pınar... Pınar kim oğlum akraban mı yoksa''
Cevher başını öne eğdi. Doğan hoca
'' Anladım. Hepimizin başından geçti bu aşk mevzuları. Söyle bana senin için çokmu önemli bu kız''
''Tahmin bile edemezsiniz hocam''
'' Onu özledin görmek mi istiyorsun yoksa''
'' Hocam onu özlemediğim bir saniyem yok, Gitme isteme nedenimden biri bu olmasına rağmen asıl neden onun verem teşhisi ile hastaneye kaldırılması ''
''Sen nereden öğrendin''
'' Ortak arkadaşımızın mektubundan Hocam.''
'' Oğlum gitsen bile sana göstermezler zaten durumu ağırsa''
'' Şansımı denemek ve zorlamak istiyorum hocam''
'' Gideceksin yani''
'' Evet hocam gitmek istiyorum ama...''
'' Ama gidemiyorsun. Paran yok''
'' Evet hocam''
'' Anladım. Tamam o zaman sen git eşyalarını hazırla yarım saat sonra okulun bahçesine gel tamam mı oğlum''
Cevher sevinçle
'' Tamam hocam''
Cevher hızla yatakhanesine gitmiş. Bir çantaya üç beş eşyasını koymuş.Daha yarım saat dolmadan aşağıya bahçeye inmişti. Doğan hocası ile önce Doğan hocanın evine ondan sonra otobüs terminaline gittiler. Hocası dönüşü açık olmak üzere bir gidiş dönüş bileti aldı.Cebine de hatırı sayılır bir para bıraktı.
'' Sanırım bu sana yeter''
'' Evet hocam yeter.Hatta fazla bile gelir.''
'' Yanında bulunsun oğlum''
'' Sağolun hocam nasıl ödeyeceğim size bu iyiliğinizi. Borçlandım''
'' Evet öyle oldu galiba bana borçlandın. Ne borçlanması oğlum.Seni buraya isteyen bendim.Evini barkını terk edip geldin. Doğal olarak buradaki baban sayılırım ve Baba ile oğul arasında borç olmaz''
Cevher hocasına sevgi ile sarıldı.
'' Teşekkür ederim.teşekkür ederim''
'' Tamam tamam oldu olacak bir de ağlasaydın bari'' dediği ada Cevher'e baktı.Cevherin gözleri çoktan sulanıp sessizce akmaya başlamıştı bile.
'' Deli oğlum benim. Hadi sil gözyaşlarını. Yarım saat sonra otobüsün kalkacak.Ben burayı hallederim sen sorununu hallettin mi dönersin tamam mı oğlum''
'' Tamam hocam''
Cevher Hocası ile vedalaşıp. İzmir'e gitmek üzere otobüsüne bindi..İzmir'e vardığında sabah olmak üzereydi.Hemen hastanenin yolunu tuttu. Hastaneye ulaştığında saat sabahın 07.15 olmuştu. O saatte hastanede pek kimse olmaz sanıyordu ama yanılmıştı. Hastane oldukça kalabalıktı ve Cevher nereye soracağını bilmiyordu. Beyaz önlüklü birini görünce.
'' Affedersiniz''
'' Buyurun''
'' Bir arkadaşım burada yatıyormuş nerede yattığını nasıl öğrenebilirim''
'' Şurada ki masadan öğrenebilirsin de. Bu saatte ziyaret edemezsin''
'' Teşekkür ederim''
Cevher adamın gösterdiği masaya yaklaştı. Masada iki bayan hemşire vardı.
'' Günaydın ''
İki bayan da sesin geldiği yöne baktılar.Daha yaşlıca olanı.
'' Buyur genç adam''
'' Şey efendim ben İstanbul'dan geliyorum. Bir arkadaşım hastanenize kaldırılmış. Hem durumu hakkında hemde ziyaret edebilmem için kaldığı odanın bilgilerine ihtiyacım var ''
Daha genç olanı defteri önüne çekti.
'' Adı ne hastanın''
'' Pınar''
'' Pınar ne '' dedi vurgulayarak.
'' Pınar Tekin ''
'' Rahatsızlığı neymiş''
'' Bildiğim kadar verem teşhisi koymuşlar''
Daha yaşlıca olanı
'' Arkadaşınsa senle aynı yaşlardadır.Bu yaşta verem hastalığına yakalanmak öyle alışıla gelmiş bir şey değildir genç adam. Sorunu neymiş bu kızın''
'' Bilmiyorum''
'' Ne zaman yatırmışlar biliyormusun''
'' Onuda tam bilmiyorum''
'' Sen nasıl öğrendin peki İstanbul'dan
'' Mektup geldi efendim''
'' Mektup ne zaman geçti eline''
'' Cuma günü elime geçti efendim''
'' Cuma günü geçtiyse. En az bir hafta önce yatırılmış demektir. Halime kızım bir hafta gerisinden bakmaya başla bakalım''
'' Tamam abla''
Halime hemşire defterde bir hafata gerisinden başlamak üzere Pınar ismini araştırmaya başladı. En sonunda da buldu.
'' Hah buldum Pınar Tekin On gün önce yatırılmış. A blok ikinci kat 205 numara da kalıyor hastanız.
'' Görebilirmiyim''
'' Delikanlı orası verem hastaları bölümü. Hem ziyaret yasak hemde görüşme saati değil''
'' Onu mutlaka görmeliyim.Lütfen bu çok önemli''
Hemşirenin yaşlıca olanı.
'' Sen bu kıza arkadaşım mı demiştin''
'' Evet''
'' Ve sen bu arkadaşın için kalktın İstanbul'dan buraya onu sadece ziyaretemi geldin''
'' Sadece o değil''
'' Dökül o zaman evlat başka ne var.''
'' Gerekirse onunla ölmeye geldim''
'' Ohhhhh sevdiğin kız yani ''
'' Hayır''
'' Anlamadım sevdiğin kız değil mi''
'' Sadece sevdiğim değil. Nefesi onunla aldığım''
'' Delikanlı sen abayı fena yakmışsın. Eğer oda senin gibiyse hastalığının nedeni bu olabilir''
'' Lütfen onun yanına gitmeliyim''
'' Halime doktoru kimmiş bu kızın''
Halime tekrar defterine baktı
''Baş hekim Suat bey abla''
'' Baş hekim baktığına göre ya durumu çok ağır yada çok özel bir hasta. Bugünde Pazar oda hastanede olmaz.''
'' Lütfen bırakın yanına gideyim''
'' Dur be oğlum. Nöbetçi hekim kim bugün''
'' Ali Kemal bey''
Yaşlıca olan hemşire oturduğu sandalyeden kalktı
'' Gel benimle bakalım delikanlı''
Hemşire önde Cevher arkada Nöbetçi doktor Ali Kemal beyin odasına gittiler. Cevher ne yaptıysa izin alamadı Nöbetçi doktordan. Pınar'ın hastalığı bulaşıcı bir hastalıktı.Doktor doğal olarak bir başkasına bulaşmaması için izin veremezdi. Üstelik Pınar'ın ziyaret edilmesine asla izin verilmiyordu. Kaldığı odanın camından ailesine gösteriliyordu o kadar.
Cevher ise onun yanına gitmeye kararlıydı. Ne olursa olsun gidecekti.
'' Tamam efendim bende o iyileşinceye kadar bahçede beklerim o zaman'' dedi
'' Genç ismin neydi''
'' Cevher doktor bey.İsmim Cevher''
'' Beklesen de göremezsin. Sadece ailesine o da dışarıdan görüş izni var''
Cevher
'' Peki efendim bende ailesini bekler izinleri olursa onlarla çıkarım yanına''
'' Ha bak o olur''
Cevher hem doktora hemde hemşireye teşekkür ederek odadan çıktı.Bahçeye indi gezmeye başladı. A bloğu bulmuştu. Şimdi tüm mesele içeriye girebilmekteydi. Kapıda da sıkı bir önlem vardı iki kişi kapının önünde sürekli duruyordu. Cevher'in gözü sürekli onlarda ve onların boşluk anını kolluyordu. Bir saat sonrada aradığı fırsatı bulmuştu. Kapıdaki görevlilerden biri arkadaşına ''çay içelim mi'' demiş onun ''evet iyi olur'' demesiyle ''ben gidip iki çay alayım geleyim burası sana emanet ''demiş ve çay almaya gitmişti. O gider gitmezde kapının önünden geçen yaşlı bir bayan ayağını burkmuş yere düşmüştü. Kapıdaki görevlide hızla düşen kadının yanıa gitmiş onu kaldırmaya ve durumu hakkında bilgi almaya çalışırken. Cevher hızla içeri girmiş ve bir üst kata tırmanmıştı.Üst katta güvenlik önlemi falan yoktu. Aklı başında kimsenin hem oraya gireceğine inanmıyorlar hemde kapıda iki nöbetçi vardı ve kimseye izin vermezlerdi.
Cevher 205 nolu odayı ararken bir odanın kapısının açık olduğunu ve askılıkta beyaz bir önlüğün durduğunu görmüş. Hemen o önlüğü alıp giymişti.Böylece yüzünü görmeyen biri onu ya doktor yada hasta bakıcı falan sanacaklardı. Cevher 205 nolu odanın kapısına geldiğinde kalbi küt küt diye hızla atmaya başlamıştı. Pencereden bakmak yerine kapıyı açtı hızla içeri daldı. Pınar yatağında uyumaktaydı. Cevher gözlerine inanamıyordu. Pınar. o hayat dolu kız gitmiş yerini hastalıktan iyice çökmüş,zayıflamış bir kız almıştı. Cevher yanına gitti dizlerinin üstüne çöktü ve Pınarın elini eline aldı.
'' Pınar ben geldim ben Cevher''
Pınar yorgun gözlerini açmış.
'' Cevher sen misin rüya değil değil mi''
'' Benim Pınar Cevher''
'' Ne işin var burada.Hastalığım bulaşıcı sana da bulaşacak sonra''
'' Bulaşırsa bulaşsın''
'' Benim için geldin''
'' Evet senin için geldim''
'' Bir daha gitme o zaman''
'' Gitmem''
'' Söz mü''
Cevher Pınar'ın elini dudaklarına götürüp öperek
'' Söz''
Pınar zoraki gülümsedi.
'' Sana inanıyorum''
'' İnan Pınar hem buna hemde'' sustu
'' Hemde ne Cevher hemde ne''
'' Seni sevdiğime''
'' Deli bende seni seviyorum hemde çok uzun zamandan beri.''
'' Uzun zamandan beri mi ama ben''
'' Ama sen Hayatinin yalanlarına inandın''
'' Yalan mıydı hepsi''
'' Aslında yalan sayılmaz. Babam ekonomik durumları iyi diye Hayatinin amcasının Hayatinin onunla ilerde evlenme isteğine sıcak bakmış. Nasipse demiş.''
''Tamam yorma kendini aşkım nasılsa buradayım sen bir an önce iyileşmene bak konuşacak daha çok zamanımız olacak''
'' Ben anlatmak istiyorum Cevher bir daha bu şansı bulamayabilirim''
'' O şansı daha çok bulacak ve belkide benden bile bıkacaksın''
Pınar Cevher'in tuttuğu eli hafifçe sıkarak
'' Deli senden asla bıkmam''
'' Bende''
'' Anlatmadan önce senden iki şey isteyebilirmiyim''
'' İki değil istersen bin tane iste, ömrümü iste senindir hepsi''
'' Yok ömrün senin olsun Cevher daha güzel şeyler yaşayacaksın sen''
'' Ben değil Pınar biz''
''Beni az yukarı kaldırırmısın. Seni daha iyi görmek istiyorum''
Cevher Pınarın arkasına yastık takviyesi yaparak sırtını biraz dikleştirmişti
''Tamam bu iyi'' dedi Pınar
'' Bu ilkiydi şimdi geldi ikinci isteğime''
'' Söyle canım sen yeter ki iste''
'' Beni öpermisin.''
Cevher ikiletmemişti. Sevdiği kızın isteğini.İki aşığın dudakları birbirleriyle birleşti.Cevher geri çekildiğinde Pınar parmağıyla gel işaretini yaptı. Bu sefer ki öpücük daha uzun sürmüştü.
'' Sana da bulaştırdım şimdi hastalığımı''
'' O zaman beraber iyileşiriz bizde''
'' Elimi hiç bırakma Cevher''
'' Bırakmam aşkım asla bırakmam''
'' Şimdi sus ve beni dile tamam mı aşkım''
'' Tamam hayatım seni dinliyorum'' Pınarın elini dudağına götürüp her parmağını tek tek öpmeye başladı.
'' Hayati bana gelip her şeyi anlattı. Beni sevdiğini.Benle evlenmek istediğini. Babamında buna onay verdiğini söyledi. Bense ona asla olamayacağını onu bir arkadaştan başka gözle asla göremeyeceğimi ve gönlümün bir başkasında olduğunu söyledim.''
'' O zaman o teneffüslerde gördüğüm konuşmalarınız''
'' Hayatinin kabul ettirme çabalarıydı''
''Ama bana senin de onu sevdiğini söylemişti.Sürekli gelecek planlarınızı anlattı durdu. Beraber karar verdiğinizi söyledi''
'' Öyle yapmıştır. Çünkü benim seni sevdiğimi anlamıştı. Seni benden uzak tutarsa onu ilerde sevebileceğimi düşündü herhalde''
'' Ve bende bir aptal gibi ona inandım ve gittim''
'' Evet gittin senin gitmenle beraber bende bittim''
'' Ne yaptım ben''
'' Sen sadece sevdiğin bir arkadaşına inandın hepsi bu''
'' Oysa senin için ne pahasına olursa lsun savaşmalıydım''
'' Savaştın zaten. Benim için dayak yemeyi göz önüne alarak Denizli'ye kadar geldin''
'' Ama sonra gene Hayatiye inandım''
'' Bizi sürekli beraber görüyordun. Onunla daha mutlu olacağıma inandığın için gittin. Yalan mı''
'' Aslında evet.Tek istediğim senin mutlu olmandı.''
'' Şimdi anlamışsındır. Benim mutluluğum sensin''
'' Benimde sensin Pınar benim de sen''
'' İki sevgilinin dudakları tekrar birleşmişti''
Arkalarından bir ses duyunca Birbirleriin dudaklarından ayrıldılar. Gelen nöbetçi doktor Ali Kemal beydi.
'' Tahmin ettim seni bahçede göremeyince içeriye gireceğini''
'' Özür dilerim ama Pınarı görmeden yaşayamazdım''
'' Bunu gözlerimle görünce anladım zaten ve içeri gelmeden bunu hazırladım'' dedi elndeki şırıngayı göstererek.
'' Aç kolunu bakalım bey efendi''
Cevher Pınara baktı. Pınar
''Aç kolunu aşkım'' dedi
Cevher kolunu açtı. Doktor verem aşısını Cevherin koluna vurdu. Sonra Pınara döndü.
'' Seninde gözlerin canlanmış gibi biraz. Senide bir kontrol edelim bakalım küçük hanım''
Doktor Ali Kemal Pınar'ıda muayene etmiş. Ve gülümsemişti.
'' Demek senin ilacında gelmiş gibi görünüyor. Bizim on günde alamadığımız yolu nerdeyse beş dakika da almış gibisin''
'' O benim ilacım değil doktor bey o benim yaşamım'' dedi Pınar
Cevher
'' Beni odadan çıkartmayacaksınız değil mi doktor bey''
'' Çıkartayım da gene kaçak gir değil mi.''
'' Evet doktor bey kapıdan kovsanız pencereden oradan da kovsanız bacadan illaki girerim''
'' Biliyorum. Üstelik senin yanında olman, güzel hastamızı iyileştirecek gibi gözüküyor. Zaten hastamız iyileşmese de siz bence beraber ölmeye bile hazırsınızdır.''
'' Kesinlikle hazırız doktor bey'' dedi Cevher.
'' Kal bakalım biraz daha ama sonra gitmelisin sana söz yarın yanına gelmene bizzat ben yardımcı olacağım. Sende güzel hanım bu yakışıklıya kavuşmak istiyorsan çabuk iyileşmeye bak''
Doktor odadan çıkmış iki sevgiliyi baş başa bırakmıştı. Pınar yatakta yana kaydı.
'' Yanımda yatmak istermisin''
Cevher Pınarın açtığı yere yüzü Pınara dönük şekilde uzandı.
'' Sonsuza dek''
Cevher ve Pınar Pınar'ın hasta yatağında en mutlu günlerini yaşıyorlardı. Sınırsızca birbirlerine duyduğu aşkı paylaşıyorlardı. Üstelik bunu paylaşmak için kelimelere de ihtiyaçları yoktu. Gözler ve hızla birbirleri için çarpan iki yürek buna yeterliydi.
Ogün kaybettikleri zamana inat bolca öpüştü iki aşık. Doktor ''gitme vakti'' demese Cevherin gitmeye niyeti de yoktu zaten. Sonsuza kadar orada öyle beraberce kalabilirlerdi.
Cevherin gelmesi ve birbirlerine duyduğu aşk Pınarın hızla iyileşmeye başlamasına neden olmuş ve bu aşk tüm hastanece duyulmuştu.Hastane de İkisinin buluşmasında hiç bir engel kalmamıştı artık. Genç aşıklar ne zaman birbirlerini görmek isterlerse rahatça görebiliyorlardı Hatta bir gece Cevher evine gitmeyip hastanede Pınarın yanında kalmış.Yirmi dört saatlerini beraber geçirmişlerdi.Doktorlar Pınarın iyileşme durumundan çok memnundular.İyileşmesi beş ayı bulur diye tahmin ediyorlardı. ama Cevher öyle güçlü bir ilaçtı ki Pınar bir ayda taburcu olmaya hazırdı.
Cevher bir aydır takımından uzaktı ama ona sorsan daha dün geldim derdi. Pınarın taburcu olacağı gün Bütün hastane bu iki genç aşığı görebilmek için toplanmışlardı sanki.Onları tanıyan tüm hastane personeli onları uğurlamaya gelmiş mutluluklar temennilerini iletmişlerdi. Pınarın ailesinin hiç sesi çıkmamıştı bu süreç içinde sadece kızlarının bir an önce iyileşmesine seviniyorlardı. ve bu iyileşmeye neden olan genci de kabul etmiş gibi görünüyorlardı. Cevher de Pınarda çok mutluydular.
Cevher ve Pınar Hastanede iken planlarını yapmışlar ve bu Pınarı ailesi ile paylaşmışlar ve kabul görmüşlerdi.Pınar iyileşince her ikisi de okullarına dönecek Okulun yaz tatiline kadar Cevher İzmir'e geldiğinde görüşmelerine izin verilecek. Yazın Cevher'in ailesi gelip Allah'ın emri Peygamberin kabulü ile Pınar'ı Cevhere isteyecek ve kendi aralarında bir sözlenme yapacaklar sonra bunu nişan ve okul bitiminde de düğün takip edecekti.
Pınar taburcu olduktan bir hafta sonra. Okuluna dönecek kıvama gelmişti. Artık birbirlerine kavuşmak için engel olarak sadece zaman ve okul vardı. Okul bitmeden birbirlerine tam anlamıyla kavuşamayacaklardı. İkisinin de bu engeli aşmak için zaman kaybetmemeleri gerekiyordu. İkisi de derslerinden oldukça uzak kalmışlardı. Şimdi derslerine çalışma ve aradaki mesafeyi kapatma zamanıydı.ve bunları yapabilmek için Cevher'in İstanbul'a dönmesi gerekiyordu.
Pınar okuluna Cevherde İstanbul'a dönmeye hazırlardı. Birbirlerine uzunca sarılarak en kısa sürede görüşmek üzere ayrıldılar.Cevher İstanbul'a mutlu bir adam olarak dönüyordu.ve önlerinde aşılması gereken uzun bir süreç vardı ve iki aşıkta bu süreci aşmaya çoktan hazırdı.
Büyük baba anlatmasını burada kesmişti. Zülal
'' Bitirdin mi yoksa dedem yaaa''
'' Bu gecelik bu kadar yeter genç bayanlar hadi bakalım yataklarınıza''
Genç kızlar odalarına çekildiklerinde.
'' Deden çok aşık olmuş ona Zülal baksana''
'' Evet ya sevdiği kadın için hastalanıp ölmeyi bile göze almış''
'' Ne güzel aşk ya. Sonrasını merak ediyorum ben Zülal''
'' Bende Pınar.Biz öyle bir hastalığa yakalansak ne olurdu acaba. Bizimkiler ne yapardı''
'' Benimkini bilemem de Murat kesin dedenin yaptığını yapar bence''
'' Sizde atlatacaksınız bak göreceksin Pınar''
'' İnşallah Zülal İnşallah''
'' Allah rahatlık versin Pınar''
'' Sana da Zülal tatlı rüyalar''
Günler günleri kovalıyor. Cevher de bulunduğu ortama uyum sağlamaya çalışıyordu. Çalışkanlığı,azmi,yeteneği ile daha ilk aylarında okulda sevilen bir öğrenci olmuştu. İzmir'den ailesi dışında sadece iki arkadaşı ile mektuplaşıyordu. Mehmet ve Hülya
Mehmet orta okulu bitirdikten sonra Namık kemal lisesine kayıt olmuş.Öğrencilik hayatına bu lisede devam ediyordu.. Hülya ise Pınar ile beraber İzmir kız lisesine kayıt olmuşlar. Orada eğitimlerine ve sporlarına devam ediyorlardı.
Cevher İstanbul'da yaşamaya başlayalı altı ay geçmişti. ve o altı ay içinde Pınar'ı düşünmeden geçirdiği bir saniyesi olmamıştı. Cevher'in kafasının içinde hep Pınar vardı.Şu anda ne yapıyordu acaba.Onu düşünüyormuydu,yoksa Hayati ile olan geleceğine mi hazırlık yapıyordu. Kafasının içinde bu sorular fırdöndü gibi dönüyor.Kafasının içindeki bu sorulara yanıt arıyor.Bunları Hülyanın yazdığı mektuplardan öğrenmeye çalışıyordu. Ama Hülya Cevher'e yazdığı mektuplarında Pınar'dan çok az bahsettiğinden. Cevherin kafasındaki sorular yanıtsız kalıyor. Olumlu yada olumsuz hiç bir bilgiye sahip olamıyordu. Bu yanıt bulamamasının en büyük nedeni, Büyük olasılıkla Pınar'ın Cevher ile Hülya'nın birbirleri ile mektuplaştığını bilmesi ve Cevher'in bu bilgilere ulaşmasına Pınar'ın engel olabilme olasılığı idi. Ta ki o bir cuma akşamı Hülya'dan Cevher'e gelen mektuba kadar.
Hülya Pınar'ın çok hasta olduğunu. Verem teşhisi ile İzmir Tepecikteki göğüs hastanesine kaldırıldığını yazıyordu. Cevher okuduklarına inanamadı.Nasıl olurdu bu. Mektup cuma akşamı eline geçmişti. ve ertesi gün cumartesi idi. İzin alabileceği kimse yoktu. Hadi izin alsa gidip gelecek parası yoktu. Bütün gece uyku uyuyamadı. Bir yolunu bulmalı ve İzmir'e gitmeliydi. Sabah antrenmanda onun durgun ve isteksizliğini fark eden Doğan hoca antrenman sonrası Cevher'i odasına çağırdı.
'' Cevher senin bir sorunun mu var''
'' Şey hocam''
'' Rahat ol Cevher bana her şeyi anlatabilirsin. Tabi anlatmak istediklerini''
'' Hocam İzmir'e gitmem lazım''
'' Hayırdır oğlum.Annen yada baban mı hasta.Ailenden birine bir şey mi oldu''
'' Hayır hocam onlar iyiler şükür.yalnız Pınar''
'' Pınar... Pınar kim oğlum akraban mı yoksa''
Cevher başını öne eğdi. Doğan hoca
'' Anladım. Hepimizin başından geçti bu aşk mevzuları. Söyle bana senin için çokmu önemli bu kız''
''Tahmin bile edemezsiniz hocam''
'' Onu özledin görmek mi istiyorsun yoksa''
'' Hocam onu özlemediğim bir saniyem yok, Gitme isteme nedenimden biri bu olmasına rağmen asıl neden onun verem teşhisi ile hastaneye kaldırılması ''
''Sen nereden öğrendin''
'' Ortak arkadaşımızın mektubundan Hocam.''
'' Oğlum gitsen bile sana göstermezler zaten durumu ağırsa''
'' Şansımı denemek ve zorlamak istiyorum hocam''
'' Gideceksin yani''
'' Evet hocam gitmek istiyorum ama...''
'' Ama gidemiyorsun. Paran yok''
'' Evet hocam''
'' Anladım. Tamam o zaman sen git eşyalarını hazırla yarım saat sonra okulun bahçesine gel tamam mı oğlum''
Cevher sevinçle
'' Tamam hocam''
Cevher hızla yatakhanesine gitmiş. Bir çantaya üç beş eşyasını koymuş.Daha yarım saat dolmadan aşağıya bahçeye inmişti. Doğan hocası ile önce Doğan hocanın evine ondan sonra otobüs terminaline gittiler. Hocası dönüşü açık olmak üzere bir gidiş dönüş bileti aldı.Cebine de hatırı sayılır bir para bıraktı.
'' Sanırım bu sana yeter''
'' Evet hocam yeter.Hatta fazla bile gelir.''
'' Yanında bulunsun oğlum''
'' Sağolun hocam nasıl ödeyeceğim size bu iyiliğinizi. Borçlandım''
'' Evet öyle oldu galiba bana borçlandın. Ne borçlanması oğlum.Seni buraya isteyen bendim.Evini barkını terk edip geldin. Doğal olarak buradaki baban sayılırım ve Baba ile oğul arasında borç olmaz''
Cevher hocasına sevgi ile sarıldı.
'' Teşekkür ederim.teşekkür ederim''
'' Tamam tamam oldu olacak bir de ağlasaydın bari'' dediği ada Cevher'e baktı.Cevherin gözleri çoktan sulanıp sessizce akmaya başlamıştı bile.
'' Deli oğlum benim. Hadi sil gözyaşlarını. Yarım saat sonra otobüsün kalkacak.Ben burayı hallederim sen sorununu hallettin mi dönersin tamam mı oğlum''
'' Tamam hocam''
Cevher Hocası ile vedalaşıp. İzmir'e gitmek üzere otobüsüne bindi..İzmir'e vardığında sabah olmak üzereydi.Hemen hastanenin yolunu tuttu. Hastaneye ulaştığında saat sabahın 07.15 olmuştu. O saatte hastanede pek kimse olmaz sanıyordu ama yanılmıştı. Hastane oldukça kalabalıktı ve Cevher nereye soracağını bilmiyordu. Beyaz önlüklü birini görünce.
'' Affedersiniz''
'' Buyurun''
'' Bir arkadaşım burada yatıyormuş nerede yattığını nasıl öğrenebilirim''
'' Şurada ki masadan öğrenebilirsin de. Bu saatte ziyaret edemezsin''
'' Teşekkür ederim''
Cevher adamın gösterdiği masaya yaklaştı. Masada iki bayan hemşire vardı.
'' Günaydın ''
İki bayan da sesin geldiği yöne baktılar.Daha yaşlıca olanı.
'' Buyur genç adam''
'' Şey efendim ben İstanbul'dan geliyorum. Bir arkadaşım hastanenize kaldırılmış. Hem durumu hakkında hemde ziyaret edebilmem için kaldığı odanın bilgilerine ihtiyacım var ''
Daha genç olanı defteri önüne çekti.
'' Adı ne hastanın''
'' Pınar''
'' Pınar ne '' dedi vurgulayarak.
'' Pınar Tekin ''
'' Rahatsızlığı neymiş''
'' Bildiğim kadar verem teşhisi koymuşlar''
Daha yaşlıca olanı
'' Arkadaşınsa senle aynı yaşlardadır.Bu yaşta verem hastalığına yakalanmak öyle alışıla gelmiş bir şey değildir genç adam. Sorunu neymiş bu kızın''
'' Bilmiyorum''
'' Ne zaman yatırmışlar biliyormusun''
'' Onuda tam bilmiyorum''
'' Sen nasıl öğrendin peki İstanbul'dan
'' Mektup geldi efendim''
'' Mektup ne zaman geçti eline''
'' Cuma günü elime geçti efendim''
'' Cuma günü geçtiyse. En az bir hafta önce yatırılmış demektir. Halime kızım bir hafta gerisinden bakmaya başla bakalım''
'' Tamam abla''
Halime hemşire defterde bir hafata gerisinden başlamak üzere Pınar ismini araştırmaya başladı. En sonunda da buldu.
'' Hah buldum Pınar Tekin On gün önce yatırılmış. A blok ikinci kat 205 numara da kalıyor hastanız.
'' Görebilirmiyim''
'' Delikanlı orası verem hastaları bölümü. Hem ziyaret yasak hemde görüşme saati değil''
'' Onu mutlaka görmeliyim.Lütfen bu çok önemli''
Hemşirenin yaşlıca olanı.
'' Sen bu kıza arkadaşım mı demiştin''
'' Evet''
'' Ve sen bu arkadaşın için kalktın İstanbul'dan buraya onu sadece ziyaretemi geldin''
'' Sadece o değil''
'' Dökül o zaman evlat başka ne var.''
'' Gerekirse onunla ölmeye geldim''
'' Ohhhhh sevdiğin kız yani ''
'' Hayır''
'' Anlamadım sevdiğin kız değil mi''
'' Sadece sevdiğim değil. Nefesi onunla aldığım''
'' Delikanlı sen abayı fena yakmışsın. Eğer oda senin gibiyse hastalığının nedeni bu olabilir''
'' Lütfen onun yanına gitmeliyim''
'' Halime doktoru kimmiş bu kızın''
Halime tekrar defterine baktı
''Baş hekim Suat bey abla''
'' Baş hekim baktığına göre ya durumu çok ağır yada çok özel bir hasta. Bugünde Pazar oda hastanede olmaz.''
'' Lütfen bırakın yanına gideyim''
'' Dur be oğlum. Nöbetçi hekim kim bugün''
'' Ali Kemal bey''
Yaşlıca olan hemşire oturduğu sandalyeden kalktı
'' Gel benimle bakalım delikanlı''
Hemşire önde Cevher arkada Nöbetçi doktor Ali Kemal beyin odasına gittiler. Cevher ne yaptıysa izin alamadı Nöbetçi doktordan. Pınar'ın hastalığı bulaşıcı bir hastalıktı.Doktor doğal olarak bir başkasına bulaşmaması için izin veremezdi. Üstelik Pınar'ın ziyaret edilmesine asla izin verilmiyordu. Kaldığı odanın camından ailesine gösteriliyordu o kadar.
Cevher ise onun yanına gitmeye kararlıydı. Ne olursa olsun gidecekti.
'' Tamam efendim bende o iyileşinceye kadar bahçede beklerim o zaman'' dedi
'' Genç ismin neydi''
'' Cevher doktor bey.İsmim Cevher''
'' Beklesen de göremezsin. Sadece ailesine o da dışarıdan görüş izni var''
Cevher
'' Peki efendim bende ailesini bekler izinleri olursa onlarla çıkarım yanına''
'' Ha bak o olur''
Cevher hem doktora hemde hemşireye teşekkür ederek odadan çıktı.Bahçeye indi gezmeye başladı. A bloğu bulmuştu. Şimdi tüm mesele içeriye girebilmekteydi. Kapıda da sıkı bir önlem vardı iki kişi kapının önünde sürekli duruyordu. Cevher'in gözü sürekli onlarda ve onların boşluk anını kolluyordu. Bir saat sonrada aradığı fırsatı bulmuştu. Kapıdaki görevlilerden biri arkadaşına ''çay içelim mi'' demiş onun ''evet iyi olur'' demesiyle ''ben gidip iki çay alayım geleyim burası sana emanet ''demiş ve çay almaya gitmişti. O gider gitmezde kapının önünden geçen yaşlı bir bayan ayağını burkmuş yere düşmüştü. Kapıdaki görevlide hızla düşen kadının yanıa gitmiş onu kaldırmaya ve durumu hakkında bilgi almaya çalışırken. Cevher hızla içeri girmiş ve bir üst kata tırmanmıştı.Üst katta güvenlik önlemi falan yoktu. Aklı başında kimsenin hem oraya gireceğine inanmıyorlar hemde kapıda iki nöbetçi vardı ve kimseye izin vermezlerdi.
Cevher 205 nolu odayı ararken bir odanın kapısının açık olduğunu ve askılıkta beyaz bir önlüğün durduğunu görmüş. Hemen o önlüğü alıp giymişti.Böylece yüzünü görmeyen biri onu ya doktor yada hasta bakıcı falan sanacaklardı. Cevher 205 nolu odanın kapısına geldiğinde kalbi küt küt diye hızla atmaya başlamıştı. Pencereden bakmak yerine kapıyı açtı hızla içeri daldı. Pınar yatağında uyumaktaydı. Cevher gözlerine inanamıyordu. Pınar. o hayat dolu kız gitmiş yerini hastalıktan iyice çökmüş,zayıflamış bir kız almıştı. Cevher yanına gitti dizlerinin üstüne çöktü ve Pınarın elini eline aldı.
'' Pınar ben geldim ben Cevher''
Pınar yorgun gözlerini açmış.
'' Cevher sen misin rüya değil değil mi''
'' Benim Pınar Cevher''
'' Ne işin var burada.Hastalığım bulaşıcı sana da bulaşacak sonra''
'' Bulaşırsa bulaşsın''
'' Benim için geldin''
'' Evet senin için geldim''
'' Bir daha gitme o zaman''
'' Gitmem''
'' Söz mü''
Cevher Pınar'ın elini dudaklarına götürüp öperek
'' Söz''
Pınar zoraki gülümsedi.
'' Sana inanıyorum''
'' İnan Pınar hem buna hemde'' sustu
'' Hemde ne Cevher hemde ne''
'' Seni sevdiğime''
'' Deli bende seni seviyorum hemde çok uzun zamandan beri.''
'' Uzun zamandan beri mi ama ben''
'' Ama sen Hayatinin yalanlarına inandın''
'' Yalan mıydı hepsi''
'' Aslında yalan sayılmaz. Babam ekonomik durumları iyi diye Hayatinin amcasının Hayatinin onunla ilerde evlenme isteğine sıcak bakmış. Nasipse demiş.''
''Tamam yorma kendini aşkım nasılsa buradayım sen bir an önce iyileşmene bak konuşacak daha çok zamanımız olacak''
'' Ben anlatmak istiyorum Cevher bir daha bu şansı bulamayabilirim''
'' O şansı daha çok bulacak ve belkide benden bile bıkacaksın''
Pınar Cevher'in tuttuğu eli hafifçe sıkarak
'' Deli senden asla bıkmam''
'' Bende''
'' Anlatmadan önce senden iki şey isteyebilirmiyim''
'' İki değil istersen bin tane iste, ömrümü iste senindir hepsi''
'' Yok ömrün senin olsun Cevher daha güzel şeyler yaşayacaksın sen''
'' Ben değil Pınar biz''
''Beni az yukarı kaldırırmısın. Seni daha iyi görmek istiyorum''
Cevher Pınarın arkasına yastık takviyesi yaparak sırtını biraz dikleştirmişti
''Tamam bu iyi'' dedi Pınar
'' Bu ilkiydi şimdi geldi ikinci isteğime''
'' Söyle canım sen yeter ki iste''
'' Beni öpermisin.''
Cevher ikiletmemişti. Sevdiği kızın isteğini.İki aşığın dudakları birbirleriyle birleşti.Cevher geri çekildiğinde Pınar parmağıyla gel işaretini yaptı. Bu sefer ki öpücük daha uzun sürmüştü.
'' Sana da bulaştırdım şimdi hastalığımı''
'' O zaman beraber iyileşiriz bizde''
'' Elimi hiç bırakma Cevher''
'' Bırakmam aşkım asla bırakmam''
'' Şimdi sus ve beni dile tamam mı aşkım''
'' Tamam hayatım seni dinliyorum'' Pınarın elini dudağına götürüp her parmağını tek tek öpmeye başladı.
'' Hayati bana gelip her şeyi anlattı. Beni sevdiğini.Benle evlenmek istediğini. Babamında buna onay verdiğini söyledi. Bense ona asla olamayacağını onu bir arkadaştan başka gözle asla göremeyeceğimi ve gönlümün bir başkasında olduğunu söyledim.''
'' O zaman o teneffüslerde gördüğüm konuşmalarınız''
'' Hayatinin kabul ettirme çabalarıydı''
''Ama bana senin de onu sevdiğini söylemişti.Sürekli gelecek planlarınızı anlattı durdu. Beraber karar verdiğinizi söyledi''
'' Öyle yapmıştır. Çünkü benim seni sevdiğimi anlamıştı. Seni benden uzak tutarsa onu ilerde sevebileceğimi düşündü herhalde''
'' Ve bende bir aptal gibi ona inandım ve gittim''
'' Evet gittin senin gitmenle beraber bende bittim''
'' Ne yaptım ben''
'' Sen sadece sevdiğin bir arkadaşına inandın hepsi bu''
'' Oysa senin için ne pahasına olursa lsun savaşmalıydım''
'' Savaştın zaten. Benim için dayak yemeyi göz önüne alarak Denizli'ye kadar geldin''
'' Ama sonra gene Hayatiye inandım''
'' Bizi sürekli beraber görüyordun. Onunla daha mutlu olacağıma inandığın için gittin. Yalan mı''
'' Aslında evet.Tek istediğim senin mutlu olmandı.''
'' Şimdi anlamışsındır. Benim mutluluğum sensin''
'' Benimde sensin Pınar benim de sen''
'' İki sevgilinin dudakları tekrar birleşmişti''
Arkalarından bir ses duyunca Birbirleriin dudaklarından ayrıldılar. Gelen nöbetçi doktor Ali Kemal beydi.
'' Tahmin ettim seni bahçede göremeyince içeriye gireceğini''
'' Özür dilerim ama Pınarı görmeden yaşayamazdım''
'' Bunu gözlerimle görünce anladım zaten ve içeri gelmeden bunu hazırladım'' dedi elndeki şırıngayı göstererek.
'' Aç kolunu bakalım bey efendi''
Cevher Pınara baktı. Pınar
''Aç kolunu aşkım'' dedi
Cevher kolunu açtı. Doktor verem aşısını Cevherin koluna vurdu. Sonra Pınara döndü.
'' Seninde gözlerin canlanmış gibi biraz. Senide bir kontrol edelim bakalım küçük hanım''
Doktor Ali Kemal Pınar'ıda muayene etmiş. Ve gülümsemişti.
'' Demek senin ilacında gelmiş gibi görünüyor. Bizim on günde alamadığımız yolu nerdeyse beş dakika da almış gibisin''
'' O benim ilacım değil doktor bey o benim yaşamım'' dedi Pınar
Cevher
'' Beni odadan çıkartmayacaksınız değil mi doktor bey''
'' Çıkartayım da gene kaçak gir değil mi.''
'' Evet doktor bey kapıdan kovsanız pencereden oradan da kovsanız bacadan illaki girerim''
'' Biliyorum. Üstelik senin yanında olman, güzel hastamızı iyileştirecek gibi gözüküyor. Zaten hastamız iyileşmese de siz bence beraber ölmeye bile hazırsınızdır.''
'' Kesinlikle hazırız doktor bey'' dedi Cevher.
'' Kal bakalım biraz daha ama sonra gitmelisin sana söz yarın yanına gelmene bizzat ben yardımcı olacağım. Sende güzel hanım bu yakışıklıya kavuşmak istiyorsan çabuk iyileşmeye bak''
Doktor odadan çıkmış iki sevgiliyi baş başa bırakmıştı. Pınar yatakta yana kaydı.
'' Yanımda yatmak istermisin''
Cevher Pınarın açtığı yere yüzü Pınara dönük şekilde uzandı.
'' Sonsuza dek''
Cevher ve Pınar Pınar'ın hasta yatağında en mutlu günlerini yaşıyorlardı. Sınırsızca birbirlerine duyduğu aşkı paylaşıyorlardı. Üstelik bunu paylaşmak için kelimelere de ihtiyaçları yoktu. Gözler ve hızla birbirleri için çarpan iki yürek buna yeterliydi.
Ogün kaybettikleri zamana inat bolca öpüştü iki aşık. Doktor ''gitme vakti'' demese Cevherin gitmeye niyeti de yoktu zaten. Sonsuza kadar orada öyle beraberce kalabilirlerdi.
Cevherin gelmesi ve birbirlerine duyduğu aşk Pınarın hızla iyileşmeye başlamasına neden olmuş ve bu aşk tüm hastanece duyulmuştu.Hastane de İkisinin buluşmasında hiç bir engel kalmamıştı artık. Genç aşıklar ne zaman birbirlerini görmek isterlerse rahatça görebiliyorlardı Hatta bir gece Cevher evine gitmeyip hastanede Pınarın yanında kalmış.Yirmi dört saatlerini beraber geçirmişlerdi.Doktorlar Pınarın iyileşme durumundan çok memnundular.İyileşmesi beş ayı bulur diye tahmin ediyorlardı. ama Cevher öyle güçlü bir ilaçtı ki Pınar bir ayda taburcu olmaya hazırdı.
Cevher bir aydır takımından uzaktı ama ona sorsan daha dün geldim derdi. Pınarın taburcu olacağı gün Bütün hastane bu iki genç aşığı görebilmek için toplanmışlardı sanki.Onları tanıyan tüm hastane personeli onları uğurlamaya gelmiş mutluluklar temennilerini iletmişlerdi. Pınarın ailesinin hiç sesi çıkmamıştı bu süreç içinde sadece kızlarının bir an önce iyileşmesine seviniyorlardı. ve bu iyileşmeye neden olan genci de kabul etmiş gibi görünüyorlardı. Cevher de Pınarda çok mutluydular.
Cevher ve Pınar Hastanede iken planlarını yapmışlar ve bu Pınarı ailesi ile paylaşmışlar ve kabul görmüşlerdi.Pınar iyileşince her ikisi de okullarına dönecek Okulun yaz tatiline kadar Cevher İzmir'e geldiğinde görüşmelerine izin verilecek. Yazın Cevher'in ailesi gelip Allah'ın emri Peygamberin kabulü ile Pınar'ı Cevhere isteyecek ve kendi aralarında bir sözlenme yapacaklar sonra bunu nişan ve okul bitiminde de düğün takip edecekti.
Pınar taburcu olduktan bir hafta sonra. Okuluna dönecek kıvama gelmişti. Artık birbirlerine kavuşmak için engel olarak sadece zaman ve okul vardı. Okul bitmeden birbirlerine tam anlamıyla kavuşamayacaklardı. İkisinin de bu engeli aşmak için zaman kaybetmemeleri gerekiyordu. İkisi de derslerinden oldukça uzak kalmışlardı. Şimdi derslerine çalışma ve aradaki mesafeyi kapatma zamanıydı.ve bunları yapabilmek için Cevher'in İstanbul'a dönmesi gerekiyordu.
Pınar okuluna Cevherde İstanbul'a dönmeye hazırlardı. Birbirlerine uzunca sarılarak en kısa sürede görüşmek üzere ayrıldılar.Cevher İstanbul'a mutlu bir adam olarak dönüyordu.ve önlerinde aşılması gereken uzun bir süreç vardı ve iki aşıkta bu süreci aşmaya çoktan hazırdı.
Büyük baba anlatmasını burada kesmişti. Zülal
'' Bitirdin mi yoksa dedem yaaa''
'' Bu gecelik bu kadar yeter genç bayanlar hadi bakalım yataklarınıza''
Genç kızlar odalarına çekildiklerinde.
'' Deden çok aşık olmuş ona Zülal baksana''
'' Evet ya sevdiği kadın için hastalanıp ölmeyi bile göze almış''
'' Ne güzel aşk ya. Sonrasını merak ediyorum ben Zülal''
'' Bende Pınar.Biz öyle bir hastalığa yakalansak ne olurdu acaba. Bizimkiler ne yapardı''
'' Benimkini bilemem de Murat kesin dedenin yaptığını yapar bence''
'' Sizde atlatacaksınız bak göreceksin Pınar''
'' İnşallah Zülal İnşallah''
'' Allah rahatlık versin Pınar''
'' Sana da Zülal tatlı rüyalar''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
